DENEDİĞİM ÜRÜNLER

12 Mayıs 2016 Perşembe

Kedi Betinin Kardeşleri Yeni Yuvalarını Bekliyor

Merhaba,

Bugün sizlerle bir sahiplendirme ilanı paylaşacağım. Kedi Beti' nin iki kız kardeşini daha önce alacağını söyleyen kişiler iş ciddiye binince vazgeçmişler. Bu sebeple şimdi bu minnoşlar yeniden yuva arıyor.

Sahiplenmek isteyenler kedimibeklerken@gmail.com adresine mail atarlarsa kendilerine  kedilerin sahibi Betül Hanımın cep telefon numarasını ileteceğim. Böylece detayları kendisi ile konuşabilecekler. Bebekler 20 Şubat doğumlu, 20 Mayıs' ta tam 3 aylık olacaklar. Anne ve babaları ev kedisi ve çok sağlıklılar. Babalarının adı Azman, anneleri ise Batman (çünkü siyah maskesi var :), sahiplendiklerinde erkek sanıyorlarmış).İkisi de birbirinden cana yakın, kucak delisi kediler. Annesi onlara öyle güzel bakıp beslemiş ki, niyetiniz varsa kaçırmayın derim.

Yazmama gerek yok ancak çocuk ve öğrencilere sahiplendirme yapılmayacak ve bir sahiplendirme sözleşmesi karşılığı bebişler teslim edilecektir. Bu arada Betül Hanımlar Bakırköy' de oturuyor.

Şansları açık olur umarım, aslında eşim razı olsa birini daha ben almaya hazırım ama ikna etmek ne mümkün :/.Bu bebeklerin ikisini birden, birlikte sahiplenecek bir aile çıksa ne güzel olur...

İşte bebetoların fotoğrafları...






Bu koca totolu dev kedi babaları Azman oluyor :))

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Kedi Beti


Merhaba,

Bir süredir yazamadım çünkü evimizin en yeni üyesi ile meşgul oluyordum. Şimdilik adına kesin karar veremedik ama kendisine Betty- Beti olarak sesleniyoruz. Annesinin ismi Batman. Siyah maskesi olduğu ve başta erkek olduğunu sandıkları için bu adı vermişler. Bizimki de anasının gri versiyonu, orjinal adı Fantom arada öyle de seslenmeye devam ediyoruz ama annesinin isminden yola çıkarak söylemesi daha kolay olsun diye Beti diyoruz. Hatta ruh haline göre çirkin beti, rambo beti, çılgın betiş olarak çeşitleniyor bu isimler :D

Her yavru kedi gibi zıp zıp hiç yerinde durmuyor. Hatta biraz fazla enerji dolu, koşarken çok fazla çarpıyor etrafa,  yükseklerden atlıyor, benim içim gidiyor bir yerini kıracak diye çok korkuyorum.Tüm ısrarlarıma rağmen eşimi kardeşini de almak konusunda ikna edemedim. Belki biraz büyüyünce ikna olur diye umutlanıyorum artık. Ama Beti yalnızda olsada oyalanabilen bir kedi, kendi kendine oyun yaratmada çok başarılı. Hiç etrafı tırmalaması falan olmadı. Tek sorun laptoplara rahat vermemesi, iki yazı yazmak mümkün değil hemen üstüne zıplıyor ve hiç çekilden durdan anlamıyor :)

Betinin annesi ve babasında herhangi bir rahatsızlık olmadığı ve evde doğmuş olması sebebi ile Beti'ye hemen test yaptırmadım. Ama bu aşamada sanki corona virüsü taşıyormuş gibi beslenme planını ona göre şekillendirmeye karar verdim. Bu sebeple veterinerimizden bağışıklık sistemine yönelik kullanacağımız takviye gıdalar konusunda bilgi aldım. Bu takviye gıdaların fiyatları oldukça yüksekmiş ama sonradan hasta olacağına, keşke elimden geleni yapsaydım diyeceğime şimdiden bu harcamalara bütçe ayırmaya karar verdim. En azından büyüme döneminde ve şu kısırlaştırılma dönemi geçene kadar bu konuda maddi limitleri zorlayacağım.

Geçen hafta birinci karma aşısını oldu, iki hafta sonra ikinci dozu olacak, aynı zamanda kan testi de yaptırmayı planlıyorum. Herhangi bir anormallik var mı bir görmekte fayda var. Biraz canını yakacak bir işlem ama bir rahatsızlığı varsa erkenden tespit etmek sanırım bu aşamada daha önemli .Sakınan göze çöp batar bu sebeple ben de çok abartıp üstüne düşmek istemiyorum aslında. Ama nadirde olsa hapşırıyor mesela ve bu beni biraz korkutuyor ve düşündürüyor bağışıklığı ile ilgili. Veterinerimiz alerjik de olabilir dedi bakalım önümüzdeki günlerde umarım sebebini çözeriz.

Yakında farklı konularda yeni yazılar ile burada olacağım, tekrar görüşünceye dek hoşçakalın






13 Nisan 2016 Çarşamba

Hazırlıklar Başladı

Yarın büyük gün.. Yeni kediyi almaya gideceğiz. Hem heyecanlıyım ama hem de içim sızlamıyor değil. Aklıma getirmemeye çalışıyorum ama kendimi Miskin' e ihanet ediyor gibi hissediyorum. Siz de böyle hissettiniz mi ? Keşke ama keşke hiç bunları yaşamasaydık o bizimle birlikte olsaydı...Onun yanına bir kardeş alıyor olsaydık ..Bu dilekler faydasız ama dile getirmeden duramıyorum işte neyse..

Ufaklık gelmeden her şey hazır olsun istedim, tüm malzemeler tamam gibi. Az sonra tuvaletini kurulayıp içine kumunu da boşaltacağım. Kedi ağacını yalnızca 1 metre yükseklikte kurdum yüksek olursa düşer diye korktum. Birde unutmadan %70 alkol solüsyonu ile suyu yarı yarıya karıştırıp ev yapımı bir dezenfektan ile her tarafı koltuklar dahil şöyle bir fısfıslamayı düşünüyorum. 1 sene kadar dayanmaz mikrop falan ama olsun yine de fazladan bir dezenfeksiyon zarar getirmez yeni mikrop varsa onları da öldürmüş oluruz. Hatta bu dezenfeksiyon olayını ara sıra tekrarlamayı düşünüyorum.

Aldığım ıvır zıvırlar ise böyle oldu


 Sanicat'in bakterileri öldürdüğünü iddia ettiği bir kumu var. Bana bundan sonra böyle kumlarla gelmeleri lazım. Hele virüs öldüren kumlar varsa isterse 5 katı fazla ödeyeyim yine onlardan alırım. 



Kuru mamayı daha önce memnun kaldığımız Royal Canin Baby Cat 34 aldım yine.Miskin çok severek yemişti kuzum benim.


  Yeni kedinin kendine ait yeni oyuncakları olsun diye düşünerek biraz ıvır zıvır bir şeyler aldım.


Bu sopa çok süper bir şey.


Olmazsa olmaz tuvalet önü paspası . Tuvalet modelimiz yine aynı, Savic marka kapalı tuvalet.Daha önce onunla ilgili bir yazım var.


Vitamin şart. Yalnız aslında Virbac marka macundan almak istemiştim veterinerimizin önerisi bu yönde ama Türkiye'de o marka bulunmuyor malesef. Bende Gimpet'in macunundan almak zorunda kaldım. Zaten bu hafta sonu beslenmesi ile ilgili bir plan hazırlamayı düşünüyorum. Verilmesi gereken besinleri ve sıklıkları bir kağıda not alıp buzdolabına asıcam. Aslında benzer bir derlemeyi kendi beslenmemiz için de yapmam lazım. İşim çok..



Bu küreğin bu kadar büyük geleceğini düşünmemiştim.Önceki küreğe göre oldukça büyük belki tuvalet temizlik faslını kısaltabilir. Deneyimlerimi paylaşırım sizinle 


Ev gibi duruyor ama aslında bu bir taşıma kutusu. Daha önce Miskin'i son görüşüm taşıma kabının içinde olmuştu. Klasik plastik önü telli olanlarlardan o yüzen öyle bir kap almak istemedim, o görüntü aklımdan çıkmıyor farklı şekilde bir şey olmasını istedim. Bu defa katlanıp iç içe geçip küçülebilen kumaş bir model tercih ettim. Artısını eksisini kullandıkça sizinle paylaşırım.




Şimdilik bizdeki haberler böyle. Acaba iyi mi yapıyorum kötü mü yapıyorum bilmiyorum. Çünkü senesinin dolması ile birlikte bu sıralar daha da çok aklıma düşüyor Miskin. Özlüyorum onu çok...Bu kediciğin gelmesi umarım bizi daha çok üzmez ... 

Hem çok heyecanlıyım hem de çok korkuyorum. 

M



11 Nisan 2016 Pazartesi

1 Yıl Sonra Yeniden

Miskin'i kaybedeli neredeyse 1 yıl oldu. İtiraf edeyim zaman bile acısını hafifletmede çok başarılı olmadı. Çok isteyerek sahiplenirken bile bu kadar çok seveceğimi, yokluğunun beni bu kadar üzeceğini düşünmemiştim. Hayatta hiç bir şeyin garanti olmadığını her an her şeyin değişebileceğini acı bir şekilde hatırlattı bana. Biraz da hastalığın kötü bir seyri olması da hem onu hem bizi çok yıprattı. Son bir senede biraz daha soğudu acımız ama hala sızlıyor içim.

Amerika konusu malesef olmadı, ufak bir aksilik çıktı ama çok üzüldüğümü de söyleyemeyeceğim. Aman ne yapalım dedim ben de ertelediğim her şeyi yaparım canıma minnet :). Ve kararı verdik yeni bir kedicik sahipleniyoruz...

 Veterinerimiz aracılığı ile evde doğmuş çok tatlı dört yavruyu görmeye gittik. Ben iki diye tuttursam da eşimi ikna edemediğim için aralarından grili beyazlı  bir yavruyu sahipleniyoruz, tam delişmen bir tipe benziyor. Cin gibi gözleri var, insan annesinin dediğine göre çok zekiymiş ve planlı hareket ediyormuş :).

Tam sütten kesilsin diye 10 gün sonra almaya karar verdik. Bu perşembe veterinere almaya gideceğiz. Bu arada bu sefer kızımız olacak. Bugün gerekli malzeme, oyuncak alışverişlerini yaptım. O gelmeden her şeyi hazır olsun istiyorum. Eşim bir süredir evden çalışıyor. Yani kedicik evde yalnız kalmayacak birbirlerine göz kulak olacaklar bu sebeple içim daha rahat. Malesef kısa bir süredir sağlık sorunları yaşıyoruz ve morale bu dönemde hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Umarım minnoş şansı ile gelir...

İşte bende son gelişmeler böyle, güzel  haberlerle tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın gelişmeleri paylaşmaya çalışacağım.

Sevgiler,

M

27 Mart 2016 Pazar

Hikayenizi Benimle Paylaşın

Merhaba,

Yaz geliyor ama biz karanlık ve zor günler yaşamaya devam ediyoruz ülke olarak. Her patlamadan sonra bugün de ölmedik şanslıyız diyoruz. Hayatını kaybeden masumların arkasından ağlıyoruz, annelerin, yakınlarının acılarını hissediyoruz, elimizden başka bir şey gelmiyor malesef...

Neyse konuyu dağıttım topluyorum...

Eğer burada hikayesini paylaşmak isteyen kedi, köpek dostları var ise bloğumun herkese açık olduğunu bildirmek isterim. İster kaybettiğiniz meleklerin hatırası, ister hastalıktan kurtardığınız canların hikayesini kedimibeklerken@gmail.com  adresine gönderirseniz bloğumda yayınlayabilirim.

Keşke ben hikayemde mutlu sona ulaşmış olsaydım da size bir ışık tutabilseydim, bir tedavi bulsaydık ama malesef olmadı. Belki sizlerin arasında zorlu hastalıkların üstesinden gelenler vardır (Yorumlarda bazen iyileşen kediler olduğunu okuyorum ve çok mutlu oluyorum).  Yada yanlış teşhisler ile karşılaşanlar ve bu konuda tavsiyesi olan kişiler olabilir . İnanın bu bilgiler çok kıymetli, paylaşmak lazım ki herkes öğrensin aynı hatalara düşmesin.

Daha aydınlık günlerin gelmesi umuduyla, sevgiler..

M








13 Mart 2016 Pazar

Biraz Değişiklik Yaptım

Merhaba!

Bloğu açtığımdan bu yana neredeyse 1.5 yıl oldu. Bu 1.5 yıl içinde çok şey oldu, hayat değişti ben değiştim. Dolayısıyla bloğumu da yenilemeye genel yazı konseptini biraz değiştirmeye karar verdim.
Artık biraz daha "plog" tadında olacak :) Neymiş bu plog derseniz, yazı ağırlıklı değil resim ağırlıklı anlatımlara plog deniyormuş.  Bazen bir günlük gibi eski yazılarımı okuyorum, insanın geçmiş duygularını hatırlaması notlar alması gerçekten çok güzel bir şeymiş. Miskin hakkında o kadar çok yazı yazmasam, zaman bana bazı detayları unutturacaktı ama ben onun hakkında yazdığım güzel yazıları okuyup gülümseyebiliyorum şimdi. Hastalık dönemini ise unutmaya çalışıyorum diyelim çünkü bazı şeyleri unutmak mümkün olmuyor.

Böyle bir girişin ardından bu hafta sonu neler yaptım onları yazayım.

Cumartesi sabahı kahvaltıdan sonra işe evdeki sökükleri dikerek başladım. Arka planda da Kiralık Aşk izledim. İşin gerçeği ben pek Türk dizisi izlemem ama bu dizi hem komik, hem kafa dağıtıyor özellikle yemek yaparken, ev işi yaparken, gece yatmadan iyi geliyor, başladık bakalım ..



Sökük dikme işleri bitince karnım acıktı. Ben de haluj yapmaya karar verdim. Bilmeyenler için Haluj bir çerkez yemeğidir. Genelde patatesli yapılır ama biz peynirli ve soğanlısını yaparız. Tarif çerkez olan annemin babanesinden kalma. Bizim evde çok sık yapılır ve damağımız alıştığı için midir nedir bütün aile bayıl bayıla yer. Buraya da hemen basitçe tarifini bırakayım.



Hamur için 2-3 Bardak Un, 1 Yumurta, 1 Çay Kaşığı Tuz, Birazcık Yağ
Tüm malzemeleri yoğuruyoruz ve 5 dk kadar dinlendiriyoruz.

Hamur dinlenirken hemen içini yapmaya başlıyoruz. İki orta boy soğan, yada 3 küçük soğan, 100-150 gr beyaz peynir, göz kararı kırmızı Toz Biber, yine göz kararı nane.. Soğanları rondodan geçirip yarım çay bardağı yağ döktüğümüz tavada soteliyoruz. Soğanlar ölünce ocaktan alıp henüz sıcakken beyaz peyniri ve baharatı ekliyoruz ve karıştırıyoruz. Aşağıdaki fotoğrafta henüz kırmızı toz biberi eklememişim.




Sonra hamurlar bezelere ayrılır ve 2-3 mm kalınlıkta yuvarlaklar şeklinde açılır. Boyutlarını aşağıdaki fotoğraftan çıkartabilirsiniz. Açılan yuvarlakların ortasına içten bir tatlı kaşığı eklenir ve yarım daire şeklinde kapatılır. Uç kısımlarına bastırılır ve kıvrılır.




Sonra kaynamakta olan bir tencere suya halujlar salınır ve 10 dakika kadar haşlanır. Aşağıdaki tavanın içinde tatlı biber eklenmiş harcı görebilirsiniz.



Aşağıda gördüğünüz üzere halujlar fokur fokur kaynıyor. Bu arada verdiğim tarif yaklaşık 3 kişilik ama biz iki kişi bitirebiliyoruz :). Afiyet olsun, tarifle ilgili sorunuz olursa yada detaylandırmamı isterseniz lütfen yorum kutusuna not bırakın. Bu güzel yemeği herkes bilsin yesin isterim.


Pazar günü ise klasik kahve ve kitap keyfi yaptım.


Bu arada her zaman Jacobs filtre kahve içerdim ama geçtiğimiz hafta Gloria Jeans'ten fındıklı bir kahve aldım. Gerçekten çok güzel kokuyor. tavsiye ederim :) Daha önce Starbucks'tan kahve almıştım ama pek beğenmemiştim.




Öğlen için karnım acıkınca pırasalı börek yapmaya karar verdim. Aşağıdaki fotoğrafta pırasalı böreğin içini görüyorsunuz.




Aşağıda da böreğin kalan parçaları, nasıl bir açlıkla saldırdıysam :)




Şu öve öve bitirilemeyen, MAC marka rujlara alternatif olarak gösterilen hatta daha iyi denen Golden Rose Velvet Matte rujlardan ben de alayım dedim.

Soldan sağa 27, 16 ve 12 numara



Aşağıdan yukarıya 27,16,12 numara.


27 gerçekten çok güzel bir şeftali rengi, 16 biraz daha koyu kiremite çalan bir şeftali. 12 numara ise koyu bir pembe. Normalde fiyatı 17 TL' ydi. İnternette fiyatının 10 TL' ye düştüğünü görünce daha fazla bekletmeden alayım dedim. Son günlerde kozmetiğe fena merak sardım. Sürümü çok güzel değil, mat olduğu için formülü gereği sanırım bu tarz rujlar böyle oluyor. Altına kesinlikle bir nemlendirici sürmek gerekiyor.  O zaman çok daha rahat dağılıyor. Bu rujlar beni uzun süre idare eder. Fiyat/performans açısından kesinlikle değer. Her bir ruj için Golden Rose bir de oje hediye ediyor. Yani oldukça karlı oldu bu alışveriş.

Şimdilik hafta sonum bu kadar. Bu akşam yapacaklarımı da daha sonraki bir post ile yayınlarım çünkü planlarım var :)

Bu arada Amerika için başvurumu yaptım. Şu an artık top karşı tarafta heyecanla bekliyorum. Artık belli olsunda bende hayatımla ilgili bir planlama yapmak istiyorum. Başvurmaya karar verdiğimde  bu kadar heyecan yapacağımı düşünmüyordum...Beni en çok belirsizlik yordu bakalım kısmet :)

Ben bir çay demleyeyim de sıcak sıcak içeyim, bu hafta havalar soğuyormuş sıkı giyinin !

Sevgiler,

M








20 Şubat 2016 Cumartesi

İz Tv Kedici Programı ve Bekleyiş

Bugün sabah rastgele kanallar arasında dolaşırken İz Tv 'de "Kedici" programına rast geldim. Nasıl mutlu oldum anlatamam. İlk defa izledim ve benim çok hoşuma gitti  program formatı.

Farklı kedi sahipleri ve kedilerinin komik hikayelerini izleyerek güldüm. İz Tv Digitürk kanal 182' de yayınlanıyor. Uydu yada D-Smart' ta da olabilir.

Program detaylarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.iztv.com.tr/kusaklar/program-bi-kedi-gordum-sanki

Çekimler Ankara'da bulunan kedi hastanesinde yapılmış. Benim izlediğim bölümde bir tane minik sarı kedi vardı resmen dişlerim kamaştı, ağzım sulandı diyebilirim :) Denk gelirseniz izleyin mutlaka :)

Başlıkta yazdığım "Bekleyiş" ise Amerika'ya gidiyor muyuz gitmiyor muyuz onun bekleyişi...

Geçtiğimiz hafta gitmek istediğim okula başvurumu gönderdim. Bu hafta muhtemelen olumlu yada olumsuz dönecekler. Başvuruyu yaptıktan sonra çok garip duygular içerisine girdim. Dün kedi sahiplendirme sitelerini gezdim mesela. Eğer olumlu olursa çok sevineceğim, benim için bir hayal gerçek olmuş olacak. Ama öte yandan kabul edilmezsem ve Türkiye'de kalacağımız kesinleşirse kedi sahiplenmeyi planlıyorum bu yüzden de çok heyecanlıyım. Yani hem olsun istiyorum, hem bir yandan da olmasın istiyorum.

Miskin'i hala özlüyorum. Her gün aklıma geliyor bir sebepten. Aslında yeni bir kedi sahiplenmek ile ilgili korkularım da yok değil. İnsan doğasının bir parçası gereği sürekli kıyaslar mıyım diye düşünüyorum mesela. Benim oğlum çok uslu çok iyi huylu bir kediydi, gece miyavlamaları dışında :). Yeni gelecek kedi nasıl olacak kim bilir... Eşim sevecek mi mesela.. Onun sevgisi Miskin'e karşıydı.  Yeni kedi almamıza da en çok o karşı çıkıyor. Ne çabuk unutuyorsun Miskin'i diyor. Ben bir daha aynı kaybı yaşamak istemiyorum sen nasıl göze alıyorsun diyor. Aslında bende korkuyorum ama hepimiz ölmeyecek miyiz zaten, hangimizin garantisi var ki ? Yada birbirimizi kaybetmeyecek miyiz? Kendimizi, Annemizi, babamızı, söylemek istemiyorum ama çocuklarımızı ..

Hayat bu kadar endişeyi taşımak ve bir şeylerden korkmak için çok kısa değil mi sizce de?

Zaten her yaşadığımız an aslında bir mucize ve kutlanması gereken bir zaman değil mi ? Neyin garantisi varki şu hayatta kendimizi maddi olarak bu kadar bağlıyoruz. Bir evimiz olsun diye yıllarca maaşımız kadar taksitler ödüyoruz. Yeri geliyor boğazımızdan, gezmemizden, eğlenmemizden  kısıyoruz. Hayatı bu kadar kesin gördüren ne bize acaba ? Ben artık sevdiğim , eğlendiğim şeylere öncelik veriyorum. Elbette söylemek istediğim şey "Ağustos Böcekliği" yapalım, değil içimizdeki "Karınca"yı kaybetmeyelim ama hala yaşıyorken hayattan da keyif almayı bilelim. Kendimizi mutlu edelim. Eşimiz, çocuğumuz yada başkaları için değil ilk önce kendimiz için yaşayalım. Kendi ruh sağlığımız yerinde olursa, mutlu olursak zaten etrafımızı da mutlu etmez miyiz?

Benim son zamanlardaki ruh halim böyle. Belki 30 yaşına girmiş olmak bu düşünceleri depreştirmiş olabilir. Zaman artık daha hızlı akıyor gibi sanki , vakit kaybetmek istemiyorum :)

Herkese mutlu ve patili cumartesiler,

M







Popüler Yayınlar

Sayfalar