DENEDİĞİM ÜRÜNLER

kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Ali Expressten Kedi Oyuncakları

Aslında Beti için bu güne kadar pek çok oyuncak alıp denedik. Hep yazısını yazmayı düşünüp  sonra unutuyorum. Bu sefer sipariş verir vermez yazıyorum. Oyuncaklar ulaşınca her birinin videolarını çekip ayrıca verimliliklerini tartışacağım!

Mama ve kum için tabi ki tercihim yerli alışveriş siteleri olurken oyuncak için kesinlikle kurtarıcım AliExpress. Bir kere pek çok ürünü çok daha ucuza bulabiliyorsunuz hatta Türkiye'de bulunmayan ürünlere bile eliniz uzanabiliyor. Tek dezavantajı sabırlı olmanız lazım. Bazen bir ürünün gelmesi bir ayı bulabiliyor. Hatta bir keresinde 1.5 ayda gelen bir ürün bile olmuştu. Ama tam aksine bazen 2 haftada da paketinize kavuşabilirsiniz. Yani biraz şansa bakıyor. Ama oyuncaklar mama veya kum gibi hayati ihtiyaçlar değil. Siz de benim gibi ucuz olsun geç gelsin mantığındaysanız o zaman Aliexpress size göre. Üstelik türkçe siteside mevcut.







Benim siparişlerime gelecek olursak. Betişkonun oyun oynamak dışında en sevdiği aktivite masaj. Kendini kaşıtmayı çok seviyor.



Uygun bir masaj aleti ile daha verimli bir kaşıma seansı gerçekleştirebiliriz diye düşünerek bir masaj aleti sipariş ettim. Oldukça da ucuz sadece 1 dolar.


İkinci siparişim pille çalışan ve sağa sola ucundaki kelebeği veya kuşu sallayan bir oyuncak.




Bu oyuncaktan pek emin değilim ama bakalım.

Üçüncü oyuncağımız otomatik lazer . Bu oyuncağın çok daha pahalı modellerini alışveriş sitelerinde görmüştüm. 17 dolar çok ucuz değil ancak vaat ettiği şekilde işliyorsa işimize çok yarayacak demektir. Çünkü Beti çok oyuncu bir kedi ve gün içerisinde ne kadar oynatsak ta ona yetmeyebiliyor. Yetmeyince de miyavlayıp gözünü dikerek bizi taciz etmekten asla çekinmiyor :)).





4. ve son siparişim kabul ediyorum biraz fantastik :)) Hatta Onur bu siparişleri Beti'den çok kendim için verdiğimi söylüyor. Suda yüzen pilli balık.




Beti bu oyuncakla nasıl oynayacak diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Büyükçe bir kaba su doldurup balığı içine atacağım bakalım nasıl oynayacak hep birlikte göreceğiz.

Beti için  siparişleri verirken kendimi de unutmadım tabi.



Tırnak uzatma gibi bir huyum yok çünkü sabırlı değilim ve uzun tırnakla yaşamak ev işlerine az buçuk dahil oluyorsanız teknik olarak kolay değil. Ama yinede bu sıralar tırnak süslerine merak sardım. Çok fazla abartmadan yapıldığında kısa tırnakta da bence çok güzel durabiliyor. 




Paketler bakalım ne zaman ulaşacak!

Sevgiler M,


16 Temmuz 2017 Pazar

Beti Öneriyor : Biokat's Kedi Kumu

Merhaba Arkadaşlar,

Aslında bu öneri yazısını uzun süredir yazıcaktım ama malum üşengeç bir insanım. Gerçi belki siz de çoktaan keşfetmiş olabilirsiniz ama ben yine de buraya bir not düşeyim dedim.

Önceden takip ediyorsanız biliyorsunuz biz uzunca bir süre EveryCat kullanmıştık. Ancak doların artması ile birlikte fiyatları tavan yapınca mecbur uygun maliyetli kumlara yöneldim.

Ama ne pisi pisi, ne Mır Mır ne Sanicat memnun edemedi malesef. Bir ara Sanicat'ten memnundum aslında ama sonra kumun yapısı mı değişti ne oldu bilmiyorum çok çabuk kokuşma yapmaya başladı. Sıfır kumu koyduktan sonra kokması için en fazla 3 gün geçmesi yeterli oluyordu. Hal böyle olunca yine araştırmalara başladık.

Alışveriş sitelerini gezerken Biokat's ismi dikkatimi çekti. Bakınca Gimcat'in bir alt markası olduğunu fark ettim. Gimcat'in yaş mamaları zaten en beğendiğim yaş mamalardan bir tanesiydi. Kumu neden denemeyelim dedik. Hem de uygun fiyatlıydı. 5lt si 20 veya 24 tl'ydi. Elbette en ucuz kum markası değil ama Sanicat'e verdiğimiz para ile aynı.



İyi ki denemişiz. Everycat'ten eksiği yok fazlası olan bir kum. Kesinlikle kokuları müthiş hapsediyor ve fiyatı da ortalama. Hele bir de biraz internette araştırma yapıp kargo bedavalara, indirim dönemlerine denk getirirseniz toplu alıp oldukça uygun fiyata getirebilirsiniz.

Dağılıyor mu peki diye soranlarınız olacaktır. Evet malesef bir miktar dağılıyor ve kedinin patileri ile taşınabiliyor. Ama dağılmaz diyen çok kum kullandım onlardan daha fazla dağılmadığı kesin.

Bir denemenizi öneririm. Bu arada aynı markanın bir de organik kedi kumu ürününü gördüm.


Az önce yine bir indirim yakalayıp 10 lt'sini 35 tl 'ye aldım. Şimdiye kadar hep bentonit kullanmıştık ancak organik kum aynı şekilde memnun ederse neden daha sağlıklı olanı tercih etmeyelim. Deneyip yorumlarımı paylaşacağım.


Sevgiler,

M

21 Şubat 2017 Salı

Ne Bulsa Yutan Kediler

Merhaba,

Bugün biraz Beti'nin atlattığı badirelerden bahsedeyim dedim, pek çok şey başımıza geldi burada hiç bahsetmedim ama bu olay ufak bir giriş olsun.

Miskin'in aksine Beti ufak ıvır zıvır ne bulsa yutmaya meyilli bir kedi. Örneğin minik pamuk parçası, küçük kağıt parçası, minik plastik parçalar, ip, kurdele, saç tokası aklınıza ne gelirse. Biz de bu durumu farkettiğimizden beri ekstra dikkatli olmaya çalışıyoruz ama tehlike hiç beklemediğimiz yerden geldi.


İnternette ve kedi sahipleri arasında popüler olan yukarıdaki oyuncağı mutlaka görmüşsünüzdür, hatta belki sizde de bir tane vardır. Ben de büyük umutlarla arada oynar stresini atar diye Aliexpress'ten sipariş etmiştim, hemen hemen 2 hafta sonra kargom geldi. O gün akşam heyecanla oyuncağı kurduk ve oynamaya başladı. Genel anlamda bence çok başarılı ve kedileri çoook uzun süre oyalamayı başaran bir oyuncak, bu açıdan benden tam not aldı. Pil dayanımı fena değil, farklı oynatma modları olması güzel. Bu oyuncağı kesinlikle öneririm amaaa kedinizin yabancı cisim yutma alışkanlığı yoksa!
Çünkü bizim cingöz bir hafta kadar güzel güzel oynadıktan sonra bir akşam farkettikti oyuncağın ucundaki kırmızı silikon kısmın neredeyse tamamı ortada yok!!


Biz tabi yutmuş olabileceğine inanmak istemedik. Mutlaka koparmıştır bir yerlere sokmuştur veya biz farketmeden süpürmüşüzdür dedik bir süre sonra unuttuk. Yaklaşık 1 hafta sonraydı. İlk defa dedimki hayvancağıza sürekli konserve veriyoruz. Bir kerecikte evde bir şey yapayım. Biraz tavuk, kabak, havuç haşladım bulamaç yaptım ve verdim. Bizimki tabi şapır şupur yedi hepsini bizde kendimiz yemeye oturduk. Odasına tabağını geri almak üzere gittiğimde bir de ne göreyim odanın ortasına kusmuş, kusmuğun ortasında kırmızı bir şey. Hemen dank etti tabi, ya benim yaptığım yemek garip geldi miğdesi kabul etmedi, belki çok yedi miğdedeki oyuncak yerinden oynadı ama bir sebepten yuttuğu oyuncak çıktı.

Sevinsek mi üzülsek mi bilemedik, sonuçta kusup çıkarması güzel bir şey. Ama bir sorun var, hayvancık yediklerini kusmaya devam ediyor! Hemen veterinere gittik tabi. Röntgen çekimleri oldu ama herhangi bir  cisim gözükmedi. Sindirim yolunu kontrol etmek için bir sıvı içirdiler ve sıvının ilerlemesini görmek için saatte bir röntgeni çekilmeye devam etti. Yaklaşık 6 saat gibi zorlu bir sürecin sonunda sıvının ilerlediği belli oldu ve sindirimi hızlandıran bir ilaç ile eve yollandık. İlacı eğer plastik parça hala duruyorsa sindirim yolu ile rahat çıksın diye verdiler,  ishale sebep oluyor.(Dupholac)

Çok çok az yemek miktarı ile beslemeye başladık, mesela 3-4 adet kuru mama, yarım saat sonra 3-4 adet daha diye ufak ufak porsiyonlarla beslemeye devam ettik. Sonra kusmasının durduğunu görünce yine kontrollü olarak artırdık ve 2-3 gün sonra normale döndük. Kusmasının sebebi ilk kusmadan kaynaklı tahriş veya miğdesinin tam düzene girememiş olması olabilirmiş bu sebeple kediler kustuktan sonra mümkünse bir süre mama vermemek ve yeniden yemek vereceğiniz zaman az miktarlarda vermeye başlayıp zamanla miktarı artırmak gerekiyormuş.

Sonuç olarak bu oyuncak bize hem maddi hem manevi pahalıya patlamış oldu :) Siz siz olun kediniz benimki gibi her bulduğunu yutmaya meraklıysa, bir şeyleri kemirmeyi çok seviyorsa ya gözetiminiz altında oynamasına izin verin yada hiç almayın.

Bu arada öğrenmiş olduk ki kediler yuttukları cisimleri 1 hafta kadar sindirmeden miğdelerinde tutabiliyorlarmış. Bir de aman metal cisimlere dikkat. Plastik veya ip neyse hepsi tehlikeli ama metali kesici, sivri cisimler yutan kedicikler ekstra tehlike altında çünkü miğdeleri bağırsakları çok ciddi zarar görebilir. Bu tarz bir cismi yutmasından şüphe duysanız dahi hiç vakit kaybetmeden veterinere götürmek lazım. bir de tabi veterinerimizin söylediği olaki poposundan bir şeyler çıkarsa ip, vs benzeri sakın siz çıkarmaya çalışmayın çünkü içerde bir yerlerde düğüm olmuş olabilir ve çekerek çıkarılırsa yine iç organlarına zarar verebilirmiş.

Sevgiler
M

instagram: kedi_beti
youtube: Kedi Beti








20 Şubat 2017 Pazartesi

Kendin Yap: Delikli Kutu Kedi Oyuncağı

İşte size evde kolaylıkla yapabileceğiniz bir kedi oyuncağı önerisi. Orta boy bir karton paketi alın ve kalem veya kapalı makasın ucunu kullanarak parmak genişliğinden biraz büyük rastgele delikler açın. Sonrası videoda :)

instagram: kedi_beti
youtube: Kedi Beti


27 Kasım 2016 Pazar

Artık YouTube Kanalımız da Var

Yeniden Merhaba,

İşlerim sebebi ile buraya vakit ayıramasamda yazmayı, bir şeyler araştırıp sizlerle paylaşmayı çok özledim. Sanırım bu özlemimi video çekerek youtube aracılığı ile daha kolay gidereceğimi düşünüyorum. Bu sebeple Kedi Beti ve bizim hayatımızı paylaşacağımız bir youtube kanalı açmaya karar verdim.

Kanal adımız: kedi beti

Bu kanalda ağırlıklı olarak Beti hakkında paylaşımlar yapacağım ve buraya uzun uzun yazmaya üşendiğim şeyleri paylaşacağım, umarım. Umarım diyorum çünkü bir heves başlayıp sonra bırakabilirimde :)) Bilmiyorum hep beraber göreceğiz..

Bu arada son durumlardan biraz bahsedeyim. Yaklaşık bir ay kadar önce Beti'yi kısırlaştırmaya karar vermiştik. Aslında 1 yaşını geçmesini beklemeyi planlıyorduk ancak kızgınlık dönemini çok sık ve ağır bir şekilde geçiriyor. Her yere çiş yapmaya başladı ve sürekli huzursuz,mutsuz. Veterinerimizle de durumu konuştuğumuzda bu şekilde bekletirsek bu defa kızgınlık döneminde girdiği stresin bağışıklığını olumsuz etkileyeceğini söyledi. Biz de bunun üzerine gerekli kan testlerini yaptırmaya ve sonrada ameliyatını yaptırmaya karar verdik. İlaveten corona virüsü için de test ettirdik...

Malesef çıkan sonuç pozitifti. Biz test ettirmeden önce zaten sulandırılmış bir şekilde virbagen omegayı günlük belli bir doz ağız yolundan  veriyorduk, iyikide veriyormuşuz. Sonuç bizi üzse de ameliyat ettirme kararımız değişmedi.

Aslında bir ay kadar önce ameliyat olacaktı fakat bazı beklenmeyen gelişmeler sebebi ile hala olmadı. Hikayenin devamını en kısa sürede youtube' dan paylaşacağım. Benzer durumları yaşayan kişiler oldu mu merak ediyorum...

Tekrar görüşmek üzere sevgiler,

3 Ekim 2016 Pazartesi

Yanlış FİP Teşhisleri


Merhaba Arkadaşlar,

Bugün yazılarımdan birine gelen bir yorum beni gerçekten çok etkiledi ve yanlış FİP teşhisleri adı altında bir bölüm açmanın çok gerekli olduğuna karar verdim. FİP'le ilgili araştırma yaparken öğrendiğim Dr. Addie'nin sayfasında FİP teşhislerinin %80'inin başka bir hastalık olduğunun ortaya çıktığı yazıyordu ve daima teşhisin iki kez kontrol edilmesi öneriliyordu. http://www.catvirus.com/treatment.htm#Diag

Facebookta bulunan FİP grubunda bu konu ile ilgili zaman zaman kedisinin FİP olduğunu zanneden kişiler sonrasında veterinerlerinin yanlış teşhis koyduğunun gittikleri farklı bir veterinerin doğru teşhis koyarak durumu çözdüğünden bahsediyordu. Özellikle belirtmek istiyorumki bu yazım ile niyetim veterinerlere karşı güveninizi kırmak değil,  kedinize çabucak fip teşhisi koyup yapacak hiç bir şey yok diyerek hemen uyutmayı öneren veterinerlere karşı güveninizi kırmak. Onun dışında veterinerlerimiz kıymetlimiss ;) Elbette uyutmak bir tercihtir doğrudur, yanlıştır, kimi zaman merhametli olandır ama hastalıktan emin olmadan asla erken davranıp tek veterinerin sözüne bakılarak yapılmamalıdır bence. Neden mi? Nedeni çok basit ve doğal, veterinerlerde insandır ve hata yapabilirler. İnsanlar için bile sıklıkla yaşanabilen bir durum ki ağzı dili olmayan oram buram ağrıyor bile diyemeyen kediler ve köpekler için yanlış teşhis çok daha olası.

Sonuç olarak bu başlık altında bundan sonra yorumlarda yazdığınız yanlış teşhis hikayelerine yer vereceğim ve ana başlık olarak FİP'in hangi hastalık ile karıştırılmış olduğunu yazacağım. Böylece burayı okuyan kişiler için kendi durumlarına yönelik  hep beraber bir kontrol listesi oluşturmuş olacağız. Böylece  veterinerinize buradaki hastalıkların kendi kedinizde olup olamayacağı konusunda danışabileceksiniz. Lütfen yolunuz bu yazıya düştüyse ve daha önce yanlış teşhis durumu yaşadıysanız kısaca yorum bırakın yeter. Yorumlar geldikçe yazının içerisine ekleyeceğim.

Önceliği tabiki beni şok eden yoruma bırakıyorum.

can
arkadaşlar lütfen dikkatli okuyun kedimi daha önce belirttiğim gibi 2 veterinar fip teşhisi koydu.bugün kedimin yeneden içmeden kesildiğini görünce veterinerlerin tavsiyesi ile daha fazla acı çekmemesi için uyutma kararı aldım.bu kararımı yurtdışında yaşayan akrabalarımla paylaştım.onlar ısrarla röntgen çektirip röntgeni whatsapla kendilerine yollamamı ve ordaki veterinere göstereceklerini söylediler.ben kwdimi bugün uyutma kararı ile veterinere götürürken birden yolumu degiştirdim ve özel bir veteriner kliniğinde röntgen ve ultrason a soktum.benim kedime fip teşhisi koyan 25 yıllık veteriner...ve sıkı durun ultrason ve röntgen sonucu kedim hamile çıktı ve fip ile uzaktan yakından ilgisi yok.allahım onu bagışladı bana..fakat bu veterinerler ultrason bakmadan ve rçmtgen çekmeden benim kedimin karın şişliği yüzünden fip teşhisi koydular ve uyutma kararı aldılar.bunlar vicdanları ile nasıl hesaplaşacaklar.fip teşhisi koyan veterinere ultrason ve rçntgen sonucunu gösterdiğimde bana tıpta böyle hatalar olabilecegi yönünde kendini savunuyor.onu allaha havale ediyorum .tüm kedi besleyenler size sözüm mücadeleyi bırakmayın ve bir veterinere sabit kalmayın.admin senden ricam bu mesajımı mutlaka yayınla ama mutlaka .bu esnada kedimin karnında 8 tane bebek tesbit edildi çok mutluyum

-Kediniz hamile olabilir. Çok ekstrem bir durum ama işte yukarıda okuduğunuz üzere olabiliyor.


harbidilek
Slm arkadaşlar fip hastalına benim kızım müezzada yakalandı ıslak fip denildi ve bir hafta ancak yaşar denildi ve şu an tam 3 ay oldu yaşıyor kilo aldı iştahı yerindemoynayıp zıplıyor bugünmtekrar test yaotırdım pozitif çıktı yani fipi atlatmış ama virüsü taşıyor yine ilk teşhiste ciğerlerinden suyu çekmişlerdi herkese şifa diliyorum çok zor bı hastalğa yakalanan yavrularımız
-Yorumdan gerçek hastalığın ne olduğu anlaşılmasada 1 haftalık ömür biçilen kedicik sağ sağlim yaşıyor. Umudu koruyabilmek zor, ama mucizeler her zaman olabilir...


imaj kaynağı için tık

Sevgiler,









27 Mart 2016 Pazar

Hikayenizi Benimle Paylaşın

Merhaba,

Yaz geliyor ama biz karanlık ve zor günler yaşamaya devam ediyoruz ülke olarak. Her patlamadan sonra bugün de ölmedik şanslıyız diyoruz. Hayatını kaybeden masumların arkasından ağlıyoruz, annelerin, yakınlarının acılarını hissediyoruz, elimizden başka bir şey gelmiyor malesef...

Neyse konuyu dağıttım topluyorum...

Eğer burada hikayesini paylaşmak isteyen kedi, köpek dostları var ise bloğumun herkese açık olduğunu bildirmek isterim. İster kaybettiğiniz meleklerin hatırası, ister hastalıktan kurtardığınız canların hikayesini kedimibeklerken@gmail.com  adresine gönderirseniz bloğumda yayınlayabilirim.

Keşke ben hikayemde mutlu sona ulaşmış olsaydım da size bir ışık tutabilseydim, bir tedavi bulsaydık ama malesef olmadı. Belki sizlerin arasında zorlu hastalıkların üstesinden gelenler vardır (Yorumlarda bazen iyileşen kediler olduğunu okuyorum ve çok mutlu oluyorum).  Yada yanlış teşhisler ile karşılaşanlar ve bu konuda tavsiyesi olan kişiler olabilir . İnanın bu bilgiler çok kıymetli, paylaşmak lazım ki herkes öğrensin aynı hatalara düşmesin.

Daha aydınlık günlerin gelmesi umuduyla, sevgiler..

M








8 Aralık 2014 Pazartesi

İnsandan kediye nezle bulaşır mı ?

Bugün iş yerinde  biraz kendimi kötü hissettim ve hapşurmaya başladım. Boğazımda da hafif bir yanma ve iştahsızlık bu durumu takip etti. Eve gelince hemen aklıma Miskin geldi ve acaba benim nezle oluşum onu etkiler mi diye düşündüm.

Bu sorunun cevabını  araştırınca insanlar ile evcil hayvanlar arasında genel anlamda virüs değiş tokuşu kesinlikle olmaz gibi sonuçlara ulaştım.  Ancak biraz daha derin araştırınca aslında 2009 yılında domuz gribi olarak ta bilinen H1N1 isimli bir virüsün insanlardan, kedi ve köpeklere bulaşabileceğini öğrendim. Ve işin kötüsü bulaştıkça mutasyona uğruyormuş.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki linkleri okuyabilirsiniz.

http://oregonstate.edu/ua/ncs/archives/2012/oct/onset-flu-season-raises-concerns-about-human-pet-transmission

http://www.smithsonianmag.com/science-nature/can-you-give-the-flu-to-your-dog-or-cat-62496394/?no-ist


Herhalde domuz gribi değilimdir diye düşünüyorum bu sebeple tehlike yok :), ama böyle bir istisnanın olması da beni kıllandırmadı değil.

Sevgiler...

12 Ekim 2014 Pazar

Tatiller ve Kediler

Merhaba,

Uzun zamandır ses çıkaramadım zira artık eskisi gibi vaktim olmuyor. Çoğunlukla Miskin'le bakımıyla oyunuyla, evin derlenip toplanmasıyla şu sıralar meşgulum. Bir de zaten elime bilgisayar alacak olsam hemen damlıyor ve rahat vermiyor, sanırım biraz daha büyümesi lazım. Malum geçtiğmiz hafta yaklaşık 5 günlük bir Kurban Bayramı tatili vardı. Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim biz tatillerde ailelerimizi görmek üzere memlekete gidiyoruz ve biletlerimizi önceden aldığımız için bu sefer de öyle yaptık. Ancak bu defa Miskin'i de düşünmek zorundaydık. Önce yanımızda götürmeyi düşündüm ancak eşimin annesi kedilerden hiç haz etmiyor. Benim annemler bakabiliriz dediler ama  yazlıkta olacakları için ve ilk günler eşimin ailesinde kalacağımız için malesef bu seçeneği en başta elemek durumunda kaldım. Zaten ufacık kedi onca saat yolculuk git gel yorulur ve mutsuz olabilir diye düşündüm.


                                          (resim temsili)

Hemen pet pansiyon araştırmaları başladı. Bize en yakın İstanbul Yeşilköy'de Zen Pet Otel'i buldum. Fiyatı biraz pahalı ancak sunduğu imkanlara göre makul geldi. İnternetten girip kameradan kedinize istediğiniz zaman bakabiliyorsunuz. Evin içerisinde serbestçe gezinebiliyorlar ve diğer kediler ile sosyalleşebiliyorlar vs. Ama şöyle bir sorun var ki doğal olarak aşısız kedi kabul etmiyorlar. E bizimdeki henüz küçük olduğu için aşılı değil. Bu durumda veterinerimizi aradım ve oda zaten pansiyon hizmetide verdiklerini söyledi ve inanılmaz rahatladım. Üstelik fiyat olarak ta çok uygundu.
Kafese kapatılacağı için her ne kadar husursuz olsamda, kendi veterinerine emanet olduğu için içim bir nebze olsun rahattı. Zaten Miskin şu aralar hala parazit döküyor bu sebeple kontrol ve takip edileceği bir klinikte olması bir bakıma daha iyi oldu.

Bırakırken yatağını battaniyesini bir takım oyuncaklarını da yanımızda götürdük ki bambaşka bir ortamda ve kokularda iyice korkmasın minnoşum. Bu arada henüz küçük olduğundanmıdır bilmiyorum ama taşıma sepetine filan çok kolaylıkla giriyor çıkıyor. Arabada veterinere giderken gıkı çıkmıyor. Mayışıp uyuyor. (nazar değmesin)

Bayramda gittiğimizde hep aklım Miskin'deydi. Sonuçta ters bir durum olsa veteriner yanında o açıdan rahatlatıyordum kendimi ama insan yine de ara ara düşünmeden edemiyor. Beş günün sonunda almaya gittim. Hiç beni tanıyor gibi bakmadı cingöz. Gerçi aniden tekrar taşıma çantasına konmak yola çıkmak falan şaşkına döndü. Gördüğüm kadarı ile oldukça büyümüş. Parazitlerinden kurtulduğu için büyümesi hızlandı dedi veteriner ve oldukça fazla dökmüş. Bir iki hafta içerisinde tamamen kurtulacakmışız, ohh sonunda. Bu arada parazit naıl döküyor bilmeyenler için söyleyeyim. Büyük tuvaletini yaparken kumuna dökülüyor dışkıyla birlikte. Yani oraya buraya dökülen bir şeymiş gibi canlanmasın kafanızda :))

Gelir gelmez bir çıldırdı. Oraya buraya koştu ellerime saldırdı ki çok şaşırdım çünkü bıraktığım kedi böyle değildi. Sanırım veterinerde oynayan kişi biraz ellerini kullanmış oynatırken diye düşündüm yada belki büyüdüğü için değişti. Bir de tabi kafese kapanmışlığın getirdiği bir baskıdan kurtulmuşluk vardı üzerinde. En kötüsüde sipsivri tınaklardı. Öyle böyle değil anlatamam dokunduğu yeri cart curt kanatıyor. hatta parmağımda ciddi bir kesik oldu. Hemen tırnak makasını çıkardım ve biraz boğuşa boğuşa yarım saat kadar bir sürede tırnaklarını kestim. Hep böyle sivri ve kesicimi olacak diye endişelenmiştim ama kesince eski zararsız haline döndü çok şükür.

Tırnaklarını kesme olayını ise daha sahiplenmeden çok önce internette araştırıp videolar izlemiştim ve öylelikle cesaret edebildim. Zaten hemen ucundan 1-2 mm kesmek yeterli oluyor aman ha dikkat. Kanatırsanız ve canı yanarsa bir daha kestirmeye yanaşmıyormuş. Siz de kendiniz kesecekseniz mutlaka bir kaç çeşit video izleyin. Benim kullandığım makas tipi aşağıdaki gibi, gayet rahat ettim.





Şimdi gelelim bu hafta sonuna. İş yerimin düzenlediği bir etkinlik sebebi ile cuma akşamından hareketle şehir dışında bir outdoor eğitimine gitmemiz gerekiyordu ve ancak pazar akşamı eve dönebilecektik. Ve bu etkinlik eşli. Yani yine Miskini 3gün 2 gecelik bir yere bırakmamız gerekiyordu. Açıkçası tekrar veterinere götürüp kafese kapatılması fikri çok hoşuma gitmedi. Gayet güzel bakılmıştı, hatta ara ara kafesten çıkarıp oynatmışlar ama yine de oraya bırakıldığında ancak pazartesi akşam alabilecektim ki bu sefer 2 günlük bırakma durumu 4 güne çıkmış oluyor . Veterinere ve kedi sahibi arkadaşlarıma da danışarak bu defa evde bırakmaya karar verdik. Üç günlük mamasını 2-3 kap suyunu hazırladım. Etrafa oyuncaklar serpiştirdim. Kartondan katlı bir ev yaptım. Yine etrafa ödül mama kırıntıları sakladım. Elektronikleri fişten çektim. Yaklaşmasını istemediğim yerlere kedi uzaklaştırıcıdan sıktım. Bakalım akşam gittiğimizde neler yapmış, bizi nasıl karşılayacak göreceğiz, artık kıhlarmı pıhlarmı sevinirmi bilmiyorum.






Keşke karşıma biraz daha geç çıksaydı da yalnız bırakmak durumunda kalmasaydık ama yapacak bir şey yok. Elbet bırakmak zorunda kalacağımız başka hafta sonları da olacak belki alışması açısından iyi bile olmuştur. Ama içim sızlamıyormu, sızlıyor  işte...











1 Ekim 2014 Çarşamba

Enerji Bombası Bu Oğlan

Daha önce de bahsettiğim üzere ufaklığı bizim uyku düzenimize alıştırmak için işten geldikten itibaren bir güzel yoruyoruz. Hem ben oynuyorum hem eşim oynuyor öyle ki bazen yorgun düşüyoruz oynatmaktan. Ama oynatmalarımız tabiki boşa gitmiyor. Bizle birlikte oda uykuya dalıyor. Geceleri hiç mıyavlama duymuyoruz. Sabah kalktığımızda da salonda her şey yerli yerinde duruyor.

Hoşuma gidiyor bu enerji bombası halleri ama bazende bunaltıyor çünkü biraz dinlenmek isteyip durduğumda başlıyor ısırma atakları. Yaş aldıkça sakinleşir herhalde diye umuyorum.

Oyun için hem bir takım hazır oyuncaklar aldım hemde evde kendim yaptığım oyuncaklar var onları kullanıyoruz. Mesela aşağıda göreceğiniz cetvel ucuna bağlanmış ve düğüm atılmış kurdele açık ara en favori oyuncağı. Çıldırıyor bu kurdeleye, henüz bunun yerini alacak bir oyuncak çıkmadı.

Bu enerji bombası halleri çok tatlı ama aynı odada olduğumuzda sürekli ilgi bekliyor olması biraz yoruyor insanı :)) Çünkü oyun bulamayınca bu sefer ellerime ve bacaklarıma sarıyor ve ısırmaları biraz can acıtmaya başladı. Öyle olunca mecburen hemen kurdeleyi ortaya çıkarıp oynatmaya devam ediyorum. Evde geçirilen sakin zamanlardan sonra ister istemez insanın evdeki düzeni değişiyor sakinliği özlüyorsunuz ama bir yandan da kucağıma çöreklenip huzurlu bir uykuya daldığında ondan artık vazgeçemeyeceğinizi düşünüyorsunuz. Bu güne kadar çok kitap okudum çok araştırma yaptım ancak gerçekten birebir beslemek çok farklıymış ve her kedi ile yaşanacak deneyimde kesinlikle farklı. Bakalım ilerleyen günlerde bizi neler bekliyor olacak. ..Zamanla durulacak değil mi ? :)


30 Eylül 2014 Salı

Kedim ile ilk günler

Miskin'i bulur bulmaz işten izin alıp Veteriner yolunu tuttum. Yolda giderken çok heycanlıydım. Bunca zaman bekle bekle sonunda bir kedi çıkmıştı karşıma. Ama bir yandan da endişelerim vardı. Yolda eşimi arayıp kediyi bulduğumdan ve eve getireceğimden bahsettim. Tabi ki planlar dahilinde olmadığı için bunu duymak çok hoşuna gitmedi. Aslında son durumda benim de düşüncem tatillerden sonra böyle bir işe girişmekti ancak Miskin aniden çıkıverdi karşıma sırtımı dönüp gidemezdim içim rahat etmezdi çünkü. Gittiğim veterineri çok önce internetten araştırıp kararlaştırmıştım zaten. İnternetteki yorumlarda olduğu gibi bende çok memnun kaldım ilk muayeneden. Kendisi oldukça ilgiliydi, her yaptığı işlemi detayıyla açıkladı. Bundan sonra ona gitmeye devam edeceğiz. Ayrıca eve geldikten sonra tuvaleti ile ilgili bir kaç şey sorduğumda hemen cep numarasını verdi whats up tan kakasının fotoğrafını çekip göndermemi istedi. Çocuk doktorları bile bu kadar ilgili olmuyor ben şahsen yaklaşımına bayıldım.

Veterinerden sonra direk eve geldik. 1-2 saat boyunca taşıdığım ufak mukavva kutudan çıkmadan uyudu. Bende bu arada tuvaletini ve mama kaplarını hazır ettim.Uyanır uyanmaz yemeğini koydum önüne. Bir önceki postumda ki videom Miskin'in ilk yemeği. Acıkmış olacak ki nomnom yedi bütün mamaları. Bu arada bulduğumda Miskin'in bıyıklarının yarısı  yanıktı,muhtemelen çıktığı arabanın motorundan kaynaklandığını düşünüyoruz iyi ki daha ciddi bir yaralanma olmamış. Bu sebeple ürkekliğinin yanı sıra gariban bir görünümü de var :) Veteriner önemli olmadığını zamanla çıkacağını söyledi. Şimdiden daha iyi durumdalar.

Mamasını yedikten sonra tekrar uyudu. Sonra eşim geldi. Benim sabredemeyip birisinden sahiplenmiş olabileceğimi düşünmüş, biraz bozulmuş hak veriyorum ama yanmış bıyıkları ve hikayeyi dinleyince oda bir şey demedi hatta ben öyle bir emri vaki yapacak olsam çirkin kedi seçermiydim diye takıldım oda nesi çirkin şirin kedi işte dedi :)

Gerçekten miskin biraz çirkin bence :) ama çok sevimli ve sevecen bir kedi. Seçmiş olsaydık bu kadar iyi huylusunu bulabilirmiydik sanmıyorum. Cuma günü yalnızlık çekmesin diye beraber salonda yattım. Hemen hemen hiç miyavlamadı, Uyandırmaya da çalışmadı. Ara ara yemeğe çişe kalktı sonra yanıma kıvrıldı. Ertesi günde çoğunlukla uykuyla geçirdi akşam ise yatak odasının kapısını kapadık ve sabaha kadar sesini duymadık. Kendi kendine kalabilen bir kedi ne mutlu ki. Salondan hiç ayrılmıyor zaten diğer odalara girmeye çekiniyor. Zaman geçtikçe ve kendine güveni arttıkça bu durum değişecektir ama o günler geldiğinde birazda büyüyeceği için akıllanacaktır, laf sözden biraz anlayacaktır diye umuyorum. Pazar günü oldukça hareketliydi kurdeleden oyuncak yaptım bayıla bayıla saatlerce oynadı. Ben yoruldum o yorulmadı. Onun üzerine bir süre de eşim oynadı.

Yani artık stratejimiz işten geldikten sonra Miskin'i mutlaka oynatarak yormak ve uyku saatlerini bize göre ayarlamasını sağlamak. Zaten geceleri problem çıkaran bir kedi değil ama ne olur ne olmaz :)

Ona bir sürü yeni oyuncak aldım ,çocukluğunu doyasıya yaşasın istiyorum yalnızlığını hissetmesin. Kendi yaptığım oyuncaklar var hepsinden ayrıca bir postta bahsedeceğim.

Az önce aldığım yavru kedi tasmasını taktım resmen çıldırdı. Boynundan çıkarmak için elinden geleni yapıyor. Büyüdüğünde tasma takmayı düşünmüyorum ama şu an için evin içinde kayboluyor yada ayağımızın altına giriyor farketmiyoruz, Bu durum kazalara sebep olabilir diye düşünüyorum bu sebeple bir süre alışması lazım biraz büyüyünce zaten ihtiyacımız kalmayacak.

Ben bu yazıyı yazarken garibim tasmayla cebelleşmekten yorgun düştü. Neyse şimdilik çıkardım yavaş yavaş alıştırmak lazım sanırım, çokta üzmek istemem.Zaten annesinden yeni ayrılmış yavrucak bıyıkları yanmış, yeterince strese girmiş birde ben yormayayım değil mi ama ?

Maceralarımız devam edecek...









22 Eylül 2014 Pazartesi

Ninja Turtle





Ağır abi çıkmış bu kaplumbağa tek başına kedilerin hakkında geliyor valla :))


21 Eylül 2014 Pazar

Kediye Mama Kabı Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Şeyler


Merhaba ,

Malum kedi tuvaleti ve taşıma kabı alışverişimi yaptım. Bu sıralarda ise gerekli diğer malzemelere internetten göz gezdiriyorum. İnternette şimdi de bu konularda harıl harıl inceleme yapmaya başladım.

Bu yazımda mama kaplarını seçerken kendi dikkat edeceğim noktalardan bahsedeceğim ve benim vardığım sonucu paylaşacağım.

1. Malzeme

Bence mama kabı seçerken en çok dikkat etmemiz gereken nokta kabın yapıldığı malzeme. Mama kaplarının yapıldığı piyasada 4 çeşit ana malzeme var. Plastik, Melamin, Seramik ve Çelik kaplar.
İnternette pek çok kaynak bu kaplardan plastik ve melamin olanları tercih etmememiz gerektiğini söylüyor. Sebep olarakta belli başlı üç madde sayabiliriz. 1. Plastikler kanserojendir, 2. Kolay çizildiği için çiziklerin arasında kedimizin sağlığını olumsuz etkiletecek  bakteri- mikroplar kolayca üreyebilir. 3. Bazı kedilerin çenelerinde alerjiye sebep olduğu gözlemlenmiştir. Bu sebeple ben kendi adıma plastiğin ve yine türevi bir madde olan melaminin üzerini çizdim. Zaten kendi mutfağımda da plastik hiç bir şey asla kullanmam buna saklama kapları da dahil.

Seramik ve çelik kaplar ise sağlıklı ve kullanılabilir kaplar olarak kabul edebiliriz. Ancak seramik kabın boyasına da dikkat etmek gerekiyormuş. Bir de tabi seramik kapların kırılgan olma durumu var. Ben bu sebeple malzeme olarak paslanmaz çelik'i tercih edeceğim sanırım.

2. Ağırlık ve Kaydırmaz Taban

Alacağım kabın bir miktar ağır olmasına dikkat edeceğim, malum zıpır bir yavru kedi paldır küldür koşarken mamasını suyunu birbirine katacaktır, biraz ağır bir kap seçerek hasarı en aza indirmekte fayda var. Aynı şekilde tabanı silikon veya lastikli mama kapları var, yerinden oynatması ve kaydırması pek mümkün olmayan. Yine bu tarz bir tabak seçim sebebi olacak.

3. Derinlik ve Genişlik

Ben yavru kedi almayı planladığım için çok derin olmayan ve yine çok geniş olmayan bir kap tercih ediyorum. Yine bir kaynağa göre kediler mamalarını yerken bıyıklarının kabın kenarına sürtmesinden hoşlanmazlarmış. Kap seçimi yaparken bu noktayada dikkat etmekte yarar var.

4.Kolay Kullanım ve Bulaşık Makinesinde Yıkanabilirlik

Bulaşık makinesinde rahat kullanmak için her halükarda seramik veya metal olması gerekir diye düşünüyorum zaten ve üzerinden boya olmaması. Kolay kullanımdan kastım ise bazı mama kaplarını el ile rahat kavrayabilmek için yan taraflarını açık yapıyorlar . Aşağıdaki örnekte olduğu gibi.


resim kaynak : http://www.kolaymama.com/Hagen-Catit-Desenli-Mama-ve-Su-Kabi-Kucuk-Boy,PR-57.html

Benim ne yapacağıma gelirsek şu an için evde kullanmadığımız alçak kenarlı ufak seramik kaselerimiz var. İlk etapta onları kullanmayı düşünüyorum. İnsan kullanımı için yapıldığından zehirsiz boya içeriyordur diye düşünüyorum. Eğer baktım  hoşlanmıyor yada büyüdü artık küçük geliyor ondan sonra yukarıda anlattığım kriterler üzerinden bir seçim yapacağım.

Döküp saçmalara karşı  mama kabının altına konacak mat işini ise yine ikea dan kendimiz için almış olduğumuz ve pek kullanamadığımız amerikan servisler ile çözeceğim.

Ayrıca evde olamayacağımız yada eve geç geleceğimiz zamanlar için otomatik mama kaplarından edinmeyi planlıyorum. Bunun için internette pek çok seçenek mevcut. Ama fiyatları oldukça yüksek bu sebeple şimdilik otomatik mama kaplarını araştırma işini kedicik geldikten sonraki bir zamana erteledim.

Bu arada son olarak bir de şu ikili mama kaseleri var. Her ne kadar bir taşla iki kuş gibi gözüksede yine internette okuduğum kullanıcı yorumlarında bu tarz kaselerin pek kullanışlı olmadığı, birine mama birine su koyunca mama ve suyun birbirine kolayca karıştığı yada birinden birini dökmek istediğinizde öteki kaptaki içecek yada yiyeceği de dökmeniz gerektiği konuşuluyor


Kaynaklar ;

http://cats.about.com/cs/catfood/bb/bybfoodbowls.htm
http://www.catbreedsjunction.com/cat-food-bowls.html
http://www.petworlddirect.ie/z/how-to-choose-the-best-bowl-for-your-cat/194

Kötü Bir Veteriner Deneyimi

Her ne kadar bu kötü veteriner deneyimini yaklaşık bir buçuk sene önce yaşamış olsamda paylaşmam gerektiğini düşündüm. En azından benim gibi insanları uyarmak adına.

Şu an oturduğumuz eve henüz yeni taşınmıştık ve binanın otoparkı alt katlarda bulunuyordu. Çok fazla insan dairelerine yerleşmemiş,site yeni inşa edildiği için pek çok kapı vs açık bırakılıyordu o dönem. Bir gün otoparkın içinde de bir anne ve yavru kedilerin olduğunu farkettim. Henüz yavrularını emziriyordu. Evimde her zaman acil durumlar için kuru mama bulunur. Hemen yukarı çıkıp mama indireyim dedim. Mamayı vermek üzere indiğimde farkettimki yavrulardan bir tanesinin arka ayakları oynamıyor. Hemen telaşlandım, yavruyu annesinin yanından kaptığım gibi eşimle bize en yakın Atakent'te bir veteriner polikliniğinin yolunu tuttuk. Malesef bize bakan doktor sanırım stajer yada yeni başlamış doktorlardan biriydi. Belki elli defa kediyi az önce bulduğumu, geçmişini bilmediğimi zaten annesi olduğu için geri bırakacağımı söylememe rağmen sürekli geçmişi ile ilgili sorular sordu, sanırım aklı başka yerdeydi. Muayene ederken yavruyu sabit tutamadığı için benden tutmamı istedi. Ki ben sonuçta öyle iğne yapılırken yada mıncıklanırken tutamam, içim acır. Bir de kediyi bende ilk defa görüyorum, yani elini kolunu tutma konusunda deneyim sahibi değilim.

Neyse bir şekilde aşısını yaptı, damla damlattı bunun dışında başka bir şey yapmadı yani standart muayene. Zaten muayene esnasında kedicik başladı bacaklarını oynatmaya.  Çıkan fatura 160 TL'di. Kediyi dışarıdan bulduğumu ve yine yerine  bırakacağımı, yani sahiplenmiş olmadığımı söylememe rağmen 160 TL. Elbette veterinerlerde para kazanacaklar ancak bu şekilde sokakta getirilen kedicikler için biz hayvan severlere indirimli fiyatlar uygulamalı ve muayene ederken biraz daha özenli olmalılar diye düşünüyorum. Daha öncede araba çarpmış bir kediyi Bakırköy'de Elif Veteriner Kliniğine götürmüştüm ve orada tedavisi için çok daha komplike iğneler muayeneler yapılmıştı ve ödediğim ücret 40 TL'ydi. Kediyi sahiplenmiş olsam bu ödeyeceğim ücretlere gocunmayacağım ama etrafımızda ihtiyaç duyan kedilerede yardım ediyoruz sonuçta ve bu tarz kliniklerinde bu yönde teşvik edici olması gerekir diye düşünüyorum.

Bu anlattığım olayda elbette veteriner kliniğin sahibini tenzih ediyorum. Sonuçta olayı o esnada muayeneyi gerçekleştiren doktor ve kasada duran kişi ile yaşadım, aynı durumu kendisi ile yaşasaydık farklı olurmuydu bilemiyorum ancak bir iki ay önce yine trafik kazası geçirmiş bir kediciği iş yerinden bir arkadaşımız oraya götürmüş ve benzer bir yaklaşım sergilediklerinden bahsetti. Bu sebeple kediyi oradan alıp yine Bakırköy'de bir veterine kliniğe emanet ettiler. Açıkçası bende alacağım kedicik için her ne kadar atakent'te bulunan klinik bize yakın olsada  yaşadığım bu olay ve yine arkadaşımın başına gelen benzer olay sebebi ile başka bir veteriner klinik bulacağım.

Ufaklığa ne olduğuna gelince. Annesinin yanında bıraktım ve bolca yaş ve kuru mamalarını da koydum. Bir kaç gün daha orada takıldılar. Hatta fotoğraflarını çekip internete koyayım belki sahiplenen olur diye düşünüyordumki sırra kadem bastılar. Ya güvenlik site dışına çıkardı yada başka bir hayvansever benden önce davranıp sahiplendi. Sonlarını malesef bilemiyorum ama yine aynı durumda bir kedicik görsem yine veterinere götürürüm ücreti ne olursa olsun.




20 Eylül 2014 Cumartesi

Boşalan dolaplar, hafifleyen yürekler

Son günlerde malesef yazı yazmaya fazla vakit ayıramıyorum. Aslında hazırlayıp yarım bıraktığım bir sürü taslak yazım var ama son dokunuşları bir türlü yapamadım. Kedimi hala hevesle bekliyorum. Bir yaz geçti artık sürenin sonuna geldik. Bu kadar heyecan beklerken malesef sürede ufak uzamalar olmak durumunda kaldı. Bayramdan sonraki haftasonu Antalya'da eşli bir iş yeri etkinliği peyda oldu. Ondan bir hafta sonra ise yakın bir arkadaşımızın Balıkesir'de düğünü var. Yani ekim ayının son haftası eğer şansım yolunda giderse kedime kavuşabileceğim. Ve bir süre etkinliksiz ve haftasonlarını evde geçireceğim ki birbirimize alışalım kaynaşalım. Bu arada bende mama, kedi kumu, oyuncağı vs gibi ıvır zıvırlarını araştırıyorum internetten. Onlarıda parça parça alayım diyorum nede olsa bir ay kaldı.



Kedi hedelerinin dışında geçtiğimiz hafta mutfak üzerinde çalıştım. Kullanmadığımız fazla eşyalarımızı tespit ederek kutulamak sureti ile hepsini depoya Balıkesir'e gitmek üzere gönderdim. Kullanılmayan sürahidir, boş kaptır, tepsidir, tabaktır , promosyon bardaklar vs hepsinden kurtuldum. Sonrada kalan eşyaları kullanım sıklığına göre mevcut dolaplara yeniden yerleştirdim.Tezgah üzerindeki bazı eşyaları dolap içlerine aldım. Bu süreç yaklaşık 4 akşamımı aldı. Ama kendimi yormadım, hafta içi olduğu için zaten yorgun oluyor insan , dinlene dinlene canım istedikçe uğraştım. Öyle içim rahatladıki...Hatta dolaplardan bir tanesinide kedinin maması ve eşyaları  için ayırdım. Eşyalar azaldığı için rahat rahat sığdılar. Boş yer bile kaldı ki mutfakta aman aman dolabımızda yok. Aynı uygulamayı önümüzdeki hafta giysi dolabım için yapmayı düşünüyorum. Zaten sık sık yaparım ama bir çok şeyi atmaya kıyamadığımdan geri koyarım, ama artık acımak yok ! Hafta sonu ise kanepe altlarını düzenleyeceğim. Oradada bir sürü ııvır zıvır duruyor. Herşeye hakim olup yerini bilmek çok güzel bir şey :).

Bu arada rızkıyla geliyor benim kedi çocuğum. Son yapılan yds sınavı sonucunda , sürpriz bir şekilde A kuru oldum ve çalıştığım kurum maaş tazminatı verdiği için bu demek oluyorki artık aylık aşı,mama kum masrafları dokunmayacak, hehehe. Onun için alışveriş yaparken biraz suçluluk duyuyordum abartmayayım diyordum ama artık içim rahat, ilk fırsatta o beğendiğim turmalama ağacını alacağım  :))

13 Eylül 2014 Cumartesi

Geçen Hafta Ben ve Kedi Tuvaletinin Yeri

Merhaba,

Geçen hafta benim için oldukça yoğun geçti çünkü cuma gecesi işim gereği özel bir organizasyon gerçekleştirdik bu sebeple çok fazla kendime ve hobilerime vakit ayıramadım. Ama kısa bir özet geçeyim istedim. Önce bir önceki hafta sonundan başlayalım.Dikiş dikicem diye aşağıda gördüğünüz üzere bol bol dağıttım her yeri. Normalde bu masada yemek yeriz ama malzemelerim yayılı olduğu için mutfakta yemek yemeye başladık :)







Ne zamandır giymediğim bir kotum vardı. Bir güzel kestim  iyi oldu, kot şortum yoktu. Paça kısımlarına beyaz sade güpürlerden dikmeyi düşünüyorum, kıvırma payını tam hesap edemeyip biraz fazla kısa kesmişim :/ yada kıvırmadan bu şekilde giyicem.




Bu defa bikinilerimi koymak için bir torba diktim, nasıl? Bu torba dikim işine bir süre daha devam edeceğim sanırım, pek çok kişiye hediye etmeyi düşünüyorum böylelikle dikiş olayını pekiştirmiş olurum.


Arada bunaldıkça soda açtım attım içine limon dilimini ooohh!!Filamingolarda bu esnada dans ettiler




Mudo indiriminden dayanamadım aşağıdaki şirin kahvaltı tabağından 2 tane aldım. Aslında son günlerde az eşya ile yaşama kararı aldık. Bu sebeple mutfak eşyaları ve nevresim setleri, giysilerimi sistematik olarak elden geçirip ihtiyacım olmayan eşyaları elden çıkarıyorum ve alışverişlerde kendimi frenliyorum. Bundan sonra stokçuluğa son, dolaplar boşalacak. Ancak bizimle beraber kalan eşyalar gerçekten sevdiğimiz ve zevk alarak kullandığımız eşyalar olmalı. Ben evlenirken hiç öyle tabak takımları vs almamıştım zaten kendi evimde yaşıyordum ve hali hazırda annemin evden gönderdiği fazlalık tabakları kullanıyordum. Artık onları yavaş yavaş elden çıkarıyor ve zevkime göre ufak alımlar yapıyorum.




Sonunda kedi tuvaletimiz ve taşıma çantamız geldi. Kolileri çok büyüktü bende taşıma çantasını çıkarıp tuvaletin içine koyarak tek koli şeklinde eve taşımayı başardım.



Öncelikle aldığım her iki üründe tam beklediğim gibi çıktı. Hatta tuvalet beklediğimden büyüktü bile diyebilirim.



Tuvaletin altındaki sehpa 90x90 . Üst kapağın çıkarılıp takılması çok kolay. Ürün içeriğinde belirtilmediği halde yanında filtresini de göndermişler. Filtre dediği de bence bildiğimiz siyah ince sünger. Bu arada göreceğini üzere şefaf kapağın yan ve alt kısmında 1 cm lik boşluk var. Ben bir önceki postumda bahsettiğim üzere zaten boşluk olsun havalansın istediğim için önemsemiyorum ama önemseyenler olabilir.


Yukarıda gördüğünüz ise taşıma çantası. Üst ve alt sepeti altı noktadan plastik parçalar ile sabitliyorsunuz. Biz oldukça zorlandık ama sonra bir şekilde hepsini geçirmeyi başardık. Tuvalet kendi kutusunda geldi ancak sanırım taşıma çantası açıkta depolanıyordu. Bu sebeple bir hayli pisti. Montajlamadan önce sabunla yıkamam gerekti. Şimdi mis gibi. Tozlanmasınlar diye Tuvaleti ve taşıma kabını iç içe koyup kutulayıp depomuza indirdik.

Tabi indirmeden önce bir kaç yer denemesi yaptım. En uygunu aşağıdaki gibi olacak sanırım. Hemen sağ altta gördüğünüz tuvalet. ilerideki ise taşıma kabı. Alışması için bir süre onu ortalarda tutmayı düşünüyorum. İçine yumuşak bir minder hazırlıyorum. Belki orada yatar kimbilir. Hemen onun yanına ise amerikan servis vardı evde mama kaplarının altına koyarım diye düşündüm her ikis de yeşil biraz tesadüf oldu. Yine pek kullanmadığımız seramik kaplarımız var evde onlarıda artık mama kabı yapmayı düşünüyorum.




Evet buda tam ters açıdan bir görüntü. Sokak kapısı hemen beyaz dolabın yanı.



Dairemizin planı aşağıdaki  gibi,tabiki eşya yerleşimimiz bu şekilde değil. Çalışma odasında örneğin oradaki gibi yatak vs yok. Pembe nokta yemek alanını , maviler ise tuvalet için düşündüğüm yerleri temsil  ediyor. Pencere yanları daha iyi olur diye düşünüyorum ama salonda koltuk yanı sorun olur mu mesela? yada küçük odada eşim sigara vs içiyor tuvalet için bile olsa o odaya girip çıkmak kediyi rahatsız etmezmi ? Banyolar malesef tuvalet koymak için küçük kalıyor. Antreye koymayı düşünüyorum dediğim herkes, orası uygun olmayacaktır , koku yapacaktır diyor. Siz evinizde tam olarak nereye kokuyorsunuz bu tuvaleti ??











3 Eylül 2014 Çarşamba

En İyi Kedi Tuvaleti Hangisi?

Merhaba,

Henüz bloğu yeni açtığımda bahsettiğim üzere kedimizi bayramdan sonra almayı planlıyoruz. Artık Eylül ayına girmiş bulunduğumuz için yavaş yavaş hazırlıklara başlayayım diye düşündüm. Bu sebeple de ilk somut adımı atarak ta ta taaa .....










 Kedi tuvaletimizi almış bulunmaktayımm!!

Tabi öyle hemen almaya karar vermek kolay olmadı. Ara ara araştırmalar yaptım. Fikrim kırk kere değişti. Bir Avrupa Amerika gibi çılgın seçeneklerimiz olmasa da yine de internette pek çok markanın kedi tuvaleti var ve daha önce evimde kedi bakmadığım için neye dikkat etmem gerekir bilemedim. Bende biraz internetten okudum, yorumlara baktım, kedi bakan kişilerle konuştum. Elbette bin bir türlü görüş çıktı ortaya ama ben kararımı Nestor Savic marka kapalı tuvaletten yana verdim. Burada da biraz bu kutunun özelliklerinden bahsedeceğimki belki benim gibilere bir faydam dokunur. Ayrıca kullanmaya başladıktan sonra da bu yazımı edit ederek yaşadığım artı eksi deneyimleride paylaşırım diye düşünüyorum.

Öncelikle belirtmem gerekir ki bence bu kedi tuvaletleri için en güzel çözüm kediyi klozete yapmaya alıştırmak. Her ne kadar imkansız gibi gelsede kulağa aslında mümkün. Böyle bir şeyin olabileceğini citty kitty ürününü görene kadar bende bilmiyordum. Pek çok online sitede satılıyordu, şimdi buraya link vermek için baktım ama galiba stoklarda kalmamış ya da ben göremedim artık niyeti olan varsa araştırır. Youtube'da da bir sürü video var. Nasıl yaparız bu işi derseniz size bir kaynak; kitapsızkedi'nin kedisi üzüm'ü klozete alıştırma hikayesi için tık.

Şimdi ben bebe kedi almayı düşündüğüm için ilk etapta böyle bir atraksiyona giremem ama biraz büyüyüpte serpilince kesinlikle denemeyi planlıyorum. İtiraf edeyim tembel biriyim ve ev işlerinden de hoşlandığım söylenemez. Çünkü temizlik konusunda insan bir ilerleme kaydedemiyor, yani temizliyorsun kirleniyor temizliyorsun kirleniyor , kısır döngü. Bu sebeple her işin pratiğine kaçmayı kıymetli zamanımın mümkün olduğunca en azını en efektif şekilde temizlik işlerine ayırmayı tercih ediyorum. Az yede temizlikçi tut dediğinizi duyar gibiyim :). Temizlikçi de tutamıyorum çünkü oturduğum çevrede temizlikçi nasıl bulunur bilemiyorum. Arkadaşlarım vasıtası ile bulduklarım da çoğunlukla meşgul, günlerimiz tutmuyor vs. bu sebeple ev temizliğini kendim hallediyorum son zamanlarda gayet iyi beceriyorumda ;). Bu kedicanın tuvalet kum işlerini de doğal olarak ben üstleneceğim, bu sebeple işleri kolaylaştıracak cin fikirlere açığım. Ayrıca klozete yapması bence kedi için de daha iyi temiz temiz kazma derdi yok, koku yok, küreklemesi için insana ihtiyacı yok. akşam gelince bir sifon oh mis. Neyse bu konuyu fazla uzattım galiba sonuçta bu klozet eğitimi işine ancak seneye girebileceğiz bu sebeple gelelim benim Nestor Savic seçmemdeki sebeplere...

En standart kedi tuvaletlerini biliyorsunuz. Aşağıdaki gibi düz dikdörtgen bir leğen şeklinde.




Daha önce kısa sürelide olsa bunlardan kullanmıştık ve etrafa çok kum saçıldığını gözlemlemiştim.. İlaveten bu defa kapaklı kedi tuvaleti almanın daha uygun olacağını düşündüm çünkü tuvaleti salonun giriş kısmına yerleştirmeyi düşünüyorum. Yani içeri giren tarafından ilk bakışta farkedilecek bir yer bu sebeple kapaklı olması önemli.





Yanda göreceğiniz savic nestor'un alt kısmı ise arka tarafı yüksek ve kumların saçılmasını belli bir oranda daha önleyebilir diye düşünmeme sebep oldu. Çünkü kediyi ilk aldığımız zaman kapağını kullanmayı düşünmüyorum. Öncelikle biraz alışması için açık olarak bu şekilde kullanacağım. Bir iki ay sonra kapak kısmı ile beraber kullanma niyetindeyim.





Ve beni cezbeden temizlerken işleri kolaylaştıracağını düşündüğüm bir özellik daha. Tepesi kısmi olarak açılabiliyor ve içindeki kumu küremek için illa üst kapağı komple çıkarmanıza gerek kalmıyor. Ayrıca bence tamamen örtülmeden bu şekilde de kullanılabilir.







Mesela sağdaki örneği düşünürseniz her gün kapağı kaldır geri tak eziyet olur diye tahmin ediyorum ve bu tip mandallı plastik ürünlerde mandal yerinde genelde erkenden bir eskime ve kırılma olur hele birde sıkı geçmeliyse çıkar tak ayrı dert. Savic Nestorda zaten kapağı tüm kumu değiştireceğim zaman bir haftalık yada iki haftalık süreçlerde çıkarıp takmak yeterli olacak gibi gözüküyor.





Buda son olarak kapağı kapatılmış hali;




Benim için Savic Nestor'a en yakın alternatif solda göreceğiniz Hagen marka tuvaletler oldu. Aslında onları da çok beğendim ve fonksiyonel olarak  savic ile aynılar. Hatta bence fotoğraflarda Savic'ten bir tık daha kaliteli duruyorlar, gerçek hallerini hiç görmedim ancak tercihimi savicten yana kullanmamdaki sebep arka kısmının yüksek olması ve ucuz olmasıydı. Yani sonuçta eğer planladığım gibi tuvalete alıştırma durumu olursa zaten bir iki sene sonra artık kullanmayacağım bir ürüne dönüşecek bu sebeple çok ciddi bir bütçe ayırmak istemedim. İlaveten Hagen 'in Smart Sift  modeli var. Kenarda kolu var çekiyorsunuz kakalar el değmeden atık kutusuna dökülüyor. Kedimi tuvalete alıştıramayacak olursam zaten o tip bir üründen yada kendi kendini temizleyen tuvaletlerden  paraya kıyıp almayı düşünüyorum. Merak edenler , neymiş bu diyenler üstlerine tıklasınlar.

Unutmadan bir konuda bilgilendireyim. İnternetteki yorumlara bakılırsa genel olarak alanlar memnun ancak yapılan bazı eleştirilerde öndeki şefaf kapağın tam olarak kapanmadığı bu sebeple kokuyu sızdırdığı söyleniyor. Ben açıkçası zaten içinin havalanmasından yanayım. Oda can, leş gibi kokunun hapsolduğu bir deliğe girmekten hoşlanacağını sanmıyorum. Elimden geldiğince hergün kürekleyip ve en iyi kumu seçip koku olayını minimuma indirmeye çalışacağım zaten. Ayrıca kokacak kadar kaldıysa o kakalar zaten koksundan aklımız başımıza gelsin temizleyelim tuvaleti !! Böyle düşündüğüm için benim kararımı olumsuz yönde etkilemedi.

Ben en uygun fiyatı önerdiği için 42 TL 'ye  Hepsi Burada alışveriş sitesinden aldım. Aslında kargo ücreti 11 tl gibi bir rakam olduğu için almayacaktım. Ancak tesadüf bu ki Moderna Marka No 1 taşıma kafesininde 30 TL gibi piyasanın çok altında bir rakama satıldığını gördüm. Üzerine birde metal tarak hediye ediyorlardı. İkis beraber kargosu 14 tl ye geldi.

Normalde Savic 52 TL'ye,  Moderna Kutu ise 50 -63 tl arasında satılıyordu. Yani normalde en az 110 tl ye mal olacak ürünler, 87 Tl 'ye gelmiş oldu. Çok büyük kar ettim sayılmaz ama bir defalık kum parasını çıkardım en azından =)

Nestor Savic için tık
Moderna No.1 için tık

Son olarak boyut özellikleri ile yazımı bitireyim

Nestor Savic : 56 uzunluk x39 en x 38,5 yükseklik
Moderna No 1 : 48 uzunlukx32 en x 31 genişlik

Tuvalet temizliği konusunda varsa ipuçları çekinmeden paylaşınız !!

Sevgiler,




21 Ağustos 2014 Perşembe

Banyomu Nooğğ!!



Bu videoyu izleyince gül gül öldüm. Resmen çocuk gibi, banyonun sonuna kadar noooğ çıklıklarını atmaya devam ediyor şaşkın =)

Not: Video kedinin sahibinin kediyi yıkamak zorunda olduğu bir günde çekilmiş, yıkamaya başladıklarında komik sesler çıkarmaya başlayınca kaydetmeye karar vermişler. Her zaman yapılan bir eylem değilmiş yani.

20 Ağustos 2014 Çarşamba

Okudum : Kötü Kedi


Bu bir kitap öneri yazısı değil, kitap önermeme yazısıdır :)
Yazarı Jim Edgar olan "Kötü Kedi" isimli kitap yalnızca kedi resimlerinden oluşuyor bu sebeple benim gibi internetten kitap alışverişi yapan kedi severler aman dikkat! paranıza yazık olmasın. Ben ettim siz etmeyin. Herhangi bir hikaye yada bilgi içeren bir kitap değil. Yurtdışında Giller takviminin muadilinden esinlenerek böyle bir kitap çıkarmışlar. Takvim için  gelen fotoğrafları bir de kitaba basalım demişler ama bence çok gereksiz olmuş. Ayrıca herhalde insanlar alsın diye kitabın açıklama kısmında hiçte yalnızca resimlerden oluşan bir kitap olduğu anlaşılmıyor.

Bu arada Giller takvimini bilmeyen var ise bu vesile ile duymuş olsun. 2015 Takvim ve Ajandaları satışa çıkmış bile. Hayvansever dostlarınız için güzel bir sürpriz yapabilirsiniz :)


13 Ağustos 2014 Çarşamba

Kedi Mamaları Hakkında 2 : Yaş Mama mı ? Kuru Mama mı?



Ben ilk kedi maması araştırmaya başladığımda nedense kuru mamaların ana gıda yaş mamaların  ise haftada bir verilmesi gereken ödül maması olduğu gibi bir algım vardı, uzunca bir sürede bu böyle sürdü. Ama aslında durum sandığım gibi değilmiş. Pek çok yabancı kaynak kedilerin doğal yaşamlarında olduğu gibi mümkün olduğunca yaş mama ile beslenmelerini öneriyormuş. Mantık ise şöyle günümüz kedilerini vaktiyle çölde yaşayan büyük kedilerin evrim geçirmiş hali.  Çölde yaşayan kediler su ihtiyaçlarını avladıkları hayvanları yiyerek giderirlermiş, bu sebeple de ayrıca su kaynağından su içme ihtiyacı hissetmezlermiş ki zaten çölde doğru dürüst su kaynağı yok. İşte her ne kadar modern kediler evrimleşmiş olsa da bu eski alışkanlık aslında devam ediyomuş. Bu sebeple de zaten kedilerin çoğu kuru mama yedikleri halde su içme alışkanlığı edinmiyormuş,buda hali ile vücutlarına zarar veriyormuş.

Özellikle kuru mamanın başlıca üç zararı olduğu söyleniyor;
1) su ihtiva etmemesi
2) karbonhidrat oranının yüksek olması
3)içeriğinde hayvansal içerikli proteinden çok kedilerin dietine uygun olmayan tahılların bulunması

Ayrıca bazı kaynaklarda deniyor ki en ucuz yaş mama bile piyasadaki en iyi kuru mamadan daha iyidir. Burada bir dur demek lazım, bence önemli olan içerik. Yaş mamalara da tahıl karıştırıyorlar sonuçta. Bu sefer hayvan su alıyor ama protein alamıyor.

Bu konu ile ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz. Bunun gibi daha bir çok kaynak mevcut.
http://www.catinfo.org/docs/Feeding%20Your%20Cat%20-%204%20pages%2011-13.pdf



Ben bu noktada mantığımı devreye sokuyorum ve yukarıda söylenenleri bir parça haklı buluyorum. Kedilere yalnızca kuru mama  ana öğün olarak sürekli sunulmamalı bence. Kendimizden pay biçelim, sağlıklı bir şey olsaydı bizler için de o tür kuru gıdalar üretilirdi  ve yenirdi değil mi ? Yemek yapma derdi kalmazdı böylece =)

Sonuçta yaş yada kuru mama farketmez önce içeriklerinde ne var o önemli. Yeterli oranda protein var mı gereksiz maddeler , zehirli koruyucu maddeler var mı ona bakmak lazım. Bu konu ile ilgili meltem hanımın çok detaylı yazılarını okuyabilirsiniz , kendisi çok güzel ve özenle açıklamış ayrıca benimde bu konuya ilgimi artırarak yabancı kaynak arayışına girmeme vesile olmuştur ;

http://kedilibirhayat.com/saglikli-kedi-mamasi-nasil-olur/

Bu yazıyı yayınlamadan önce Meltem Hanım' a da konuyu danışmıştım. Onun görüşü bahçeli evlerimiz olsa ve kedilerimiz yedikleri yemekten kazanacakları enerjiyi yakabilseler yaş mama daha çok yemeliler , fakat günün çoğunu evin içinde yatarak geçiren kediler için fazla yaş mama yedirmek bu defa  kilo ve alerjilere sebep olabilir ki kendi kedilerinde bunu yaşamış. Bu bakış açısından yaklaşacak olursak evet buda doğru.

Sonuç olarak her şey de olduğu gibi bu konuda da kararında ve orta yollu hareket etmek en doğrusu galiba.Mesela ben günde üç öğün besleyeceksem örneğin bir öğün yaş mama iki öğünü ise kuru mama olarak vermeyi planlıyorum. Yada yaş mamanın gün aşırı verildiği bir düzen de tutturabilirim.

Kuru ve yaş mamanın yanı sıra haftada bir gün ise çiğ beslenme uygulamayı düşünüyorum. Çiğ beslenme de ne diyenleriniz var ise Türkiye'ye artık ithal edilen Barf'ın sitesinden aynen aktarıyorum;

"BARF, Biologically Appropriate Raw Food (Biyolojik Olarak Uygun Çiğ Besin) teriminin kısa adıdır. BARF diyeti; taze dana ve tavuk ürünü ile sebzenin uygun miktarlarının karışımından oluşmaktadır. Pişmiş yiyecek yemek üzere evrimleşmemiş hayvanlarımızı, aslına en uygun şekilde beslemenin tek yolu budur."

Böyle bir beslenme şekli gerçekten doğala en yakın ve mantığa çok uygun gözüküyor.

BARF’ı en iyi yapan sadece et kullanılması değildir. Birkaç başlık altında toplayacak olursak;
  • Kaliteli hayvansal protein kullanılmıştır ve herhangi bir yan ürün içermez.
  • Tahıl kullanılmamıştır çünkü kediler ve köpeklerin tahıldan çok hayvansal proteine ihtiyaçları vardır.
  • İçerisinde birçok yararlı meyve ve sebze vardır.
  • Kanserojen hiçbir koruyucu içermez.
kaynak : http://www.barf.com.tr/

Benim şu an için planlarım böyle ama elbette bunlar teorik planlar bakalım benim yaramaz bu tasarılarak uyacak mı, yada pratikte sorun yaşayacak mıyım zamanı gelince göreceğiz ;)

Almayı planladığım mama markalarını ve sebeplerini ise bir diğer postta paylaşacağım.

Hadi bakalım deneyimli kediciler kuru mama mı yaş mama mı çiğ beslenmemi önerilerinizi-deneyimlerinizi bekliyorum..

Sevgiler,


                                                                 -Yemeyacaaaaaaam!!








Popüler Yayınlar

Sayfalar