Sanicat Oxygen'i yine internet araştırmaları sonucunda tavsiye üzerine almıştım. Üzerinde dezenfektan özellikte olduğu yazıyordu, buda alma sebeplerim arasında tabi dezenfektanlık gözle görülebilecek bir şey olmadığı için ne derece doğru bilemiyorum :) .
Ben bu kumdan genel anlamda çok memnun kaldım ve almaya devam ediyorum. İnternette yazan tavsiyeleri gerçekten hak ediyor. Aşağıda gözlemlediğim artı ve eksi yönlerini paylaşıyorum.
Artı Özellikler:
+ Koku yapmıyor
+ 1 paket (10 litre) orta boy bir tuvalet için 3 hafta kadar dayanıyor
+Fiyatı ortalama (10 Litre / 19 TL)
+Patilere yapışmıyor
Eksi Özellikler:
-Çok iyi topaklanmıyor, çiş topakları almaya çalışırken dağılıyor ama idare eder.
Bu oyuncağı kedilibirhayat sitesinde gördüğüm tavsiye yazısı ile almıştım. Miskin ile her gün belki 1-1.5 saat oynuyorum. Ama bazen işim oluyor yada yorgun oluyorum ve o kadar uzun süre ilgilenemiyorum. Bu sebeple kendi kendine oyalanmasını sağlayacak bu oyuncak iyi olur diye düşünmüştüm ancak durum pek hayal ettiğim gibi olmadı.
Sorun aslında oyuncakta değil yer döşemesinde... Bizim yerler parke oyuncağı açıp bıraktığım zaman çok gürültü çıkartıyor ve oraya buraya süpürgeliklere mobilyalara çarptıkça tak tuk sesler çıkartıyor. Bizim açımızdan sorun değil ancak o takır tukur seslerin alt komşumuz tarafından çok hoş karşılanacağını sanmıyorum. Öyle bir şikayetleri olmadı ancak adamlara gidipte bakın ben oyuncak çalıştırıyorum size sesi geliyormu diye soramam ki. Ses gidiyordur diye tahmin ettiğimden malesef en fazla 3-5 dk çalıştırıp kapatıyorum. Birde bir iki hafta geçmeden ve doğru dürüst kullanmamışken açma kapama düğmesi arızalandı, kapatmak için pili yuvasından çıkartmak zorunda kalıyorum malesef.
Bu sebepten başta biraz moralim bozuldu ve oyuncağı boşa almış gibi hissettim ancak kapalı haliyle bile Miskin kendi hayal gücü sayesinde oynayabiliyor. Faresinin bütün kuyruklarını kopardı. Farenin tüyleri ısırılmaktan ve yalanmaktan keçe gibi oldu. Bende topunu elime alıp olta gibi oynatıyorum bazen. Yani bir şekilde yine kullanıyoruz ancak almadan önce yukarıdaki durumları bir düşünün derim.
Az buz da değil 32 TL 'lik bir oyuncak. Sizin de eviniz benim gibiyse tavsiye etmiyorum, ancak yerler müsaitse alın derim.
Miskin geçtiğimiz hafta 3 aylık oldu. Tabi doğumunu bilmediğimiz için veterinerin tahmini olarak belirlediği doğum gününe göre... Beraber yaşamaya başlayalı ise bir ayı geçti. Bu süreçte Miskin 'in hakkını yiyemem bize hiç gerçek bir zorluk yaşatmadı. Ona rağmen tabiki ufak tefek kedili hayata adaptasyon sorunları yaşıyoruz.
Maması, suyu , kumunun temizliği çok vakit almıyor ancak oynamak ve eğlendirmek için zaman ayırmak gerekiyor. Aksi takdirde başlıyor elimi kolumu ısırmaya, bulaşmalara :)) Bende kırmıyorum İkea'dan aldığımız ejderhası ile oynatıyorum. Bu el kuklasını bir arkadaşımın tavsiyesi ise almıştım. Gerçekten çok oyalayıcı ve kediyi ellerden kollardan uzak tutmak için iyi bir oyuncak. Beni ısırmaya başladığı zaman hemen bu oyuncağı çıkarıp ona yönlendiriyorum. Elimi içinden çıkarıp bıraksam dahi kendisi oynamaya ısırmaya tepiklemeye devam ediyor kedinizin benzer bir oyuncağı yoksa almanızı tavsiye ederim. Bu kadar ısırmalı oyun oynamasının sebebini ise diş değiştirecek olmasına bağlıyorum açıkçası. Hala bebeklik dişleri duruyor ancak yaş hesaplamasına göre bu bir kaç haftada değişmesi gerekiyor.
İnternette uzun araştırmalar ve okumalar sonucu Miskin için daha Miskin'i almadan doğru mamanın Royal Canin Baby 34 olduğuna karar vermiştim.Öncelikle hem ekonomik olduğu için hemde henüz kedimi edinmediğim için 400+400 grlık ekopaketini sipariş verdim.Böylece ben Miskin'i bulup eve getirdiğimde maması hazırdı. Ayıla bayıl iştahla hüpletti mamayı. Bu arada ilk muayenesinde de veterinere danışmıştım oda en iyi mamalardan birini almışsın demişti.İlk paket bitince sonra iki paket daha yine 400+400 gr promosyon paketlerden aldım çünkü kglık fiyatına göre daha uyguna geliyor, size de aynı şekilde yapmanızı öneririm. Bugün Miskincik bize geleli yaklaşık 25 gün oldu ve 800 gr lık 3 paket mamayı bitirdi. Bu arada Baby 34 1-4 aylık kediler için özel formüle edilmiş.
Normalden biraz fazla mama yiyor ve tombişledi :) ama veteriner 6 aylığa kadar rahatça besleyin 6 aylıktan sonra kilo kontrolüne başlarız dedi. Bende o yüzden ne kadar yerse o kadar koyuyorum tabağına, yesinde büyüsün minnoşum.
Mamanın içeriğine gelince;
Kurutulmuş kümes hayvanları eti, hayvansal yağlar, pirinç, bitkisel protein izolatı*, mısır unu, hidrolize hayvansal proteinler, bitkisel lifler, mayalar, pancar pulpu, L-lizin, soya yağı, balık yağı, mineraller, frukto-oligo-sakkaritler, yumurta tozu, maya özütü (manno-oligo-sakkarit kaynağı), DL-metionin, taurin, kadife çiçeği özütü (lutein kaynağı), L-karnitin *L.I.P.: Çok yüksek asimilasyon özelliği nedeniyle seçilmiş protein.
Özellikle kedilibirhayat.com'un yazarı Meltem Hanım'ın sağlıklı mama nasıl olur yazısında geçen kriterlere göre değerlendirecek olursak bence yeterince sağlıklı bir mama.Mısır unu ve pancar pulpu pek gerekli gözükmüyor ama ciddi bir ahkam kesecek kadar da ne işe yaradıklarını araştırmadım açıkçası.
Taneleri de minicik, kediciklerin ufak ağızlarına göre. Son iki paket 800 grlık mamam kaldı. Onlarda bitince 4 aylık ve üzeri kediler için olan Royal Canin Baby 36 4 kg 'lık paketten aldım ona başlayacağız. Malesef onun 400gr+400 grlık versiyonunu bulamadım ekonomik olması için 4 kglık aldım. 10kg lık alırsanız daha da uyguna geliyor,ancak ben o pakette bittikten sonra mamayı değiştirmeyi Miskinciği yeni lezzetler ile tanıştırmayı düşünüyorum..
Bu yıl Pet İstanbul Fuarı 23-26 Ekim tarihleri arasında Yeşilköy CNR'da gerçekleşecekmiş. Girişler, otopark ücretsizmiş. Online davetiye için linke tıklayabilirsiniz. Fuara gidişi kolaylaştırmak için servisler bile koymuşlar, bakmak için tıklayın.
Eğer vaktim olursa bende gitmeyi ve şöyle bir gezinmeyi planlıyorum. Miskinim için bir şeyler bulursam alırım diye düşünüyorum. Genelde bildiğim Fuar alanında perakende satışlar olmaz ama Pet Fuarı belki daha farklıdır. Fuar olduğu için de ilginç bir şeyler bulma ihtimalim daha yüksek olabilir.
Ne dersiniz ? Daha önce bu fuara katılmış olan var mı ? Gitmeye değer mi?
Uzun zamandır ses çıkaramadım zira artık eskisi gibi vaktim olmuyor. Çoğunlukla Miskin'le bakımıyla oyunuyla, evin derlenip toplanmasıyla şu sıralar meşgulum. Bir de zaten elime bilgisayar alacak olsam hemen damlıyor ve rahat vermiyor, sanırım biraz daha büyümesi lazım. Malum geçtiğmiz hafta yaklaşık 5 günlük bir Kurban Bayramı tatili vardı. Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim biz tatillerde ailelerimizi görmek üzere memlekete gidiyoruz ve biletlerimizi önceden aldığımız için bu sefer de öyle yaptık. Ancak bu defa Miskin'i de düşünmek zorundaydık. Önce yanımızda götürmeyi düşündüm ancak eşimin annesi kedilerden hiç haz etmiyor. Benim annemler bakabiliriz dediler ama yazlıkta olacakları için ve ilk günler eşimin ailesinde kalacağımız için malesef bu seçeneği en başta elemek durumunda kaldım. Zaten ufacık kedi onca saat yolculuk git gel yorulur ve mutsuz olabilir diye düşündüm.
(resim temsili)
Hemen pet pansiyon araştırmaları başladı. Bize en yakın İstanbul Yeşilköy'de Zen Pet Otel'i buldum. Fiyatı biraz pahalı ancak sunduğu imkanlara göre makul geldi. İnternetten girip kameradan kedinize istediğiniz zaman bakabiliyorsunuz. Evin içerisinde serbestçe gezinebiliyorlar ve diğer kediler ile sosyalleşebiliyorlar vs. Ama şöyle bir sorun var ki doğal olarak aşısız kedi kabul etmiyorlar. E bizimdeki henüz küçük olduğu için aşılı değil. Bu durumda veterinerimizi aradım ve oda zaten pansiyon hizmetide verdiklerini söyledi ve inanılmaz rahatladım. Üstelik fiyat olarak ta çok uygundu.
Kafese kapatılacağı için her ne kadar husursuz olsamda, kendi veterinerine emanet olduğu için içim bir nebze olsun rahattı. Zaten Miskin şu aralar hala parazit döküyor bu sebeple kontrol ve takip edileceği bir klinikte olması bir bakıma daha iyi oldu.
Bırakırken yatağını battaniyesini bir takım oyuncaklarını da yanımızda götürdük ki bambaşka bir ortamda ve kokularda iyice korkmasın minnoşum. Bu arada henüz küçük olduğundanmıdır bilmiyorum ama taşıma sepetine filan çok kolaylıkla giriyor çıkıyor. Arabada veterinere giderken gıkı çıkmıyor. Mayışıp uyuyor. (nazar değmesin)
Bayramda gittiğimizde hep aklım Miskin'deydi. Sonuçta ters bir durum olsa veteriner yanında o açıdan rahatlatıyordum kendimi ama insan yine de ara ara düşünmeden edemiyor. Beş günün sonunda almaya gittim. Hiç beni tanıyor gibi bakmadı cingöz. Gerçi aniden tekrar taşıma çantasına konmak yola çıkmak falan şaşkına döndü. Gördüğüm kadarı ile oldukça büyümüş. Parazitlerinden kurtulduğu için büyümesi hızlandı dedi veteriner ve oldukça fazla dökmüş. Bir iki hafta içerisinde tamamen kurtulacakmışız, ohh sonunda. Bu arada parazit naıl döküyor bilmeyenler için söyleyeyim. Büyük tuvaletini yaparken kumuna dökülüyor dışkıyla birlikte. Yani oraya buraya dökülen bir şeymiş gibi canlanmasın kafanızda :))
Gelir gelmez bir çıldırdı. Oraya buraya koştu ellerime saldırdı ki çok şaşırdım çünkü bıraktığım kedi böyle değildi. Sanırım veterinerde oynayan kişi biraz ellerini kullanmış oynatırken diye düşündüm yada belki büyüdüğü için değişti. Bir de tabi kafese kapanmışlığın getirdiği bir baskıdan kurtulmuşluk vardı üzerinde. En kötüsüde sipsivri tınaklardı. Öyle böyle değil anlatamam dokunduğu yeri cart curt kanatıyor. hatta parmağımda ciddi bir kesik oldu. Hemen tırnak makasını çıkardım ve biraz boğuşa boğuşa yarım saat kadar bir sürede tırnaklarını kestim. Hep böyle sivri ve kesicimi olacak diye endişelenmiştim ama kesince eski zararsız haline döndü çok şükür.
Tırnaklarını kesme olayını ise daha sahiplenmeden çok önce internette araştırıp videolar izlemiştim ve öylelikle cesaret edebildim. Zaten hemen ucundan 1-2 mm kesmek yeterli oluyor aman ha dikkat. Kanatırsanız ve canı yanarsa bir daha kestirmeye yanaşmıyormuş. Siz de kendiniz kesecekseniz mutlaka bir kaç çeşit video izleyin. Benim kullandığım makas tipi aşağıdaki gibi, gayet rahat ettim.
Şimdi gelelim bu hafta sonuna. İş yerimin düzenlediği bir etkinlik sebebi ile cuma akşamından hareketle şehir dışında bir outdoor eğitimine gitmemiz gerekiyordu ve ancak pazar akşamı eve dönebilecektik. Ve bu etkinlik eşli. Yani yine Miskini 3gün 2 gecelik bir yere bırakmamız gerekiyordu. Açıkçası tekrar veterinere götürüp kafese kapatılması fikri çok hoşuma gitmedi. Gayet güzel bakılmıştı, hatta ara ara kafesten çıkarıp oynatmışlar ama yine de oraya bırakıldığında ancak pazartesi akşam alabilecektim ki bu sefer 2 günlük bırakma durumu 4 güne çıkmış oluyor . Veterinere ve kedi sahibi arkadaşlarıma da danışarak bu defa evde bırakmaya karar verdik. Üç günlük mamasını 2-3 kap suyunu hazırladım. Etrafa oyuncaklar serpiştirdim. Kartondan katlı bir ev yaptım. Yine etrafa ödül mama kırıntıları sakladım. Elektronikleri fişten çektim. Yaklaşmasını istemediğim yerlere kedi uzaklaştırıcıdan sıktım. Bakalım akşam gittiğimizde neler yapmış, bizi nasıl karşılayacak göreceğiz, artık kıhlarmı pıhlarmı sevinirmi bilmiyorum.
Keşke karşıma biraz daha geç çıksaydı da yalnız bırakmak durumunda kalmasaydık ama yapacak bir şey yok. Elbet bırakmak zorunda kalacağımız başka hafta sonları da olacak belki alışması açısından iyi bile olmuştur. Ama içim sızlamıyormu, sızlıyor işte...
Daha önce de bahsettiğim üzere ufaklığı bizim uyku düzenimize alıştırmak için işten geldikten itibaren bir güzel yoruyoruz. Hem ben oynuyorum hem eşim oynuyor öyle ki bazen yorgun düşüyoruz oynatmaktan. Ama oynatmalarımız tabiki boşa gitmiyor. Bizle birlikte oda uykuya dalıyor. Geceleri hiç mıyavlama duymuyoruz. Sabah kalktığımızda da salonda her şey yerli yerinde duruyor.
Hoşuma gidiyor bu enerji bombası halleri ama bazende bunaltıyor çünkü biraz dinlenmek isteyip durduğumda başlıyor ısırma atakları. Yaş aldıkça sakinleşir herhalde diye umuyorum.
Oyun için hem bir takım hazır oyuncaklar aldım hemde evde kendim yaptığım oyuncaklar var onları kullanıyoruz. Mesela aşağıda göreceğiniz cetvel ucuna bağlanmış ve düğüm atılmış kurdele açık ara en favori oyuncağı. Çıldırıyor bu kurdeleye, henüz bunun yerini alacak bir oyuncak çıkmadı.
Bu enerji bombası halleri çok tatlı ama aynı odada olduğumuzda sürekli ilgi bekliyor olması biraz yoruyor insanı :)) Çünkü oyun bulamayınca bu sefer ellerime ve bacaklarıma sarıyor ve ısırmaları biraz can acıtmaya başladı. Öyle olunca mecburen hemen kurdeleyi ortaya çıkarıp oynatmaya devam ediyorum. Evde geçirilen sakin zamanlardan sonra ister istemez insanın evdeki düzeni değişiyor sakinliği özlüyorsunuz ama bir yandan da kucağıma çöreklenip huzurlu bir uykuya daldığında ondan artık vazgeçemeyeceğinizi düşünüyorsunuz. Bu güne kadar çok kitap okudum çok araştırma yaptım ancak gerçekten birebir beslemek çok farklıymış ve her kedi ile yaşanacak deneyimde kesinlikle farklı. Bakalım ilerleyen günlerde bizi neler bekliyor olacak. ..Zamanla durulacak değil mi ? :)