DENEDİĞİM ÜRÜNLER

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Ölmek İçin Henüz Erken



Hastalığı ilk öğrendiğimden beri aklımdan geçen cümlelerden biri bu olmuştu. Sen daha miniciksin 9 aylıksın yaşını bile doldurmadın ki Miskin gitmek için bu acelen niye? 

Daha önce de bahsettim corona virüsü  bazı kaynaklara göre %10, bazılarına göre %1 ihtimal ile FİP 'e çevirip kedileri geri dönüşü olmayan bir yola sokuyor. 

Bir yerlerde eksik bir şeyler mi yaptım acaba diye düşünmeden duramıyorum yada acaba fazla mı ?

Acaba aşı üstüne aşı ve kısırlaştırmamı sebep oldu, yoksa Balıkesir yolculuğumu? yada Miskin bebekken arkadaşımdan aldığım tırmalama tahtasından mı virüsler  geçti, nadirde olsa 2-3 kez bahçe gezileri mi sebep oldu? Düşününce olabilecek bir sürü olasılık çıkartıyor insan tabi bunların hiçbiri de olabilir. Her ne kadar coronanın fip mutasyonu stresten olabileceği söylendiği gibi henüz kesin sebebi çözülmüş değil. Kedinin travma geçirdiği, strese girdiği, bağışıklığının düştüğü bir anda oluveriyor.

Artık bu anlamda kendimi suçlamayı büyük oranda bıraktım çünkü bazı şeyler tecrübe edilmeden anlaşılamıyor. Geriye baktığımda daha iyi vitaminler ile destekleyebilirdim diye düşünüyorum sadece, özellikle mevsim geçişlerinde. Zaten babycat multivitamin veriyordum hergün. Onun dışında ekstra vitamine girmedim çünkü şimdiden organlarını yormama düşüncesi vardı. Zaten kısırlaştırma öncesi zylex isimli bir bağışıklık aşısıda olmuştu. İnsan ne olacağını bilemiyorki işte...

Bizim durumumuz biraz değişik bir seyir izlemeye başladı. Fip'in iki çeşidi oluyor.

1) Islak Fip
2) Kuru Fİp

Corona FIP'e çevirdikten sonra hastalığın kuluçka dönemi 4-6 hafta arası değişiyormuş.
Bu arada ıslak fip kuruya , kuru ıslağa dönüşebiliyor.

Islak fipte kedilerin genelde karın veya nadiren göğüs kısımlarına hızlı bir şekilde sıvı doluyor ve bir kaç haftaya ölüm ile sonuçlanıyor. Eğer dolan yer karındaysa kedinin karnı balon gibi şişmeye başlıyor. Biriken sıvı göğüse doluyorsa  dışarıdan anlamak mümkün olmuyor . Biriken sıvı içerideAkciğer ve kalbi sıkıştırıyor ve kedi zor nefes almaya başlıyor. Zaten bizde durumu ancak o zaman farkettik. Son iki gün durgundu ve tüylerini sürekli kabartıyor, oyun pek istemiyordu. Zaten o günün sabahı veterineri aramıştım ve hafta sonu muayeneye götürecektim. Aynı günün akşamı nefesindeki tuhaflığı farkedince hemen bir sonraki sabah götürdüm. Çünkü nefesi dakikada 60 gibi bir rakama ulaşmıştı. Kediler için normal nefes sayısı dinlenme durumunda 20-30 arasında değişmesi gerekiyor. Ben tabi herhalde bir şey yuttu, boğazına bir şey takıldı yada temizlik suyu vs falan içti zehirlendi yada üşüttü gibi fipin yanında masum kalacak hastalıklar aklımdan geçiriyordum. Kötü şeyler olacağını aslında hissettim ama konduramıyor insan öyle şeyleri.

Aşağıda gördüğünüz röntgen miskinin ilk gün çekilen röntgeni, Siyah gördüğünüz alan sıkışmış akciğeri. Bizdeki ıslak fip göğüste oluştu karında herhangi bir sıvı birikimi gözükmüyor.




Bu aşağıda gördüğünüz ise sağlıklı bir kedide olması gereken akciğer görüntüsü, nasıl bir fark var ve nasıl bir basınç var orada tahmin etmişsinizdir.


                                                                       foto kaynak 

Ertesi gün çekilen röntgeni bende olmadığı için koyamıyorum ama yukarıda gördüğünüzden bile kötü ve incecik kalmıştı. 

Röntgenden sonra hemen bir kan testi yapıldı, aklınızda bulunsun buna hemogram 'da deniyormuş ben daha önce bilmiyordum.

Oda bu oluyor .
Kısaltmaların anlamları için tıklayabilirsiniz



























Ben açıkçası bu değerleri okumada pek iyi değilim. Biz daha çok o an veterinerin söylediklerini ve onun çıkarımlarını dinleme çalıştık.  Aslında çok vahim bir tablo değil ama anormalliklerde varmış. Organların durumu iyiymiş gibi şeyler söylemişti. Aynı gün hemen corona testi yapıldı ve yüksek bir oranda kanda coronaya karşı oluşmuş antibodyler olduğu sonucu ortaya çıktı. Bu tabiki kötü bir şey. Yani bu kadar anormal bir yükseklikte virüse karşı gelişmiş silahların kanda olması hem kesin corona virüsünün varlığını kanıtlıyor ama bardağın öteki yanından bakacak olursakta vücudun güçlü bir tepki vermiş olabileceğini işaret ediyor. 

İkinci gün anestezi yapılarak göğüs boşluğundan bir brdak kadar sıvı çektiler ve onu da tahlile gönderdiler. Anestezi yapılmadan çok riskli bir bölge olduğu için göğüsten sıvı çekilemez. Tahlilden sıvı bakterisiz ve bol proteinli çıktı bu arada görünüm olarak rengi yeşil be bulanıktı. Göğüsten alınan sıvının proteinli olması illaki FİP olduğu anlamına gelmiyor ama çok destekleyici bir gösterge. Eğer corona negatif çıksaydı sıvının varlığı kalp veya damar rahatsızlığı ile de ilişkilendirilebilirdi.

Fip ve benzeri sıvı birikimli rahatsızlıkların teşhisi için şu makaleye göz atmanızı öneririm. Makaleyi facebookta bulunan Fip Fighters grubundan oscar birman bana göndermişti. Eğer bu hastalık ile uğraşıyorsanız yapmanızı ilk önereceğim şeylerden birisi Facebookta bu gruba üye olup hikayenizi paylaşmak ve görüş istemek. Bir çok deneyimli üye var ve hemen yardımcı olmaya  çalışıyorlar. Yalnız uyarayım sayfa postlarında çok fazla ölüm postu oluyor. Kendinizi onlara kaptırmayın çünkü her sabah bir kedinin daha kaybediliş hikayesini okumak insanı derin bir karamsarlığa sürüklüyor, ben artık onları okumamaya çalışıyorum.Yani kediniz fip değilse bu sayfaya girmenize gerek yok derim. Biraz moralimi düzeltmek için okuduğum bir blog var. Onecatlife. Mutlaka bu bloğu ve mucize eseri yaşayan kedilerin hikayelerini okuyun. Hem biraz umut hemde ileriki süreçlerde başınıza gelebilecekler hakkında bilgi bulabilirsiniz. Malesef blog sahibin kedisi mishka 5 ay sonra ölmüş ama ölümden yıllar sonra bile sahibi konuyla ilgili postlar girmeye aktif olarak fip fighters ta önerilerde bulunmaya devam ediyor. Seviyorum böyle insanları.

FIP olarak teşhis edilen hastaların yalnızca %18'i nin gerçekten FIP olduğu sonradan ortaya çıkıyormuş  Dr Addie'ye göre. Kuru fipi teşhis etmek bir çok hastalık ile benzerlik taşıdığı için çok daha zor ancak ıslak fipte teşhis elinizde bir sıvı olduğu için daha kolay oluyor. Ancak yinede otopsi yapılmadan kesin FIP denemiyor öyle de aşağılık bir hastalık. Şimdi gelelim girmeniz gereken en önemli sayfaya.

Bu kadıncağız fip uzmanı, uzun yıllardır çalışıyor ve bu sitede öyle güzel bilgiler varki vakit kaybetmeden hemen iki çıktı alın. Birini veterinerinize verin diğerini kendiniz okuyun. Orada tüm detaylar yer aldığı için buraya ayrıca yazmıyorum, isteyen olursa sonradan çeviri yapmaya çalışırım.

Bu arada sıvı çekimleri ve tahliller yapılırken veterinerimiz ile görüşmelerimizde Kedi Interferon Omega tedavisi olduğunu duyduk. Bu bir çözüm değil, yani işe yarayıp yaramayacağı belli olmayan tedavi. Veterinerimiz kuru fip hastaları için kullanıyormuş ve onların ömürlerini uzatmada işe yaradığını söyledi. Şansımıza elinde başlangıç dozu için yetecek kadar bulunuyordu. Tek sorun çok pahalı bir tedavi olmasıydı. Buradan fiyatlara çok girmeyeceğim. Hemen kabul ettik tabi çünkü evet o bir kedi ama o bizim artık ailemizden biri. İyi günde ve kötü günde madem sahiplendik sorumluluğu neyse yerine getirmek zorundayız.

Interferon tedavisi günde bir defa toplamda 5 gün boyunca devam etti. Bu arada prednisolon vermeye başladılar. Yemek yemediği için bir süre damardan serum yolu ile beslendi. Ancak bir sorunumuz vardı sıvı hızla geri doluyordu. ilk çekimden üç gün sonra ikinci çekim ve iki gün sonra üçüncü çekim yapıldı. Artık herhalde kaybediyoruz diye düşünmeye başlamıştık çünkü çekimleri normalde haftada bir olarak planlamışlardı bu kadar hızlı dolması yapacak fazla bir şey bırakmıyordu. Ben mucizelere inanmam ama ne olduysa oldu ve üçüncü çekimden sonra sıvı dolmamaya başladı. Belkide interferon etkisini gösterdi. 

Bir süre sonra yeniden yemeye ve iyileşme belirtileri göstermeye başladı. TAbi bunun sebebi verilen streodiler ve prednisolon olabilir diye düşünüyorum. Prednisolon kortizon. Vücudun bağışıklık sistemini zayıflatıyor. FIP'te sorun virüsün kendisini kedinin RNA'sı içerisine kopyalamış olması. Böyle olunca vücudun kendi bağışıklık sistemi kendi organlarına zarar vermeye başlıyor. Bağışıklık sistemini zayıflatmak bu anlamda vücutta gerçekleşen tahribatı azaltmış oluyor.Bu benim anladığım kadarı ile olayın özeti. Ama bir yandan vitaminler ve omega 3 , arginin ile besin ile desteklemek gerekiyor. 

13. güne kadar iyi gibiydi ama o gün yine kötüleşti. Yemek yemeyi bıraktı ve uyumaya başladı. Hemen interferona başladılar ve beş doz şeklinde daha bir kür uygulandı. Artık 20. güne gelmiştik ve veterinerden eve getirme zamanı gelmişti. Ben başlarda interferonun uygulanış şekline çok dikkat etmemiştim ama dr. addie'nin çalışmalarında bahsi geçen japon veteriner ishida'nın çalışmalarını kurcalamaya başlayınca onun fip için farklı bir tedavi prosedürü uyguladığını farkettim. Ve bir blogtada ishidaya atılmış mail sonrasında kendisinden gelen cevabı okudum.Blog için tıklayın 

Interferon ile ilgili FELV tedavisinde 0.,14.ve 60. günlerde 5 'er doz uygulandığını ki zaten ilacın üreticisi virbagen omega'nın sitesinde de böyle öneriliyor ama ıslak FIP için farklı bir prosedür uygulandığını okudum. Ishidanın orjinal çalışması için tık. O çalışmada yer alan 12 kediden birinin detaylı case için tık

Yani ilacın kendi kullanım talimatında FIP'le ilgili bir şey yazmıyor çünkü işe yaradığına dair anlamlı bir sonuç alınamamış bu sebeplede dozlar ishida gibi bağımsız çalışmalar yapan kişilerin notlarında farklı yazıyor. Hemen tüm çıktıları alıp veterinerimiz ile konuştum ve biz ilk dozları biraz farklı uygulamamıza rağmen bundan sonrası için haftada bir interferona ishida'nın çalışmalarında olduğu gibi devam etmeye karar verdik. Oda zaten örnekleri inceledi, mümkün olduğunca interferonu tekrarlamanın iyi olacağını söyledi. Tesadüf Eline henüz ulaşmış içerisinde fip tedavisi ile ilgili güncel prosedürlerinde yer aldığı bir kitaptada benzer şekilde prosedürden bahsediliyordu böylece oradan da teyit etmiş olduk.

Geçtiğimiz Pazartesi akşamı Miskini eve getirdik. Artık günlük tutuyorum gelişmeleri katdetmek için.
İlk iki gün yemek yemiyordu pek. Zaten kuru mama hiç yemiyor. Üç çeşidi de red etti. Islak mama bir miktar yiyordu ama günde 1 paket en fazla. Bir iki kez şırıngayla zorla besledim. bu arada sabah akşam uygulanması gereken ilaçları var. Onları uyguladığım için benden nefret ediyor. Düne kadar iyi gibiydi ama dün akşam yine durgunlaşıp kötüleşti. Bu sabah yine ıslak mamasını yedi ama işte bir kırgınlık var sanki. Buarada bahsetmeyi unuttum o ikinci beşli doz interferona başlamadan önce gözlerinde problemler ortaya çıkmaya başladı. Gri noktacıklar ve siyah kısımda bozulmalar. Şimdi onları damlalar ile düzeltmeye çalışıyoruz. Giderek kötüleşiyor.

Ben uzman değilim hasta yakınıyım burada yazdığım tüm bilgiler kendi bakış açıma ve düşüncelerime ait, bazı şeyleri yanlış biliyor veya düşünüyor olabilirim lütfen bunu unutmayın

1960 'lı yıllardan 2008'e fip ile ilgili bir literatür taraması. Okumanızı öneririm.


Dr Addie yürütücülüğünde bir ıslak fip vakası 


Mümkün olduğunca detaylı yazmaya çalıştım hastalık seyrini ama hala bir çok boşluk var sanırım ve eklemeyi unuttuğum link. Artık aklıma geldikçe tamamlamaya çalışacağım. Gördüğünüz üzere inişleri ve çıkışları olan bir hastalık. Zaman bize gösterecek ne olacağını günlerimiz mi var, haftalarımız mı yoksa aylar mı? Hergünümüz bir veda bizim artık.

Umudu taşımak hem yorucu hem sıklıkla acı verici. 

Öyle çok istemiştimki bir kedim olsun..bu da benim lanetim galiba.

Edit: Miskin'in durumunu anlatmaya o kadar odaklandım ki burada veterinerimiz Ece Hanım ve Başak Hanım'dan çok az söz ettiğimi farkettim. İyiki başından beri Ece Hanım'ın Kliniğini tercih etmişiz. 20 gün bebekler gibi baktılar Miskin'e. Kuru FİP'li hastaları da olduğu için bu konuda benzer tecrübeleri de vardı ve Interferon gibi nadir tedavi yöntemlerini hemen Miskin'e uygulayabildik ve sıvı akışı belki de bu sayede durdu. Miskin hala yaşıyorsa Ece ve Başak Hanım'ın çabaları ile yaşıyor. Bloğumu bilmeselerde ben buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.











18 Nisan 2015 Cumartesi

Muhtemel FIP'te Üçüncü Gün

Merhaba,

Bugün hastalığı keşfedeli üç gün oluyor. Aslında içimden yazmak gelmiyor artık ama aynı durumda olabilecek bizim gibi umutsuzca çare arayan kişilere ileride belki bir faydası olur bu bilgilerin.Bu sebeple biz neler yaşıyoruz ve öğreniyoruz ayrıntısıyla anlatmaya çalışacağım.Şimdi yazmazsam bir daha hiç yazmam.

Dün Corona testi sonuçları geldi. Malesef pozitif. Bu bizi bir adım daha  FIP'e yaklaştırdı.

Bu hastalıkta belirtileri yakalamak ve erken teşhis çok önemli. Ama çok sinsi ilerleyen bir hastalık ve neredeyse son aşamalara kadar hiç belirti göstermiyor. Bir de tabi çok çeşidi var. Corona nereye yerleşirse orada gelişiyor. Mesela beyne yerleşseydi epilepsi belirtileri olacaktı. Bizimkinde solunum sisteminde yerleşmiş, bizim hissetiğimiz belirtiler nefes darlığı ve buna bağlı durgunluk oldu. Sindirim sistemine yerleşmiş olsaydı eğer bağırsaklarına yerleşecek ve ishale sebep olacaktı.

Mesela Miskin ishal olmadı hiç. FIP belirtilerine bakarsanız ishalde geçiyor, geçmesinin sebebi ise işte bu yerleşim yerinin farklı olması.Veteriner ile konuştuğumuzda virüsün kendi içinde de çeşit gösterdiğini söyledi. Ve hatta bizimkinin değerinin yüksek olduğunu buda virüsün daha güçlü olduğunu gösteriyormuş. Her şey bize karşı duruyor sanki...

Biz nasıl anladık. Son bir iki gündür oyun oynamak istemiyor çoğunlukla uzanıyordu. Son gün ise nefesinde ciddi bir hızlanma farkettik. Onun dışında burun akıntısı vs olmadı.
Röntgeni çekildikten sonra farkettik ki ciğerlerinin içi su ile dolmuş akciğerine yer kalmamış yavrumun. Dün testin sonucu pozitif gelince sıvı çekimi yapıldı. Neredeyse bir bardak yeşil bulanık bir sıvı çıktı. Biz sarı bekliyorduk, yeşil çıkmasının sebebi birde enfeksiyon oluşmuş olmasıymış.
Hemen sıvı tahlil edilmek üzere laboratuvara gönderildi ama araya hafta sonu girdiği için pazartesi sıvı tahlili elimizde olacak. Bir gol daha.

Veterinerimizin görüşü kesin FIP olduğu yönünde ve tedaviyide buna göre başlattık. Ancak tahlil sonuçlarını yine de bekliyoruz. Geç kalmamak adına başladık tedaviye çünkü zaman altın değerinde. Virbagen Omega isimli bir interferon varmış. Avrupa'da bulunuyormuş. Malesef ruhsat fiyatları yüksek olmasından ötürü Türkiye'ye ithal eden kimse yok bu ilacı. İlaç zaten pahalı bir ilaç, ruhsat , getirme masrafı derken buraya daha da pahalıye gelmiş olacak.Bu sebeple kimse kalkışmıyor. Yasak yollardan bavul içerisinde Türkiye'ye sokulabiliyor. Bizim şansımıza veterinerimizde gerekli doz bulunuyor şimdilik. Devamı için araştırmaya girdik, bir tanıdığımız belki yardımcı olacak Almanya'dan, şu anda irtibat halindeyiz,raporlarımızı oradaki veterinere göndereceğiz.

Yani anlayacağınız ilaç temini çok zor ve tedavide oldukça pahalı. Belki bir çok iyileşebilecek fip hastası kedi bu sebeple ölüme mahkum oluyor. Veterinerimizin anlattığına göre Avrupa'da corona rastlanılan kedi barınaklarda doğrudan uyutuluyormuş. Bakın fip li demiyorum. Fip'e dönüşmeden önceki kedilerin %50 sinde olan ve yüksek bulaşıcılığı olan coronadan bahsediyorum. Bu sebeple Avrupa'da bizdeki kadar yaygın değilmiş. Ancak burada kediler sokakta gezdikleri için birbirlerine çok çabuk bu virüsü geçiriyorlar ve İstanbul'da sokakta yaşayan belki her kedide bu virüsten var.
Bunun önüne nasıl geçilir bilemiyorum ama uyutmak bana çok insafsızca geliyor.Yani bu corona virüsü aslında siz tüm kedi sahiplerini yakından ilgilendiriyor ve kedi toplumunun ciddi bir sorunu.
Çünkü virüs arttıkça ve yayıldıkça fipe çevirme oranıda artıyor. İnsanlar için SARS virüsü gibi birşey işte.

Bugün içerisinde miskinin tüm sonuçlarını tahlil bilgilerini buradan yayınlayacağım,

Bu arada interferon tedavisinin yanı sıra damardan vitamin takviyesi ve lyzin veriliyor.

Hala bir şüphe,bir umut var içimizde veterinerimizin görüşü FIP olduğu yönünde olsada. Pazartesi sıvının da tahlil edilmesi ile neredeyse kesin olacak her şey.

Kalbim ruhum Miskin'le. Savaş oğlum, nolur sende o düşük istatikler içerisine gir. Sende kurtul. Belki senin kurtuluşun başkaları için de umut olur. Şans az da olsa kurtuluşun canlı örneği olursun.

Moralimi yüksek tutmaya özellikle Miskin'i görmeye gittiğimde onunlagüzel bir ses tonunda konuşmaya ve moral vermeye çalışıyorum. Çok zor gözyaşlarını tutmak ama yapmak zorundayım.

Bu arada yorumları ile desteklerini esirgemeyen bizleri merak eden herkese,
Ziyaretimize gelen, tedavi için çırpınan Miskin'in manevi kardeşi Mia'nın sahibi altın kalpli Pati Günlüğüne,
Hiç tanışamasakta yanımızda olan desteğini esirgemeyen, desktek olan Zen Pet Otel sahibesi Rüya Hanıma,
Bloğumu hiç bilmeyen,yanımda olup yardımlarını desteklerini esirgemeyen tüm dostlarıma
Bize en iyi tedaviyi sağlamaya çalışan Veterinerimiz Ece Paylan'a ve Başak Hanım'a ,

çok teşekkür ederim , iyiki varsınız...





17 Nisan 2015 Cuma

Keşke dememek için

Merhaba,

Hiç böyle bir yazı hazırlayacağım aklıma gelmezdi bu kadar kısa sürede  ...ama oldu işte.
Miskin muhtemel ıslak  FİP hastalığına yakalandı ve bizim veda etmek için az bir zamanımız var.
Bu kadar karamsar olma diyebilirsiniz ancak veteriner neredeyse emin, doğrulamak için testleri bekliyoruz sadece.

Kuzum, güzel oğlum beni bırakıp gidecek ve benim şuan ağlamaktan başka yapabileceğim bir şey yok. İnternetten araştırıyorum, veterinerimizde mevcut en iyi tedaviyi uygulayacaklarını belki ömrünü uzatabileceklerini söylüyor ama umutlanamıyorum çünkü bir tane bile kedisi fip olupta sonra sağlığına kavuşmuş bir örnek yok hep sonu ölümle bitiyor.

Bu yazıyı siz kedi severlere bir uyarı olarak yazmak istedim.

FIP'in suçlusu corona virüsü aslında kedilerin yarısında olan bir virüsmüş. Ne zaman ve nasıl mutasyona uğradığını neyin tam olarak tetiklediği bilinmiyor ama kedinin hayatının bir noktasında bu virüs FIP'eçevirip sizi dönülmez bir noktaya sürükleyebiliyor.

En iyi mamayı , en iyi tuvaleti araştıracağıma keşke önce tüm hastalıkları detayıyla okusaydım. Keşke FİP'in birincil virüsü olan Corona'nın testini Miskin'e yaptırsaydım. Sonuçta onu sokaktan bulduk, annesinden geçmiş olma ihtimali çok yüksek. Ve bilseydimki corona pozitif, deli gibi titizlenir, bütün vitamin ve destekleri uygulardım. Sonuçta en iyi mamaları eniyi vitaminleri seçip verdim ama işte bir şeyin farkında olup alarmda olmak ve en iyinin en iyisini sağlamak farklı birdurum.Stres seviyesine çok dikkat ederdim mesela, Tabiki yine strese girsin diye uğraşmadık ama ne bileyim işte bilseydim daha başka olurdu gibi geliyor.

Birde tabi içimde bir şüphe var. Yaklaşık yirmi günkadar önce Balıkesir'e gittiğimizi söylemiştim hatırlarsanız. Miskin'i de götürmüştük. Kardeşim yaklaşık 2-3 ay önce orada yavru bir sokak kedisini bir günlüğüne eve getirmiş olduğunu öğrenmiştim. Tabi bilmiyorum ki böyle bulaşabileceğini. Bu virüs kedi orada olmasada 7-8ay varlığını sürdürebiliyormuş. Acaba yavrum oradan mı kaptı, çünkü o sıra hiç dışarıya çıkarmadık zaten havalar kötüydü.

Artık keşkelerin çok geç olduğu bir zamandayız biz ama sizin için geç değil. Nolur kedinizin bağışıklığına FIP olabilirmiş gibi titizlenin, nolur dikkat edin.Daha çok sevin onu,  daha çok oynayın.İlgi istiyorsa bıkmadan ilgilenin. Bilinki size ayrılan süre her an sonuna gelmiş olabilirsiniz.
Ve siz en sevdiğinizi göz açıp kapayıncaya kadar kaybedebilirsiniz.

Testlerin sonuçları gelir gelmez yinede veterinerimden alıp araştırıp soruşturmaya devam edeceğim.
Keşke bir umut olsaydı.Keşke mucize olsa başka bir şey çıksa...

Güzel oğlum veterinerde dünden beri, yolculuk onu strese sokabilir diye eve getirmedik güzel gözlümü.

Tüyleri, kokusu evde her yerde. Oyuncakları, en sevdiğim sabahlık. O pembe sabahlığı görmek bile içimi yakıyor. Böyle miğdeme bir bıçak saplandı ve yerinden oynamıyor mümkün değil.Yemek yemek istemiyorum. Nasıl bir acı bu böyle, Çok yakın bir dost, arkadaş yoldaş kaybetmenin acısı, tarifsiz...



16 Nisan 2015 Perşembe

Hayatımın En Kötü Günü

Merhaba,

Miskin malesef çok hasta, ıslak fip olma ihtimali çok yüksekmiş, kesin sonuçları yarın bekliyoruz.
Hayatımın en kötü günü bugün. Dünya başıma yıkıldı sanki bir kabusu yaşıyorum..

12 Nisan 2015 Pazar

Kediniz Geceleri Miyavlıyorsa

Endişelenmeyin bir süre sonra geçecek.

Bloğumu takip edenler bilirler bir dönem Miskin neredeyse her gece bazen gece saat 3, 4 ,5 ,6 gibi saat başlarında yada ortalarında nasıl keyfi gelirse başlıyordu bas bas miyavlamaya.Ne uykumuz kalmıştı,ne sinir bırakmıştı çok yıpratmıştı bizi. Çünkü ne yapsak susturamıyorduk.

Yok saymak, su ile ıslatmak, kızmak, yatak odasının kapısını açmak, salonda onun yanında uyumak, sakinleştirici macun, çok oyun oynamak,yormak... Malesef hiç biri tam çözüm olmadı. Sonunda yaklaşık 8-8.5 aylık iken kısırlaştırma ameliyatı yapıldı. Devam eden iki hafta boyunca daha miylamaya devam etti sonra kendi kendine kesildi.

Son bir aydır artık hiç miyavlamıyor. Biz kapımız kapalı yattığımız için yalnızca bizim içerden alarmımız çaldığı zaman hadi kalkın kapıyı açın diye bağırıyor. Miyavlama tonunda ise ciddi bir törpülenme oldu. Kısırlaştıma ameliyatından önce miyavlamaya diyemeyeceğim, adeta böğürmeleri  gerçekten çok rahatsız ediyordu. Ama şimdi miyavlamaları bile daha yumuşak Miskintoşumun.

Sonuç olarak sizde benzer problemler yaşıyorsanız biraz sabırlı olmanız gereken bir dönem yaşıyorsunuz demektir.Uygun yaşa gelipte kısırlaştırma ameliyatını yaptırdıysanız mutlu sona çok yakınsınız . Bu süreçte mümkün olduğunca yok saymaya çalışın ve her miyavladığında tepki vermeyin derim ben. Hormonları düzene girip biraz daha yaş aldığında sakinleşecek ve sizinle birlikte uyumayı öğrenecektir.Sonra gelsin mutlu günler :)

At Şampuanı Diye Bir Şey Varmış

Geçen ay Amerika'ya giderken iş yerinden bir arkadaşım sana şampuan sipariş edebilir miyim dedi. Ben de pek tabi dedim. Yalnız bir tanesi 1 kg ben senden 2 tane istiyorum dedi. Şaşırdım tabi ki ama bir kere evet demiş bulundum mecbur getiricez artık napalım :)

Meğersem istediği şampuan aşağıda resmini koyduğum at şampuanıymış. Amerika'da üretiliyormuş, Aslında başta atlar için üretilen bir şampuanmış ancak insanlarda da sonuç verince bir şehir efsanesi olarak adeta nam salmış.Ben tabi arkadaşımla dalga geçmeyi ihmal etmedim. Bu arada 1 litre şampuan 8 dolar, oldukça ucuz bence. Sözde saçları gürleştiriyor, dökülmeleri önlüyor ve güçlendiriyormuş.



Neyse Amerika'ya beraber gittim kız arkadaşlarımızla alacağımız siparişleri konuşurken onlarda demez mi bizde duyduk at şampuanı alıcaz diye :)) Beni sardı bir merak tabi. Kozmetik alışverişini yaptığımız Walgreens'lerden birinde bulduk ve raftaki bütün at şampuanlarını almış olduk. Ben yine abartmadım meraktan kendime bir şişe aldım sadece. Bu arada şişenin arka kısmında direction for human ve direction for animal diye iki farklı kullanma kılavuzu var.Yani bir atınız varsa bu şampuanı onun için de kullanabilisiniz hakikaten :D.

Kasiyer kadın kilo kilo şampuanları aldığımızı görünce şaşırdı, şampuanı ilk defa görmüş gibi üstünü okudu inceledi. Muhtemelen deli mi bunlar bunda bir bit yeniği var diye düşünmüştür..

Delimiyiz bilmiyorum ama hepimiz at şampuanlarımızı aldık,başladık kullanmaya. Bence normal bir şampuan işte. Çok acayip bir etkisini görmedim henüz, yalnızca sanki biraz dökülmesi azalmış olabilir. Kesin yorum yapabilmek için biraz daha uzun zaman geçmesi gerekiyordur. Geldikten sonra Türkiye'deki fiyatına baktımda 70TL gibi saçma bir fiyata satıldığını gördüm. 

Siz siz olun sakın öyle uçuk fiyatlara alayım demeyin. Birisine sipariş etme şansınız varsa edin yoksa o kadar para verilecek kalitede bir ürün olduğunu düşünmüyorum.

Şampuan bitince bu yazımı güncelleyeceğim.


9 Nisan 2015 Perşembe

Kedi İle Tatil



Miskintoşum yaza hazır !!


Çok uzun zaman oldu yazamadım... İnsan bir kere ipin ucunu bırakınca bir daha toplaması zor oluyor ama bir yerlerden başlamak lazım diyerekten yazıma başlıyorum.

Aslında çok fazla konu başlığı birikti. Anlatmak istediğim çok şey var ama en iyisi kaldığım yerden devam etmek ve Miskin ile geçen tatilimizi anlatmak.

 Bloğumu başından takip edenler bilir. Önceki seyahatlerimizde yanımızda götüremeyeceğimiz için 3 günlüğüne bolca mama ve su organize ederek yalnız bırakıyorduk. Bu defa yalnız kalacağı gün sayısı neredeyse 4'ü buluyordu. O kadar uzun süre üzüleceğini ve çok sıkılacağını düşündük ve pet otele bırakmaya karar verdik. Sonra biraz daha düşününce birlikte seyahat etmeyi denemeye karar verdik. Yaşıda henüz küçükken belki böyle mekan ve düzen değişikliklerine alıştırmış oluruz diye düşündük.

Tabi şimdi işin bir de konaklama kısmının halledilmesi gerekiyordu. Biz eşimin ailesinde kalacaktık ama eşimin annesi kesinlikle Miskin'i kabul etmeyeceği için kendi annemi aradım ve Miskin'i  konuk edip edemeyeceklerini sordum ve beni şaşırtan bir yanıt aldım "Evet" :)). Kızkardeşimde benim gibi kedileri çok sever, o tabi balıklama ben odamda bakarım dedi. Böylece karar verilmiş oldu.

Nede olsa arabamızla seyahat ediyorduk ve Miskin'i veterinere götürürken arabada hiç sesi çıkmıyordu.
Nitekim seyahatimizde aynı kolaylıkta geçti. Yaklaşık 5-6 saatlik bir araba yolculuğu süresince Miskoşumun gıkı çıkmadı. Yalnızca araba biraz hızlanınca yada viraj dönerken vıyık vıyıklandı ama çok uzun sürmedi. Onu da korkusuna bağlıyoruz. 

Miskin'i bırakacağımız için ilk bizim eve uğradık. Kafesinden hemen çıktı evi delilercesine koklamaya başladı. Bu arada biz gitmeden önce annemlerden boş bir koliden tuvalet yapmalarını rica etmiştim. Önce tuvaletinin yerini gösterdik ama o hiç ilgilenmedi bile. Varsa yoksa etrafı koklamak ve keşfetmek. Birde yürümesi varki neredeyse yere yapışık, tam korkuyorum ben yürüyüşü :))
Gece neredeyse 12 olduğu için gerekli tembihleri yaparak Miskin'i geçici yuvasına teslim ettik.

Aklım tabi kalmadı değil ama mecbur bıraktık artık. Ertesi gün uyanır uyanmaz hemen bizimkileri aradım, herhangi bir sorun olmadığını söylediler, zaten hemen akşamına da annemlere oturmaya gittik. Benim minnoş 24 saatte evi keşfetmiş yürümesi falan düzelmiş hatta bir neşe gelmiş bir o yana bir bu yana sıçrıyor. Babam gündüz top oynatmış. Kardemişle kovalamaç oynamışlar annemde yemekten artan butu önüne koyunca tabi bizimki bir şımarmış. Bir sıçramalar bir hoplamalar bir hareketler tam enerji patlaması yaşıyor. Bir de bizim ev çok eşyalıdır. Her taraf antin kuntin doludur, Miskin için o kadar girinti çıkıntı eminim çok eğlenceli olmuştur. Ertesi iki günde misafirlikte sorunsuz bir şekilde kaldı benim kuzum. Hatta ilk defa taze kaynamış inek sütü bile içti :D. Tabi benden habersiz. Annem kedilerin süt içtiklerini sandığı için taze kaynattığı köy sütünden bir tas ikram etmiş bizimkine. bizimkide ayıla bayıla hüpletmiş tabi ohh yarasın, sonrasında görünür bir rahatsızlığı yoktu demekki bizimkinin laktoz problemi yok diye düşünüyorum. 

Bir de tabi eklemeden geçemeyeceğim. Annem tüylü hayvanlara dokunamayan bir insandır. Ben hayatımda bir kediye köpeğe dokunduğunu görmedim. Son gün ben Miskini severken baktım annemde dayanamamış elini uzatmış tüylerini seviyor. Biraz istemsiz yaptığını düşündüğüm için ağzımı açıp aa sen tüylü hayvanlara dokunamazsınki demedim tabiki :D Bıraktım sevsin.

Bir de ananem ben Miskin'i oğlum diye çağırınca "ay hiç sevmiyorum böyle kediye köpeğe oğlum diyorlar" diye inceden bir laf attı. Beş dakika sonra "Annanesini de sevdi Miskin" diye dolanıyordu.

Yani diyeceğim o ki a dostlar, bu kedicikler en taş kalpleri bile eritir, ay elleyemem diyenleri oracıkta yalancı çıkartır. Herkes başta karşı çıktı ama eve gelincede sevmeden edemediler işte. Bunların Başkanı da benim kocam oluyor. Şimdi Miskinsiz bir ev oda düşünemiyordur emimim buna ;)

Neyse hikayenin sonuna gelecek olursak eğer, dönüş yolculuğumuzda gidiş yolculuğumuz gibi pürüzsüz geçti. En zoru eve geldikten sonraki benim işe gittiğim ve Miskin'in evde yalnız kaldığı gün oldu. Evde o kadar sıkılmışki akşam geldiğimde bana surat yaptı, ufak çaplı saldırılara geçti, ısırdı kanattı her yanımı. Devam eden iki gün boyunca bu hırçın tavrı devam etti. Neyseki saldırgan hali üç gün sürdü sonra yine normale döndük.

Ben yolculuktan dolayı sarsıldığını düşünmüştüm veterinerimizde bu konduda olabilir dedi ama  gittiği yeri sevmiş olabileceğini ve hareketli bir çevreden sakin bir eve dönmüş olmanın da onu üzmüş olabileceğini söyledi ve bende üzüldüm tabi bu yoruma.

Orada 4 gün  el üstünde şımartıldı, tüm gün evde biri olduğu için hiç yalnız kalmadı, yeni bir ortam olduğu için keşfetmekten müthiş zevk aldı bunu bende farkettim. Eğer annemler yine isterlerse bundan sonra Miskin'i hep yanımızda götüreceğiz sanırım çünkü bu kaçamaklar bize olduğu kadar ona da tatil gibi geliyor sanki.

Daha anlatacaklarım var , takipte kalın ;)


Sevgiler...









Popüler Yayınlar

Sayfalar