Merhaba,
Uzun zamandır ses çıkaramadım zira artık eskisi gibi vaktim olmuyor. Çoğunlukla Miskin'le bakımıyla oyunuyla, evin derlenip toplanmasıyla şu sıralar meşgulum. Bir de zaten elime bilgisayar alacak olsam hemen damlıyor ve rahat vermiyor, sanırım biraz daha büyümesi lazım. Malum geçtiğmiz hafta yaklaşık 5 günlük bir Kurban Bayramı tatili vardı. Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim biz tatillerde ailelerimizi görmek üzere memlekete gidiyoruz ve biletlerimizi önceden aldığımız için bu sefer de öyle yaptık. Ancak bu defa Miskin'i de düşünmek zorundaydık. Önce yanımızda götürmeyi düşündüm ancak eşimin annesi kedilerden hiç haz etmiyor. Benim annemler bakabiliriz dediler ama yazlıkta olacakları için ve ilk günler eşimin ailesinde kalacağımız için malesef bu seçeneği en başta elemek durumunda kaldım. Zaten ufacık kedi onca saat yolculuk git gel yorulur ve mutsuz olabilir diye düşündüm.
(resim temsili)
Hemen pet pansiyon araştırmaları başladı. Bize en yakın İstanbul Yeşilköy'de Zen Pet Otel'i buldum. Fiyatı biraz pahalı ancak sunduğu imkanlara göre makul geldi. İnternetten girip kameradan kedinize istediğiniz zaman bakabiliyorsunuz. Evin içerisinde serbestçe gezinebiliyorlar ve diğer kediler ile sosyalleşebiliyorlar vs. Ama şöyle bir sorun var ki doğal olarak aşısız kedi kabul etmiyorlar. E bizimdeki henüz küçük olduğu için aşılı değil. Bu durumda veterinerimizi aradım ve oda zaten pansiyon hizmetide verdiklerini söyledi ve inanılmaz rahatladım. Üstelik fiyat olarak ta çok uygundu.
Kafese kapatılacağı için her ne kadar husursuz olsamda, kendi veterinerine emanet olduğu için içim bir nebze olsun rahattı. Zaten Miskin şu aralar hala parazit döküyor bu sebeple kontrol ve takip edileceği bir klinikte olması bir bakıma daha iyi oldu.
Bırakırken yatağını battaniyesini bir takım oyuncaklarını da yanımızda götürdük ki bambaşka bir ortamda ve kokularda iyice korkmasın minnoşum. Bu arada henüz küçük olduğundanmıdır bilmiyorum ama taşıma sepetine filan çok kolaylıkla giriyor çıkıyor. Arabada veterinere giderken gıkı çıkmıyor. Mayışıp uyuyor. (nazar değmesin)
Bayramda gittiğimizde hep aklım Miskin'deydi. Sonuçta ters bir durum olsa veteriner yanında o açıdan rahatlatıyordum kendimi ama insan yine de ara ara düşünmeden edemiyor. Beş günün sonunda almaya gittim. Hiç beni tanıyor gibi bakmadı cingöz. Gerçi aniden tekrar taşıma çantasına konmak yola çıkmak falan şaşkına döndü. Gördüğüm kadarı ile oldukça büyümüş. Parazitlerinden kurtulduğu için büyümesi hızlandı dedi veteriner ve oldukça fazla dökmüş. Bir iki hafta içerisinde tamamen kurtulacakmışız, ohh sonunda. Bu arada parazit naıl döküyor bilmeyenler için söyleyeyim. Büyük tuvaletini yaparken kumuna dökülüyor dışkıyla birlikte. Yani oraya buraya dökülen bir şeymiş gibi canlanmasın kafanızda :))
Gelir gelmez bir çıldırdı. Oraya buraya koştu ellerime saldırdı ki çok şaşırdım çünkü bıraktığım kedi böyle değildi. Sanırım veterinerde oynayan kişi biraz ellerini kullanmış oynatırken diye düşündüm yada belki büyüdüğü için değişti. Bir de tabi kafese kapanmışlığın getirdiği bir baskıdan kurtulmuşluk vardı üzerinde. En kötüsüde sipsivri tınaklardı. Öyle böyle değil anlatamam dokunduğu yeri cart curt kanatıyor. hatta parmağımda ciddi bir kesik oldu. Hemen tırnak makasını çıkardım ve biraz boğuşa boğuşa yarım saat kadar bir sürede tırnaklarını kestim. Hep böyle sivri ve kesicimi olacak diye endişelenmiştim ama kesince eski zararsız haline döndü çok şükür.
Tırnaklarını kesme olayını ise daha sahiplenmeden çok önce internette araştırıp videolar izlemiştim ve öylelikle cesaret edebildim. Zaten hemen ucundan 1-2 mm kesmek yeterli oluyor aman ha dikkat. Kanatırsanız ve canı yanarsa bir daha kestirmeye yanaşmıyormuş. Siz de kendiniz kesecekseniz mutlaka bir kaç çeşit video izleyin. Benim kullandığım makas tipi aşağıdaki gibi, gayet rahat ettim.
Şimdi gelelim bu hafta sonuna. İş yerimin düzenlediği bir etkinlik sebebi ile cuma akşamından hareketle şehir dışında bir outdoor eğitimine gitmemiz gerekiyordu ve ancak pazar akşamı eve dönebilecektik. Ve bu etkinlik eşli. Yani yine Miskini 3gün 2 gecelik bir yere bırakmamız gerekiyordu. Açıkçası tekrar veterinere götürüp kafese kapatılması fikri çok hoşuma gitmedi. Gayet güzel bakılmıştı, hatta ara ara kafesten çıkarıp oynatmışlar ama yine de oraya bırakıldığında ancak pazartesi akşam alabilecektim ki bu sefer 2 günlük bırakma durumu 4 güne çıkmış oluyor . Veterinere ve kedi sahibi arkadaşlarıma da danışarak bu defa evde bırakmaya karar verdik. Üç günlük mamasını 2-3 kap suyunu hazırladım. Etrafa oyuncaklar serpiştirdim. Kartondan katlı bir ev yaptım. Yine etrafa ödül mama kırıntıları sakladım. Elektronikleri fişten çektim. Yaklaşmasını istemediğim yerlere kedi uzaklaştırıcıdan sıktım. Bakalım akşam gittiğimizde neler yapmış, bizi nasıl karşılayacak göreceğiz, artık kıhlarmı pıhlarmı sevinirmi bilmiyorum.
Keşke karşıma biraz daha geç çıksaydı da yalnız bırakmak durumunda kalmasaydık ama yapacak bir şey yok. Elbet bırakmak zorunda kalacağımız başka hafta sonları da olacak belki alışması açısından iyi bile olmuştur. Ama içim sızlamıyormu, sızlıyor işte...
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ekim 2014 Pazar
20 Ağustos 2014 Çarşamba
Assos Tatilim
Daha önce Palamutbükü tatilimden şurada bahsetmiştim. Bu kez size Assos' tan bahsedeceğim. Yine arkadaş grubumuz ile beraber çıktığımız keyifli bir tatil oldu. Aslında tatil boyunca hep bir aksilik oldu ama neticede birlikte olduğumuz için sanırım keyfimizi hiç bir şey kaçıramadı.
İlk gün bizi yağmur karşıladı, hani şu İstanbul'da da çılgınlar gibi yağıp, İstiklal'in göle döndüğü gündü. Gerçi Assos'ta o kadar yağmadı ama hava kapandı tabi. Tatilimizi 7 gece 8 gün olarak Ceylanoğlu Motel'de ayarlamıştık. Fakat daha ilk dakikadan biraz canımız sıkıldı çünkü insanlar odaları çok geç boşalttıklarından bizde iki saat bekledik ve odamıza ancak saat 16:00 civarında yerleşebildik ve bu konuda otel işletmesi de bir şey yapmadı. Neyse önemli değil aksiliktir olur dedik. Daha sonra restoran bölümüne geçtik. Resmen menü getirmekten acizler. 8 kişilik bir masa olarak ve restoranda da bizden başka oturan tek bir masa olmasına rağmen bir tane menü getirdiler. Hadi bunu geçtik sipariş verdik uzunca bir süre sonra bazılarınınki eksik bazılarınınki fazla olarak geldi. Neyse aksilikler bugüne özel herhalde dedik ama değilmiş. Sonraki günlerde de sürekli ne sipariş etsek "yok herhalde bir sorayım" cevabıyla karşılaşmaya başladık. Bir otelde ayran bile olmaz mı yahu? En kötü dök yoğurdu karıştır suyu açık ayranım var isterseniz onu getireyim de, bunu da ben mi söyleyeyim sana..
Bir diğer canımızı sıkan durum ise alkol fiyatlarıydı, ne kadar kazıklasam yanıma kar hesabı. Sonradan öğrendiğimize göre otel işletmecileri otelin mal sahibi değilmiş, kiralamış. Zaten o kadar belli ki otelin bakımsızlığından ve eksikliğinden. Kesinlikle müşterinin konforu zerre kadar umurlarında değil. İşte tüm bunlar içimizde birikti birikti açık büfe olan ana yemeğin bittiği ucundan yakalayabildiğimiz bir akşam oteli terk etmeye karar verdik. Gruptaki bir arkadaşımızın arkadaşı tesadüfen yan otelden bir paylaşımda bulunması ilahi bir işaret oldu, günü birlik gidelim şu oteli bir görelim dedik, zaten 200 mt ilerimizdeymiş.
Kumbağ Motel'de tertemiz odaları, geniş sahili ve fazla fazla rahat şezlongları ve bize istediğimiz her şeyi hemen kapıp getiren garsonları görünce gözlerimiz yaşardı. Örneğin burası daha büyük ve diğer oteli ikiye katlar nitelikteydi fakat alkol fiyatları da dahil fiyatları gayet uygundu. Bu herşeyden öte bir işletmenin müşterisine saygısını gösteriyor bence.
Gözleme ve Mantı teyzeler tarafından taze taze yapılıyordu. Ayran yok, yemek bitti gibi sıkıntılar hiç olmadı. Akşam yemeğini zaten siparişimize istinaden hazırlıyorlardı, yalnızca soğuk mezeler açık büfe usulüydü. Oda konaklama fiyatları ise bir önceki otel ile aynıydı. Diğer tarafa bir bahane uydurup tatilimize burada devam ettik, çok da iyi ettik. Önce acaba ayıp mı ediyoruz diye kafamızda soru işaretleri oluşsada otel sorunlu olmasa zaten böyle bir arayışa girmeyecektik, en azından tatilimizin yarısını daha iyi bir otelde geçirmek hakkımız diye düşündük. Tatilini Assos'ta geçirmek isteyenlere kesinlikle öneriyorum, sakin bir ortam ve lezzetli yemekler arıyorsanız burayı kaçırmayın derim. Tatiller bitti ama bir haftasonu atlayıp gitsek mi diye düşünmüyor değilim :)
Assos'un tarihi yerlerini de çok gezmek istiyordum fakat bizimkilere deniz-güneş-kum ağır bastığı ve bu sıcakta ne işimiz var yeaa dedikleri için gezemedim. Bir dahakine umarım ...
Sevgiler,
31 Temmuz 2014 Perşembe
Bugün varım yarın yokum
Dün gece sabaha karşı saat 4'te nihayet evimize ulaşabildik. Bu defa dönüş çilesinden bende nasibimi aldım. Malesef yolumuzu oldukça kısaltan Yalova-Yenikapı deniz otobüsünü Bursa'daki anlamsız 2 saatlik trafik yüzünden kaçırınca bütün plan altüst oldu. Topçularda 2,5 saatlik bir bekleyişin ardından feribota binerken gözlerim kapanıyordu, tekrar açtığımda meğer iniyormuşuz ben hala biniyoruz sanıyorum, eşimde benimle dalga geçiyor :)
Bu gidiş ve dönüş çilelerine bir çözüm bulunur mu bilmem ama ben İstanbul'dan taşınmak istiyorum arkadaş. Trafiği, kalabalığı, gürültüsü sürekli bir heyecan, bir stres. Artık hem maddi hem manevi tüketimin minimum olduğu sakin bir hayat istiyorum...
Herneyse bir tatili daha arkamızda bırakmış olduk. Ama çok değil yarın yine yollara düşüyoruz. Önümüzdeki hafta da izin kullanmaya karar verdik. Bu yazın son tatilini yapmak üzere Assos'a doğru yola koyulmuş olacağız. Bu sebeple dönüş çilesi bile vız geldi yahuu!!
Tatil arasında neler yaptığımdan da biraz bahsedeyim. Balıkesir'e gidince kumaş ve ipleri de alacağımı söylemiştim. Hemen bir fotoğrafını koyayım.
Kumaşçıya gittim ama adam bana ne tip bir kumaş istediğimi sorunca kalakaldım. Bilmiyorumki ne istediğimi. Neyseki ne dikmek istediğimi söyledim de o da bana uygun kumaşlar konusuda yol gösterdi . Arada bir sürü anlamadığım kumaş terimleri söyledi. Bende kafama göre 50 cm her birinden kestirdim. Ne yapıcam bakalım bende bilmiyorum.
Bu dikiş macerasında en çok hoşuma giden şey ben dikiş makinası almak istiyorum dediğim de eşimin de hemen negatif yaklaşımda bulunmadan "al tabi" demesi oldu. Bu kadar destekleyeceğini beklemiyordum çünkü bazı arkadaşlarım bile bu konuda pek teşvik edici konuşmadı. Herkes biraz demode bir işmiş gibi bakıyor, Hemen ilk soru ne dikeceksin oluyor, ne işe yarayacak? E bir tane diktin sonra ne yapacaksın? İnsanlar neden bir kere de kendi kriterlerine veya zevklerine göre karşısındakini sorgulamadan destek olmazlar ki anlamıyorum. Sanki her şey bir amaca hizmet etmek zorunda mı, ben dikerken keyif alacaksam bundan daha önemli bir amaç olabilir mi? Seri üretim yapacak sabah akşam dikecek halim yok, zaman zaman keyfim istedikçe geçeceğim başına eğleneceğim işte daha ne olsun :).
Pinterest'te o kadar güzel örneklerini gördüm ki, çarpı iş için de malzeme aldım. Aşağıdakiler de ipliklerim.
Bu arada tüm bunlara ne kadar harcadım diye merak eden varsa, kumaşların metre fiyatı 9-10 TLarasında değişiyordu. Etamin iplikleri tanesi 3 tl, drima dikiş iplikleri 2 tl, etamin kumaşları ise parçası 4,5 tl'di. Toplu alınca biraz fazla masraf ettim ama sonuçta er yada geç alınacaktı. Hatta aslında daha düz renk kumaş ta almam lazım.
Sol altta gördüğünüz elma desenli hafif kalın kumaşı kedi yatağı için aldım. Tamamlayıcı bir renk polar kumaş bulursam ilk dikeceğim şeylerden biri de o olacak :).
Kedi konusunda gelişmeler hala güzel. Bir ara hayvanlardan konuşurken eşim acaba kedi yerine küçük ırk bir köpek mi almayı düşünsek dedi. Düşündüm düşündüm önce biraz aklıma yatar gibi oldu ama sonra köpekleri çok sevsem de kedilere zaafım ayrı. İnternette biraz araştırma yaptım ve yine kedinin bizim için daha ideal bir ev arkadaşı olduğu düşüncesi ağır bastı. Bilemiyorum aksini düşünenler vardır. Ben olaya bizim imkanlarımız ve evimizin büyüklüğü açısından bakıyorum. Gönül isterki barınaklardaki tüm köpekler benim olsun ama vaziyet belli..
Neyse efendim yazıının sonuna gelelim, son tatilime çıkacağım için inceden bir hüzün olsa da bünyemde genel bir bayram havası hakim. Artık bavulları kapatmamız gerekiyor, tekrar görüşünceye dek kendinize iyi bakın :))
Fotoğraf : Kedi sevgimi bilen arkadaşım B. nin benim için çektiği tosuncuk, nasılda huzurlu uyuyor .
25 Temmuz 2014 Cuma
Mutlu Bayramlar
Ben bu gece 01.00 itibarı ile memleketim olan Balıkesir'e doğru yollara düşüyorum. Bayramda bol bol ailemle vakit geçirmek, günlük telaşlar ve iş yoğunluklarının benden çaldığı vakitleri geri kazanmak niyetindeyim. Şanslıyım ki ailemde bayramı yazlıkta geçirecek ve bu ziyaret mini bir tatile de dönüşmüş olacak,heyyo =)
kendime not: aile ve arkadaşlarına daha çok vakit ayır!
Malesef bayramı birleştiremeyenlerdenim perşembe günü iş başı yapacağım ama her şeye rağmen çok mutluyum. Çarşamba akşamına kadar üzülmeyi erteliyorum..
Size de sevdiklerinizle geçireceğiniz keyifli, mutlu bayram tatilleri dilerim..
Sevgiler..
kendime not: aile ve arkadaşlarına daha çok vakit ayır!
Malesef bayramı birleştiremeyenlerdenim perşembe günü iş başı yapacağım ama her şeye rağmen çok mutluyum. Çarşamba akşamına kadar üzülmeyi erteliyorum..
Size de sevdiklerinizle geçireceğiniz keyifli, mutlu bayram tatilleri dilerim..
Sevgiler..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
yeniden merhaba , kedi mamaları ile ilgili ayrıca detaylı yazılar hazırlayacağım fakat ondan önce arada aklıma gelen soruları ve interne...
-
Merhaba, Bugün hastalığı keşfedeli üç gün oluyor. Aslında içimden yazmak gelmiyor artık ama aynı durumda olabilecek bizim gibi umutsuzca ç...
-
Merhaba, Henüz bloğu yeni açtığımda bahsettiğim üzere kedimizi bayramdan sonra almayı planlıyoruz. Artık Eylül ayına girmiş bulunduğumuz i...
-
Hastalığı ilk öğrendiğimden beri aklımdan geçen cümlelerden biri bu olmuştu. Sen daha miniciksin 9 aylıksın yaşını bile doldurmadın ki M...


