Hastalığı ilk öğrendiğimden beri aklımdan geçen cümlelerden biri bu olmuştu. Sen daha miniciksin 9 aylıksın yaşını bile doldurmadın ki Miskin gitmek için bu acelen niye?
Daha önce de bahsettim corona virüsü bazı kaynaklara göre %10, bazılarına göre %1 ihtimal ile FİP 'e çevirip kedileri geri dönüşü olmayan bir yola sokuyor.
Bir yerlerde eksik bir şeyler mi yaptım acaba diye düşünmeden duramıyorum yada acaba fazla mı ?
Acaba aşı üstüne aşı ve kısırlaştırmamı sebep oldu, yoksa Balıkesir yolculuğumu? yada Miskin bebekken arkadaşımdan aldığım tırmalama tahtasından mı virüsler geçti, nadirde olsa 2-3 kez bahçe gezileri mi sebep oldu? Düşününce olabilecek bir sürü olasılık çıkartıyor insan tabi bunların hiçbiri de olabilir. Her ne kadar coronanın fip mutasyonu stresten olabileceği söylendiği gibi henüz kesin sebebi çözülmüş değil. Kedinin travma geçirdiği, strese girdiği, bağışıklığının düştüğü bir anda oluveriyor.
Artık bu anlamda kendimi suçlamayı büyük oranda bıraktım çünkü bazı şeyler tecrübe edilmeden anlaşılamıyor. Geriye baktığımda daha iyi vitaminler ile destekleyebilirdim diye düşünüyorum sadece, özellikle mevsim geçişlerinde. Zaten babycat multivitamin veriyordum hergün. Onun dışında ekstra vitamine girmedim çünkü şimdiden organlarını yormama düşüncesi vardı. Zaten kısırlaştırma öncesi zylex isimli bir bağışıklık aşısıda olmuştu. İnsan ne olacağını bilemiyorki işte...
Bizim durumumuz biraz değişik bir seyir izlemeye başladı. Fip'in iki çeşidi oluyor.
1) Islak Fip
2) Kuru Fİp
Corona FIP'e çevirdikten sonra hastalığın kuluçka dönemi 4-6 hafta arası değişiyormuş.
Bu arada ıslak fip kuruya , kuru ıslağa dönüşebiliyor.
Islak fipte kedilerin genelde karın veya nadiren göğüs kısımlarına hızlı bir şekilde sıvı doluyor ve bir kaç haftaya ölüm ile sonuçlanıyor. Eğer dolan yer karındaysa kedinin karnı balon gibi şişmeye başlıyor. Biriken sıvı göğüse doluyorsa dışarıdan anlamak mümkün olmuyor . Biriken sıvı içerideAkciğer ve kalbi sıkıştırıyor ve kedi zor nefes almaya başlıyor. Zaten bizde durumu ancak o zaman farkettik. Son iki gün durgundu ve tüylerini sürekli kabartıyor, oyun pek istemiyordu. Zaten o günün sabahı veterineri aramıştım ve hafta sonu muayeneye götürecektim. Aynı günün akşamı nefesindeki tuhaflığı farkedince hemen bir sonraki sabah götürdüm. Çünkü nefesi dakikada 60 gibi bir rakama ulaşmıştı. Kediler için normal nefes sayısı dinlenme durumunda 20-30 arasında değişmesi gerekiyor. Ben tabi herhalde bir şey yuttu, boğazına bir şey takıldı yada temizlik suyu vs falan içti zehirlendi yada üşüttü gibi fipin yanında masum kalacak hastalıklar aklımdan geçiriyordum. Kötü şeyler olacağını aslında hissettim ama konduramıyor insan öyle şeyleri.
Aşağıda gördüğünüz röntgen miskinin ilk gün çekilen röntgeni, Siyah gördüğünüz alan sıkışmış akciğeri. Bizdeki ıslak fip göğüste oluştu karında herhangi bir sıvı birikimi gözükmüyor.
Bu aşağıda gördüğünüz ise sağlıklı bir kedide olması gereken akciğer görüntüsü, nasıl bir fark var ve nasıl bir basınç var orada tahmin etmişsinizdir.
Ertesi gün çekilen röntgeni bende olmadığı için koyamıyorum ama yukarıda gördüğünüzden bile kötü ve incecik kalmıştı.
Röntgenden sonra hemen bir kan testi yapıldı, aklınızda bulunsun buna hemogram 'da deniyormuş ben daha önce bilmiyordum.
Oda bu oluyor .
Kısaltmaların anlamları için tıklayabilirsiniz
Ben açıkçası bu değerleri okumada pek iyi değilim. Biz daha çok o an veterinerin söylediklerini ve onun çıkarımlarını dinleme çalıştık. Aslında çok vahim bir tablo değil ama anormalliklerde varmış. Organların durumu iyiymiş gibi şeyler söylemişti. Aynı gün hemen corona testi yapıldı ve yüksek bir oranda kanda coronaya karşı oluşmuş antibodyler olduğu sonucu ortaya çıktı. Bu tabiki kötü bir şey. Yani bu kadar anormal bir yükseklikte virüse karşı gelişmiş silahların kanda olması hem kesin corona virüsünün varlığını kanıtlıyor ama bardağın öteki yanından bakacak olursakta vücudun güçlü bir tepki vermiş olabileceğini işaret ediyor.
İkinci gün anestezi yapılarak göğüs boşluğundan bir brdak kadar sıvı çektiler ve onu da tahlile gönderdiler. Anestezi yapılmadan çok riskli bir bölge olduğu için göğüsten sıvı çekilemez. Tahlilden sıvı bakterisiz ve bol proteinli çıktı bu arada görünüm olarak rengi yeşil be bulanıktı. Göğüsten alınan sıvının proteinli olması illaki FİP olduğu anlamına gelmiyor ama çok destekleyici bir gösterge. Eğer corona negatif çıksaydı sıvının varlığı kalp veya damar rahatsızlığı ile de ilişkilendirilebilirdi.
Fip ve benzeri sıvı birikimli rahatsızlıkların teşhisi için şu makaleye göz atmanızı öneririm. Makaleyi facebookta bulunan Fip Fighters grubundan oscar birman bana göndermişti. Eğer bu hastalık ile uğraşıyorsanız yapmanızı ilk önereceğim şeylerden birisi Facebookta bu gruba üye olup hikayenizi paylaşmak ve görüş istemek. Bir çok deneyimli üye var ve hemen yardımcı olmaya çalışıyorlar. Yalnız uyarayım sayfa postlarında çok fazla ölüm postu oluyor. Kendinizi onlara kaptırmayın çünkü her sabah bir kedinin daha kaybediliş hikayesini okumak insanı derin bir karamsarlığa sürüklüyor, ben artık onları okumamaya çalışıyorum.Yani kediniz fip değilse bu sayfaya girmenize gerek yok derim. Biraz moralimi düzeltmek için okuduğum bir blog var. Onecatlife. Mutlaka bu bloğu ve mucize eseri yaşayan kedilerin hikayelerini okuyun. Hem biraz umut hemde ileriki süreçlerde başınıza gelebilecekler hakkında bilgi bulabilirsiniz. Malesef blog sahibin kedisi mishka 5 ay sonra ölmüş ama ölümden yıllar sonra bile sahibi konuyla ilgili postlar girmeye aktif olarak fip fighters ta önerilerde bulunmaya devam ediyor. Seviyorum böyle insanları.
FIP olarak teşhis edilen hastaların yalnızca %18'i nin gerçekten FIP olduğu sonradan ortaya çıkıyormuş Dr Addie'ye göre. Kuru fipi teşhis etmek bir çok hastalık ile benzerlik taşıdığı için çok daha zor ancak ıslak fipte teşhis elinizde bir sıvı olduğu için daha kolay oluyor. Ancak yinede otopsi yapılmadan kesin FIP denemiyor öyle de aşağılık bir hastalık. Şimdi gelelim girmeniz gereken en önemli sayfaya.
Bu kadıncağız fip uzmanı, uzun yıllardır çalışıyor ve bu sitede öyle güzel bilgiler varki vakit kaybetmeden hemen iki çıktı alın. Birini veterinerinize verin diğerini kendiniz okuyun. Orada tüm detaylar yer aldığı için buraya ayrıca yazmıyorum, isteyen olursa sonradan çeviri yapmaya çalışırım.
Bu arada sıvı çekimleri ve tahliller yapılırken veterinerimiz ile görüşmelerimizde Kedi Interferon Omega tedavisi olduğunu duyduk. Bu bir çözüm değil, yani işe yarayıp yaramayacağı belli olmayan tedavi. Veterinerimiz kuru fip hastaları için kullanıyormuş ve onların ömürlerini uzatmada işe yaradığını söyledi. Şansımıza elinde başlangıç dozu için yetecek kadar bulunuyordu. Tek sorun çok pahalı bir tedavi olmasıydı. Buradan fiyatlara çok girmeyeceğim. Hemen kabul ettik tabi çünkü evet o bir kedi ama o bizim artık ailemizden biri. İyi günde ve kötü günde madem sahiplendik sorumluluğu neyse yerine getirmek zorundayız.
Interferon tedavisi günde bir defa toplamda 5 gün boyunca devam etti. Bu arada prednisolon vermeye başladılar. Yemek yemediği için bir süre damardan serum yolu ile beslendi. Ancak bir sorunumuz vardı sıvı hızla geri doluyordu. ilk çekimden üç gün sonra ikinci çekim ve iki gün sonra üçüncü çekim yapıldı. Artık herhalde kaybediyoruz diye düşünmeye başlamıştık çünkü çekimleri normalde haftada bir olarak planlamışlardı bu kadar hızlı dolması yapacak fazla bir şey bırakmıyordu. Ben mucizelere inanmam ama ne olduysa oldu ve üçüncü çekimden sonra sıvı dolmamaya başladı. Belkide interferon etkisini gösterdi.
Bir süre sonra yeniden yemeye ve iyileşme belirtileri göstermeye başladı. TAbi bunun sebebi verilen streodiler ve prednisolon olabilir diye düşünüyorum. Prednisolon kortizon. Vücudun bağışıklık sistemini zayıflatıyor. FIP'te sorun virüsün kendisini kedinin RNA'sı içerisine kopyalamış olması. Böyle olunca vücudun kendi bağışıklık sistemi kendi organlarına zarar vermeye başlıyor. Bağışıklık sistemini zayıflatmak bu anlamda vücutta gerçekleşen tahribatı azaltmış oluyor.Bu benim anladığım kadarı ile olayın özeti. Ama bir yandan vitaminler ve omega 3 , arginin ile besin ile desteklemek gerekiyor.
13. güne kadar iyi gibiydi ama o gün yine kötüleşti. Yemek yemeyi bıraktı ve uyumaya başladı. Hemen interferona başladılar ve beş doz şeklinde daha bir kür uygulandı. Artık 20. güne gelmiştik ve veterinerden eve getirme zamanı gelmişti. Ben başlarda interferonun uygulanış şekline çok dikkat etmemiştim ama dr. addie'nin çalışmalarında bahsi geçen japon veteriner ishida'nın çalışmalarını kurcalamaya başlayınca onun fip için farklı bir tedavi prosedürü uyguladığını farkettim. Ve bir blogtada ishidaya atılmış mail sonrasında kendisinden gelen cevabı okudum.Blog için tıklayın
Interferon ile ilgili FELV tedavisinde 0.,14.ve 60. günlerde 5 'er doz uygulandığını ki zaten ilacın üreticisi virbagen omega'nın sitesinde de böyle öneriliyor ama ıslak FIP için farklı bir prosedür uygulandığını okudum. Ishidanın orjinal çalışması için tık. O çalışmada yer alan 12 kediden birinin detaylı case için tık
Yani ilacın kendi kullanım talimatında FIP'le ilgili bir şey yazmıyor çünkü işe yaradığına dair anlamlı bir sonuç alınamamış bu sebeplede dozlar ishida gibi bağımsız çalışmalar yapan kişilerin notlarında farklı yazıyor. Hemen tüm çıktıları alıp veterinerimiz ile konuştum ve biz ilk dozları biraz farklı uygulamamıza rağmen bundan sonrası için haftada bir interferona ishida'nın çalışmalarında olduğu gibi devam etmeye karar verdik. Oda zaten örnekleri inceledi, mümkün olduğunca interferonu tekrarlamanın iyi olacağını söyledi. Tesadüf Eline henüz ulaşmış içerisinde fip tedavisi ile ilgili güncel prosedürlerinde yer aldığı bir kitaptada benzer şekilde prosedürden bahsediliyordu böylece oradan da teyit etmiş olduk.
Geçtiğimiz Pazartesi akşamı Miskini eve getirdik. Artık günlük tutuyorum gelişmeleri katdetmek için.
İlk iki gün yemek yemiyordu pek. Zaten kuru mama hiç yemiyor. Üç çeşidi de red etti. Islak mama bir miktar yiyordu ama günde 1 paket en fazla. Bir iki kez şırıngayla zorla besledim. bu arada sabah akşam uygulanması gereken ilaçları var. Onları uyguladığım için benden nefret ediyor. Düne kadar iyi gibiydi ama dün akşam yine durgunlaşıp kötüleşti. Bu sabah yine ıslak mamasını yedi ama işte bir kırgınlık var sanki. Buarada bahsetmeyi unuttum o ikinci beşli doz interferona başlamadan önce gözlerinde problemler ortaya çıkmaya başladı. Gri noktacıklar ve siyah kısımda bozulmalar. Şimdi onları damlalar ile düzeltmeye çalışıyoruz. Giderek kötüleşiyor.
Ben uzman değilim hasta yakınıyım burada yazdığım tüm bilgiler kendi bakış açıma ve düşüncelerime ait, bazı şeyleri yanlış biliyor veya düşünüyor olabilirim lütfen bunu unutmayın
1960 'lı yıllardan 2008'e fip ile ilgili bir literatür taraması. Okumanızı öneririm.
Dr Addie yürütücülüğünde bir ıslak fip vakası
Mümkün olduğunca detaylı yazmaya çalıştım hastalık seyrini ama hala bir çok boşluk var sanırım ve eklemeyi unuttuğum link. Artık aklıma geldikçe tamamlamaya çalışacağım. Gördüğünüz üzere inişleri ve çıkışları olan bir hastalık. Zaman bize gösterecek ne olacağını günlerimiz mi var, haftalarımız mı yoksa aylar mı? Hergünümüz bir veda bizim artık.
Umudu taşımak hem yorucu hem sıklıkla acı verici.
Öyle çok istemiştimki bir kedim olsun..bu da benim lanetim galiba.
Edit: Miskin'in durumunu anlatmaya o kadar odaklandım ki burada veterinerimiz Ece Hanım ve Başak Hanım'dan çok az söz ettiğimi farkettim. İyiki başından beri Ece Hanım'ın Kliniğini tercih etmişiz. 20 gün bebekler gibi baktılar Miskin'e. Kuru FİP'li hastaları da olduğu için bu konuda benzer tecrübeleri de vardı ve Interferon gibi nadir tedavi yöntemlerini hemen Miskin'e uygulayabildik ve sıvı akışı belki de bu sayede durdu. Miskin hala yaşıyorsa Ece ve Başak Hanım'ın çabaları ile yaşıyor. Bloğumu bilmeselerde ben buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.


