30 Haziran 2014 Pazartesi
A Lion Called Christian - Documentary
Belki kısa videosunu izleyenler olmuştur. Yukarıdaki belgesel Christian isimli bir aslan hakkında. 1969 Londra'sında Harrods mağazasından toplam 3500 sterline John Rendall ve Anthony Bourke tarafından satın alınmış ve büyütülmeye başlanmış. Tabi aslan büyüdükçe hem kontrol altında tutması hem de bakım masraflarını karşılamak zorlaşmaya başlamış. 1 yaşına gelince yaban hayat koruma gönüllülerinden George Adamson'a başvurarak Christian'ı Afrika'ya kendi doğasına göndermeye karar vermişler. Gönderdikten bir yıl sonra ise onu ziyaret etmek istemişler. İşte bu yeniden bir araya gelişin videosu youtube da tıklanm rekorları kırdı çünkü bir yıl geçmesine rağmen koskocaman olmuş aslan adeta bir yavru gibi John ve Anthony'nin üzerine atlayarak sevinç ve özlem gösterilerinde bulunuyor. Gerçekten duygusal bir hikaye yaklaşık 45 dakika olan ve geçmişten görüntülerinden yer aldığı belgeselini izlemenizi tavsiye ederim.
sevgiler ,
29 Haziran 2014 Pazar
Kedi gelmeden önce yapılması gereken düzenlemeler 3 : kablolar
Merhaba,
"eşyaların sabitlenmesi", "pencere ve balkonlar" yazımdan sonra sıra geldi "kablolar" yazısına. En az diğer önlemler kadar hayati önem taşıyor bence. Çünkü en iyi ihtimalle çiğnenmiş ve kullanılamaz bir kablo ile baş başa kalırız, en kötü ise kediciğimiz ölür. Bu sebeple bu konu ile ilgili neler yapabilir onları araştırdım.
Bauhaus ve Koçtaş gibi yapı marketlerde bulabileceğimiz spiral kablo koruyucular bu konuda oldukça iş görebilir diye düşünüyorum. Aslında evcil hayvana karşı üretilen bir ürün değil. Daha çok kabloları bir arada tutmak, dağınıklığı ve tozu önlemeye yardımcı bir ürün olarak lanse ediliyor. Bence evcil hayvanlara karşı önlem ibaresi de eklense hiçte fena bir satış taktiği olmaz :).
Ben Bauhaustan yukarıda gördüğünüz ürünün çok benzerini aldım , 16 tl'ye. Bir tane aldım çünkü denemek istedim eğer istediğim gibi oluyorsa daha sonra tekrar alırım diye düşündüm. Sonuç gayet başarılı. Bu şekilde paket almak yerine orada büyük makaraya sarılı şekilde metre ile satılanı vardı. Bir dahakine ondan alabilirim diye düşünüyorum. Çünkü zaten bu paket ile beraber montajını kolaylaştıran aşağıdaki resimde göreceğiniz ismini bilemiyorum yardımcı elemanıda geldi. Onun sayesinde spirali kolayca açtırarak kabloları sarabiliyorsunuz. Oelimde bulunuyorken metreyle almak daha hesaplı olacak.
Bu kabloyu sardıktan sonra kedi evimize geldiği zaman kedi uzaklaştırıcı sprey veya damlada alarak bir kaç gün üstüste bolca prizlerin olduğu bölgeye uygulamayı düşünüyorum. Belki bir ihtimal bir süre üzerini bantla da kaplayabilirim,
Benim son hazırlıklarım böyle , sizin kablolardan uzaklaştırmak için kullandığınız başka yöntemleriniz var mı ? Yada bu yöntemi deneyip te başarılı olan var mı ?
Sevgiler,
.JPG)
"eşyaların sabitlenmesi", "pencere ve balkonlar" yazımdan sonra sıra geldi "kablolar" yazısına. En az diğer önlemler kadar hayati önem taşıyor bence. Çünkü en iyi ihtimalle çiğnenmiş ve kullanılamaz bir kablo ile baş başa kalırız, en kötü ise kediciğimiz ölür. Bu sebeple bu konu ile ilgili neler yapabilir onları araştırdım.
Bauhaus ve Koçtaş gibi yapı marketlerde bulabileceğimiz spiral kablo koruyucular bu konuda oldukça iş görebilir diye düşünüyorum. Aslında evcil hayvana karşı üretilen bir ürün değil. Daha çok kabloları bir arada tutmak, dağınıklığı ve tozu önlemeye yardımcı bir ürün olarak lanse ediliyor. Bence evcil hayvanlara karşı önlem ibaresi de eklense hiçte fena bir satış taktiği olmaz :).
Ben Bauhaustan yukarıda gördüğünüz ürünün çok benzerini aldım , 16 tl'ye. Bir tane aldım çünkü denemek istedim eğer istediğim gibi oluyorsa daha sonra tekrar alırım diye düşündüm. Sonuç gayet başarılı. Bu şekilde paket almak yerine orada büyük makaraya sarılı şekilde metre ile satılanı vardı. Bir dahakine ondan alabilirim diye düşünüyorum. Çünkü zaten bu paket ile beraber montajını kolaylaştıran aşağıdaki resimde göreceğiniz ismini bilemiyorum yardımcı elemanıda geldi. Onun sayesinde spirali kolayca açtırarak kabloları sarabiliyorsunuz. Oelimde bulunuyorken metreyle almak daha hesaplı olacak.
Bu kabloyu sardıktan sonra kedi evimize geldiği zaman kedi uzaklaştırıcı sprey veya damlada alarak bir kaç gün üstüste bolca prizlerin olduğu bölgeye uygulamayı düşünüyorum. Belki bir ihtimal bir süre üzerini bantla da kaplayabilirim,
Benim son hazırlıklarım böyle , sizin kablolardan uzaklaştırmak için kullandığınız başka yöntemleriniz var mı ? Yada bu yöntemi deneyip te başarılı olan var mı ?
Sevgiler,
27 Haziran 2014 Cuma
Kedilere Masaj :)
Yukarıda kedimize nasıl masaj yaparız anlatılmış, tabi bu dokunulacak bölgeler sanıyorum kediden kediye göre değişiyor. Kimi kediler göbekleri konusunda çok hassasken bazılarının ise sesi çıkmıyor sevdiriyormuş. Bu kedide o tiplerden galiba :))
Sevgiler,
26 Haziran 2014 Perşembe
Kedi eve gelmeden yapılması gerekenler 2: Pencere ve Balkonlar
merhaba ,
kedi gelmeden yapılması yada düşünülmesi gereken önemli bir konu: pencereler ve balkonların güvenliği. Bugüne kadar okuduğum pek çok kaynak ve kedi sahibi kişilerin bloğunda bahsi çokça geçen bir konu. Malesef kediler bir kelebeğin yada kuşun peşinden yada bir şeyde olmak zorunda değil pencere ve bakonlardan düşerek ya hayatlarını kaybediyorlar yada ağır şekilde yaralanıyorlar. Bu sebeple bence kedi sahibi olmadan önce mevcut evimizdeki pencere ve kapı açma alışkanlıklarımızı düşünmeli ve kedi gelince bunun ne yönde değişeceğini hesap etmeliyiz. Aslında aynı bir çocuk sahibi olmak gibi, nasıl bebek ve çocukları gözetmeyince başlarına bu tip işler geliyor, kedilerde bizim hiç büyümeyen çocuklarımız gibi düşünmek lazım.
Ben kendi hazırlıklarımdan ve düşüncelerimden örnek vermek istiyorum. Bizim evde hiç pencere yok örneğin salon odalar ve mutfak tamamı fransız balkon ve yere kadar cam ve her odada bir balkon kapısı var, böylece pencereye ihtiyaç olmuyor. Evimiz bu sebeple çok aydınlık ve kapıyı da açınca adeta büyük boy balkonda oturuyormuş hissi uyanıyor, eğer kedimiz güneşlenmeyi seviyorsa totosunu kanepeye yaya yaya güneşlenebilir :).Geçen yıl her kapıya sineklik taktırdık, şu sürgülü olanlardan ve çoğunlukla kapalı tutuyoruz, özellikle sivrilerin kol gezdiği son dönemde. Bunun bizim için kedi geldiğinde de avantaj olacağını düşünüyorum. Tabi o tel onu engelleyebilir mi bence engellemez ama en azından yavaşlatır ve artık üzerine bant yapıştırırsak belki bir derece yapışkan yüzey olduğu için dokunmaya çekinebilir.
İkinci önlemim ise balkon kapılarını biz evde yokken kapalı tutmak veya yukarıdan açılan pozisyonda tutmak . Mümkün olduğunca tele güvenmemeye çalışacağız. Ayrıca kapıların açılma ayarlarına yönelik çok güzel çocuk güvenlik ürünleri var.
Örneğin yandaki ürün İKEA'nın Patrull isimli ürünü. pencerenin açıklık ayarını patrul ile yapabiliyorsunuz. Eminim bu ürüne benzer Koçtaş ta Bauhaus ta pek çok ürün vardır. Ben bunlardan iki tane alıp salondaki balkon kapısına ve çalışma odasında kine takmayı düşünüyorum. Çünkü kediciğin biz evde yokken en çok vakit geçireceği yer orası, birde koridor var. Yatak odamızı ve mutfağı biz evde yokken kapalı tutmayı düşünüyorum. Tabi bu konuda illaki açmamızı isterse mutfaktan taviz vermem ama yatak odası açılabilir :). Bu konuda yorum yapabilecek deneyimli kediciler mutlaka vardır.
Benim düşündüğüm önlemler bu şekilde sizlerin bu konuda ki deneyimleri ve güvenlik önlemleri varsa duymayı çok isterim , sevgiler...
kedi gelmeden yapılması yada düşünülmesi gereken önemli bir konu: pencereler ve balkonların güvenliği. Bugüne kadar okuduğum pek çok kaynak ve kedi sahibi kişilerin bloğunda bahsi çokça geçen bir konu. Malesef kediler bir kelebeğin yada kuşun peşinden yada bir şeyde olmak zorunda değil pencere ve bakonlardan düşerek ya hayatlarını kaybediyorlar yada ağır şekilde yaralanıyorlar. Bu sebeple bence kedi sahibi olmadan önce mevcut evimizdeki pencere ve kapı açma alışkanlıklarımızı düşünmeli ve kedi gelince bunun ne yönde değişeceğini hesap etmeliyiz. Aslında aynı bir çocuk sahibi olmak gibi, nasıl bebek ve çocukları gözetmeyince başlarına bu tip işler geliyor, kedilerde bizim hiç büyümeyen çocuklarımız gibi düşünmek lazım.
Ben kendi hazırlıklarımdan ve düşüncelerimden örnek vermek istiyorum. Bizim evde hiç pencere yok örneğin salon odalar ve mutfak tamamı fransız balkon ve yere kadar cam ve her odada bir balkon kapısı var, böylece pencereye ihtiyaç olmuyor. Evimiz bu sebeple çok aydınlık ve kapıyı da açınca adeta büyük boy balkonda oturuyormuş hissi uyanıyor, eğer kedimiz güneşlenmeyi seviyorsa totosunu kanepeye yaya yaya güneşlenebilir :).Geçen yıl her kapıya sineklik taktırdık, şu sürgülü olanlardan ve çoğunlukla kapalı tutuyoruz, özellikle sivrilerin kol gezdiği son dönemde. Bunun bizim için kedi geldiğinde de avantaj olacağını düşünüyorum. Tabi o tel onu engelleyebilir mi bence engellemez ama en azından yavaşlatır ve artık üzerine bant yapıştırırsak belki bir derece yapışkan yüzey olduğu için dokunmaya çekinebilir.
İkinci önlemim ise balkon kapılarını biz evde yokken kapalı tutmak veya yukarıdan açılan pozisyonda tutmak . Mümkün olduğunca tele güvenmemeye çalışacağız. Ayrıca kapıların açılma ayarlarına yönelik çok güzel çocuk güvenlik ürünleri var.
Örneğin yandaki ürün İKEA'nın Patrull isimli ürünü. pencerenin açıklık ayarını patrul ile yapabiliyorsunuz. Eminim bu ürüne benzer Koçtaş ta Bauhaus ta pek çok ürün vardır. Ben bunlardan iki tane alıp salondaki balkon kapısına ve çalışma odasında kine takmayı düşünüyorum. Çünkü kediciğin biz evde yokken en çok vakit geçireceği yer orası, birde koridor var. Yatak odamızı ve mutfağı biz evde yokken kapalı tutmayı düşünüyorum. Tabi bu konuda illaki açmamızı isterse mutfaktan taviz vermem ama yatak odası açılabilir :). Bu konuda yorum yapabilecek deneyimli kediciler mutlaka vardır.
Benim düşündüğüm önlemler bu şekilde sizlerin bu konuda ki deneyimleri ve güvenlik önlemleri varsa duymayı çok isterim , sevgiler...
24 Haziran 2014 Salı
23 Haziran 2014 Pazartesi
Pratik Fırında Balık Tarifi
aslında bu blogta genel olarak kedi hazırlığına yönelik araştırmalarımdan bahsederim diye düşünüyordum fakat biraz da geçen günlere dair ne yaşıyorsam ondan da bahsedeyim diye düşündüm. Sonuçta burayı biraz da anı niyetine oluşturuyorum.
Bu yazımda Pazar günkü yemek spesiyalimizden bahsetmek istiyorum. Yaklaşık 3 haftadır kuralı bozmadık devam ediyoruz, her hafta pazar günü fırında balık yapıyoruz. Tarifini bana daha önce annem vermişti, o da nereden öğrendi bilemiyorum o yüzden kaynak paylaşamayacağım ama belkide herkesin bildiği bir şeydir zaten...
Öncelikle bize en yakın market olan Migros'a gidilir ve uygun büyüklükte deniz çupra yada deniz levrek seçilerek ayıklanması istenir. Çiftlik levrek ve çuprada satılıyor daha uygun fiyata fakat lezzet olarak kesinlikle arasında fark var, sağlık açısından da fark olduğunu düşünüyorum.
Biz eşimle iki kişi tek bir tane orta boy çipura ile doyuyoruz. Mesela en son aldığımız balık 650 gr mış ve 26. TL tutmuş, bence deniz çuprası için iyi bir fiyat ödemişiz, özellikle avlanma yasağı başladığında deniz balıklarının fiyatları artmışken. Tabi bu balıklar dondurucu balığıdır o ayrı.
Daha sonra balığı şöyle bir sudan geçiriyoruz ve her iki tarafına boyuna olacak şekilde çizik atıyoruz soldan sağa. Bu olmazsa olmaz değil ben pişmesi daha iyi olsun diye yapıyorum, biraz da alışkanlıktan.
İşin bir püf noktası balığı yapacağımız tepsiye yağlı kağıt sermek. Böylece tepsi kesinlikle batmıyor ve yıkaması hiç uğraştırmıyor, yağlı kağıdı kıvırıp atıyorsun bitiyor.
Sonra gelelim en eğlenceli kısma bir tane soğan bir tanede limonu halka halka doğruyoruz ve balığa yatak yapıyoruz.
Yaptığımız yatağa biraz zeytin yağı gezdirip üzerine balığı koyup onunda üzerinde biraz yağ gezdiriyoruz. Yine şart değil ama bunuda bir arkadaşımın ablasından öğrenmiştim. Balığa açtığım soldan sağa yarıklara sarımsağıda halka halka keserek diziyorum, pişmiş sarımsak tadı ve balığa kattığı tat hoşuma gidiyor ama herkes tercih etmeyebilir,bazıları balığın arasında defne yaprağıda koyabiliyor ama ben koymuyorum limon koyduğum olabiliyor. Aşağıdaki fotoğrafta yarıkları ve sarımsakları görebilirsiniz.
İşte Balık doğrudan yağlı kağıda temas etmeden bu yatağın üzerinde 200 derecede yaklaşık 30-40 dk mis gibi pişiyor . Ben çevirme gereği duymuyorum her iki yüzüde gayet pişmiş oluyor
Sonra ise afiyet olsun, mutlu son ;)
22 Haziran 2014 Pazar
Dünyanın en yaşlı kedisi poppy 24 yaşında hayata gözlerini yumdu
1990 yılında Bournemouth İngiltere'de doğmuş Poppy, bundan tam 24 yıl önce, benden sadece 4 yaş küçük. Kedilerin büyük büyük annesi gibi, insan yaşıyla kıyaslanınca yaklaşık 114 yıla tekabül ediyormuş. İyi bakılan bir kedi için ortalama ömrü 15-16 gösterilirken Poppy +8 yıl ile rekor kırarak Guinness Rekorlar kitabına bile girmiş.
Şunun güzelliğine bakarmısınız. Yaşlı bir kedi olduğunu anlıyor insan ama yinede 114 yaşında bir insanla kıyaslayınca yaşını sanki o kadar göstermiyor gibi :). Belki tüyleri olduğu için derisi gözükmediğinden de olabilir.
Poppy iki çocuklu insan ailesinin yanı sıra 4 kedi , 2 tavşan ve bir hamster ile birlikte yaşıyormuş. Biyolojik olarak her ne kadar vakti gelmiş olsada, beklensede, insanlar içinde aynı durum geçerli, ölüm hiç bir canlıya yakışmıyor. Sahibi de gazeteye verdiği röportajda öldüğü gün evdeki diğer kediler dahil bütün aile yemek yemediklerini söylemiş, nasıl yenir ki zaten..
Son zamanlarında sağır ve kör olsada hala diğer kedilerden mamasını koruyabiliyor, höyt demesiyle mum gibi diziyormuş :) hatta poppy'de fırsatını bulunca ailenin evcil hayvanlarından bir tane tavşan bir de hamster hacamat edivermiş , huysuz ihtiyar.
Haberin resimlerinden gördüğüm kadarı ile bahçeli bir evde yaşıyor ve serbest geziyormuş poppy,
Sahibi poppy nin uzun yaşamasının sırrı olarak ise iyi beslenme ve egzersiz olabileceğini söylüyor. Sabahları kedi büsküvisi ve akşamlarıda konserve mama yiyormuş. Bunun dışında sürekli dışarı çıkan ve hareketli bir kediymiş hiç bir zaman çok yemesine rağmen kiloluda olmamış.Sahipleri bazen KFC tavuk , balık-patates ve kebapla bile beslemişler.
Ama malesef Poppy ölümü ile birlikte Guinnes Rekorlar kitabından çıkmışta oluyor çünkü dünyanın en yaşlı kedisi 1967 ve 2005 yılları arasında 38 yıl 3 ay yaşayan Creme Puff mış. Onun araştırmasını da başka bir postumda yayınlayacağım.
Sevgiler,
Haber Kaynağı :
http://www.guinnessworldrecords.com/news/2014/5/worlds-oldest-living-cat-24-year-old-poppy-is-new-world-record-holder-57368/
http://metro.co.uk/2014/06/11/poppy-the-worlds-oldest-cat-dies-aged-24-just-weeks-after-clinching-title-4757442/
Şunun güzelliğine bakarmısınız. Yaşlı bir kedi olduğunu anlıyor insan ama yinede 114 yaşında bir insanla kıyaslayınca yaşını sanki o kadar göstermiyor gibi :). Belki tüyleri olduğu için derisi gözükmediğinden de olabilir.
Poppy iki çocuklu insan ailesinin yanı sıra 4 kedi , 2 tavşan ve bir hamster ile birlikte yaşıyormuş. Biyolojik olarak her ne kadar vakti gelmiş olsada, beklensede, insanlar içinde aynı durum geçerli, ölüm hiç bir canlıya yakışmıyor. Sahibi de gazeteye verdiği röportajda öldüğü gün evdeki diğer kediler dahil bütün aile yemek yemediklerini söylemiş, nasıl yenir ki zaten..
Son zamanlarında sağır ve kör olsada hala diğer kedilerden mamasını koruyabiliyor, höyt demesiyle mum gibi diziyormuş :) hatta poppy'de fırsatını bulunca ailenin evcil hayvanlarından bir tane tavşan bir de hamster hacamat edivermiş , huysuz ihtiyar.
Haberin resimlerinden gördüğüm kadarı ile bahçeli bir evde yaşıyor ve serbest geziyormuş poppy,
Sahibi poppy nin uzun yaşamasının sırrı olarak ise iyi beslenme ve egzersiz olabileceğini söylüyor. Sabahları kedi büsküvisi ve akşamlarıda konserve mama yiyormuş. Bunun dışında sürekli dışarı çıkan ve hareketli bir kediymiş hiç bir zaman çok yemesine rağmen kiloluda olmamış.Sahipleri bazen KFC tavuk , balık-patates ve kebapla bile beslemişler.
Ama malesef Poppy ölümü ile birlikte Guinnes Rekorlar kitabından çıkmışta oluyor çünkü dünyanın en yaşlı kedisi 1967 ve 2005 yılları arasında 38 yıl 3 ay yaşayan Creme Puff mış. Onun araştırmasını da başka bir postumda yayınlayacağım.
Sevgiler,
Haber Kaynağı :
http://www.guinnessworldrecords.com/news/2014/5/worlds-oldest-living-cat-24-year-old-poppy-is-new-world-record-holder-57368/
http://metro.co.uk/2014/06/11/poppy-the-worlds-oldest-cat-dies-aged-24-just-weeks-after-clinching-title-4757442/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
yeniden merhaba , kedi mamaları ile ilgili ayrıca detaylı yazılar hazırlayacağım fakat ondan önce arada aklıma gelen soruları ve interne...
-
Merhaba, Bugün hastalığı keşfedeli üç gün oluyor. Aslında içimden yazmak gelmiyor artık ama aynı durumda olabilecek bizim gibi umutsuzca ç...
-
Merhaba, Henüz bloğu yeni açtığımda bahsettiğim üzere kedimizi bayramdan sonra almayı planlıyoruz. Artık Eylül ayına girmiş bulunduğumuz i...
-
Hastalığı ilk öğrendiğimden beri aklımdan geçen cümlelerden biri bu olmuştu. Sen daha miniciksin 9 aylıksın yaşını bile doldurmadın ki M...


