Takip edenler bilir şuradaki yazımda hikayenizi benimle paylaşırsanız bloğumda yayınlayabilir ve benzer yollardan geçen insanlar olarak birbirimize destek olabiliriz demiştim. Bence ne kadar çok yaşanmışlık o kadar çok ihtimalin farkında olmak demektir. Kim bilebilir belki bizim hikayemizdeki bir parça başka kişiyi çözüme götürebilir...
İşte bu çağrıya kulak veren Sıla Hanım, kedileri Tarçın ve Charlie ile yaşadıkları hikayeyi paylaşmış, kendisine çok teşekkür ediyorum. Ben sonuna kadar nefesimi tutarak okudum, ne olursa olsun her şeye inat vazgeçmemenin, umudu kaybetmemenin ne kadar önemli olduğunu bana bir kez daha hatırlattı..
"Merhaba blogunuzdaki yazılarınızı okuduktan sonra ben de size hikayemi anlatmak istedim. Öncelikle belirtmek istiyorum ki blogunuz özellikle kedisi fip hastalığına yakalanmış insanlar için çok büyük bir destek.. Miskin kedinizi kaybetmenize çok üzüldüm fakat paylaştığınız yazılarla hep yalnız olmadığımı hissettim bu yüzden size çok teşekkür ederim.. Biz yaklaşık 2 sene önce tatlı mı tatlı iki minnak kedi sahiplendik.Küçüklükten beri hep hayalimdi kedi veya köpek sahibi olmak. Bu iki kedicik çok iyi anlaşan kardeşlerdi hiç kavga etmezlerdi. Oyun oynayışları, sarılıp uyuyuşları o kadar mutlu ediyordu ki beni... Kısa sürede ikisine de çok bağlandım, çok alıştık birbirimize... Bir tanesinin adı Charlie. Charlie çok akıllı, çok hareketli, kıpır kıpır bir sevgi yumağı idi. Kardeşi Tarçın ise biraz daha çekingen ve ürkek idi bunun sebebinin büyük ihtimalle bacağındaki sakatlık olduğunu düşündük. Yürürken sendeliyordu ve bazen bacağı titriyordu. Veterinere götürdüğümüzde ömrünün çok uzun olacağını sanmıyorum tarzında şeyler söylemişti. Onun yürüyüşünü her gören insan da moral bozmak istercesine bana bunu söylüyordu. Bir gün hiç beklemediğimiz bir şey oldu. Biz Tarçın hastalanabilir diye beklerken, yaşama sevinciyle ve enerjiyle dolu kedimiz Charlie hastalandı. Önce iştahı kapandı sonra hareketsizleşti. Birçok veterinere götürdüysek de teşhis koyamadılar. Kedi bu sürede iyice kötüleşti. Bir şeyler yapın, kurtarın beni der gibi bakıyordu fakat biz bi şey yapamiyorduk. Bazı veterinerler serum verdi bazıları şeker hastası dedi. Hatta bir veteriner boynu kırılmış dedi alakasız bir biçimde. Sonra çekilen röntgenler vs. Bunun da doğru olmadığını kanıtladı. Tüm bu teşhis koyma çabaları sırasında kedimiz gittikce daha da kopuyordu hayattan. Ben çaresiz bir biçimde ne yapabilirim diye düşünürken veterinerler ise " birkaç güne kalmaz ölür" gibi şeyler söylediler. Çok üzgündüm. Kedimin yardım ister gibi bakışları, o halde iken bile okşadığımda mırıldaması, benim onu yaşatmak için son çırpınışlarım... Ve kedim kısa süre içinde göçtü dünyadan. Tarif edilemez bir acı. Artık Charlie için yapabileceğim tek şey, kardeşi Tarçın'ı en iyi şekilde yaşatmak idi. Tarçın'a sımsıkı sarıldım, o bana destek oldu kardeşinin yokluğunda.
Fakat şaşırmamak gerek ki çok geçmeden aynı hastalık Tarçın'da da boy gösterdi. Yine aynı belirtiler. Hareketsizlik, iştahsızlık, ufak epilepsi krizlerine benzer krizler. Bu defa aynı hataları tekrar yapmamak adına farklı veterinerlere gittik. Yavaş yavaş şekilleniyordu teşhisler. Uzak, pahalı demeden en iyi veterinerlere gitmeye çalıştık. Tabii bu sıralarda kortizon tedavisine başladık, çok da işe yaradı bu dönemde Tarçın'ı ayakta tuttu. O hastayken çoğu gece ben de uyuyamadım, uzun bir süre gülemedim bile. Hep onun yanında oldum hiç birakmadim. Birçok test yapıldı, birçok kontrol... Ve sonunda teşhis koyuldu! Beynine yerleşen FIP sonucunda hidrosefali oluşmuş idi Tarçın'da. Kardeşi Charlie de büyük ihtimalle ıslak fip sonucu ölmüştür diye düşündük. Böylece her şey yerli yerine oturdu. Bir yandan teşhis sonunda koyuldu diye sevindim, öteki yandan kedilerimin talihsizliğine ve elimizden pek bir şey gelmeyecek olmasına üzüldüm. İki tane şurup ve bir tane hap verildi. (Belki merak eden, kullanmak isteyen olur diye ilaçların isimleri: Keppra, Deltacortril, Zitromax.) Ameliyata girip beynindeki su toplanması biraz geçirilebilirdi fakat hem ameliyat çok riskli idi hem de sonuçta hastalığı tamamen geçmeyecekti ameliyat ile. Bu yüzden artık evde ilaç tedavisine başladık. İlaçlarını hiç aksatmadan günü gününe saati saatine verdim. Etrafimdaki herkes ( veterinerler, ailem, arkadaşlarım...) onun pek fazla yaşayamayacağını düşünüyordu. Etrafımdaki insanlar " üzme kendini, yeni kedi alirsin" gibi salakca cümleler kurdukca sinir oluyordum. Zaman zaman ben de umudumu yitirdim ama asla vazgeçmedim. Bazen insanlar zayıflığı ve topallayarak yürüyüşünden dolayı kedimle dalga bile geçtiler. Üzüldüm elbette çok üzüldüm fakat insanların ne dediğini umursamamak gerektiğini öğrendim. Pek yaşamaz denilen kedim Tarçın şimdi iki buçuk yaşlarında. Kilo aldı, görünümü çok sağlıklı. Neşeli ve hareketli. Umarım böyle devam eder. Çok mutluyuz. Neşeli mırıltıları ve bana sıcacık sarılışı ile uyandığım her gün dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyorum.
Hikayemi paylaşabilirsiniz. Sadece kedisi fip hastası olan insanları değil hayvanlarının hastalıkları ile mücadele eden, umudunu yitirmemesi gereken tüm insanları umutlandırmak isterim. Umudunuzu kaybetmeyin, güçlü kalın. "
Sıla Hanım size Tarçın'la upuzun ve sağlıklı ömürler dilerim. Charlie için ise çok üzüldüm, diğer meleklerin yanında huzur içindedir umarım. Ne olursa olsun umudu kaybetmemenin tedaviye devam etmenin öneminin canlı kanlı örneğisiniz. Dediğiniz gibi kim ne derse dersin kulak asmamak, insanların patavatsızca yaptıkları yorumları duymamak lazım bazen. Eminim çok daha güzel günler sizi bekliyor. Hikayenizi paylaştığınız için tekrar teşekkürler.
Sevgiler
M


