Miskin'i bulur bulmaz işten izin alıp Veteriner yolunu tuttum. Yolda giderken çok heycanlıydım. Bunca zaman bekle bekle sonunda bir kedi çıkmıştı karşıma. Ama bir yandan da endişelerim vardı. Yolda eşimi arayıp kediyi bulduğumdan ve eve getireceğimden bahsettim. Tabi ki planlar dahilinde olmadığı için bunu duymak çok hoşuna gitmedi. Aslında son durumda benim de düşüncem tatillerden sonra böyle bir işe girişmekti ancak Miskin aniden çıkıverdi karşıma sırtımı dönüp gidemezdim içim rahat etmezdi çünkü. Gittiğim veterineri çok önce internetten araştırıp kararlaştırmıştım zaten. İnternetteki yorumlarda olduğu gibi bende çok memnun kaldım ilk muayeneden. Kendisi oldukça ilgiliydi, her yaptığı işlemi detayıyla açıkladı. Bundan sonra ona gitmeye devam edeceğiz. Ayrıca eve geldikten sonra tuvaleti ile ilgili bir kaç şey sorduğumda hemen cep numarasını verdi whats up tan kakasının fotoğrafını çekip göndermemi istedi. Çocuk doktorları bile bu kadar ilgili olmuyor ben şahsen yaklaşımına bayıldım.
Veterinerden sonra direk eve geldik. 1-2 saat boyunca taşıdığım ufak mukavva kutudan çıkmadan uyudu. Bende bu arada tuvaletini ve mama kaplarını hazır ettim.Uyanır uyanmaz yemeğini koydum önüne. Bir önceki postumda ki videom Miskin'in ilk yemeği. Acıkmış olacak ki nomnom yedi bütün mamaları. Bu arada bulduğumda Miskin'in bıyıklarının yarısı yanıktı,muhtemelen çıktığı arabanın motorundan kaynaklandığını düşünüyoruz iyi ki daha ciddi bir yaralanma olmamış. Bu sebeple ürkekliğinin yanı sıra gariban bir görünümü de var :) Veteriner önemli olmadığını zamanla çıkacağını söyledi. Şimdiden daha iyi durumdalar.
Mamasını yedikten sonra tekrar uyudu. Sonra eşim geldi. Benim sabredemeyip birisinden sahiplenmiş olabileceğimi düşünmüş, biraz bozulmuş hak veriyorum ama yanmış bıyıkları ve hikayeyi dinleyince oda bir şey demedi hatta ben öyle bir emri vaki yapacak olsam çirkin kedi seçermiydim diye takıldım oda nesi çirkin şirin kedi işte dedi :)
Gerçekten miskin biraz çirkin bence :) ama çok sevimli ve sevecen bir kedi. Seçmiş olsaydık bu kadar iyi huylusunu bulabilirmiydik sanmıyorum. Cuma günü yalnızlık çekmesin diye beraber salonda yattım. Hemen hemen hiç miyavlamadı, Uyandırmaya da çalışmadı. Ara ara yemeğe çişe kalktı sonra yanıma kıvrıldı. Ertesi günde çoğunlukla uykuyla geçirdi akşam ise yatak odasının kapısını kapadık ve sabaha kadar sesini duymadık. Kendi kendine kalabilen bir kedi ne mutlu ki. Salondan hiç ayrılmıyor zaten diğer odalara girmeye çekiniyor. Zaman geçtikçe ve kendine güveni arttıkça bu durum değişecektir ama o günler geldiğinde birazda büyüyeceği için akıllanacaktır, laf sözden biraz anlayacaktır diye umuyorum. Pazar günü oldukça hareketliydi kurdeleden oyuncak yaptım bayıla bayıla saatlerce oynadı. Ben yoruldum o yorulmadı. Onun üzerine bir süre de eşim oynadı.
Yani artık stratejimiz işten geldikten sonra Miskin'i mutlaka oynatarak yormak ve uyku saatlerini bize göre ayarlamasını sağlamak. Zaten geceleri problem çıkaran bir kedi değil ama ne olur ne olmaz :)
Ona bir sürü yeni oyuncak aldım ,çocukluğunu doyasıya yaşasın istiyorum yalnızlığını hissetmesin. Kendi yaptığım oyuncaklar var hepsinden ayrıca bir postta bahsedeceğim.
Az önce aldığım yavru kedi tasmasını taktım resmen çıldırdı. Boynundan çıkarmak için elinden geleni yapıyor. Büyüdüğünde tasma takmayı düşünmüyorum ama şu an için evin içinde kayboluyor yada ayağımızın altına giriyor farketmiyoruz, Bu durum kazalara sebep olabilir diye düşünüyorum bu sebeple bir süre alışması lazım biraz büyüyünce zaten ihtiyacımız kalmayacak.
Ben bu yazıyı yazarken garibim tasmayla cebelleşmekten yorgun düştü. Neyse şimdilik çıkardım yavaş yavaş alıştırmak lazım sanırım, çokta üzmek istemem.Zaten annesinden yeni ayrılmış yavrucak bıyıkları yanmış, yeterince strese girmiş birde ben yormayayım değil mi ama ?
Maceralarımız devam edecek...
30 Eylül 2014 Salı
28 Eylül 2014 Pazar
Tanıştırayım Oğlum Miskin !
Her şey çok ani oldu. Cuma günü öğle yemeğinden sonra her zamanki gibi biraz yürüyüş yapmak için iş yerinin bahçesine çıkmıştık. Bir de baktım minik bir kedi iş yerinden bir bayanın elinde. İş yerimiz duvarlarla çevrili ve bahçesi oldukça geniş bu sebeple içeriye kedi girmesi pek mümkün değil. Bir arabanın motoru içine seyahat ederek içeriye girmiş. Bahçede 3 tane de büyük köpek geziyor. Onlarda gözlerini dikmiş uzaktan kesiyorlar miniği.Yani onu arada bırakırsak kesinlikle köpekler tarafından boğulacak hiç şansı yok.
O an karar verdim. Hayalimdeki kedi tipi değildi. Hep karnı beyaz, sarman veya maskeli bir kedim olmasını hayal etmiştim, kırçıllı bir tekir değil. Ama öyle uysal ve tatlı bakıyordu ki. Evet dedim neden olmasın. Hemen iş yerinden izin alarak miniği veterinere götürdüm. Parazit aşısı, pire damlası yapıldı, kimlik kartı çıkartıldı.Tam 900 gr ve veterinerimiz 2,5 aylık olduğunu tahmin ediyor. Herhangi bir sorunu yok gibi gözüküyor. Mama yemesi su içmesi gayet normal hatta fazla bile yiyor veterinerin söylediğinden fazla koymak zorunda kalıyorum. Tuvaletini de yapıyor ama biraz miyavlayarak. Tuvaletini hep kutusuna yaptı hiç bir şey yapmama gerek kalmadı. Sanırım parazitlerini düşürüyor. Biraz piresi de vardı ama damladan sonra kalmadı.
En önemli özelliği oldukça sakin ve ürkek olması. Oynarsak oynuyor ama oynamıyorsak kendince takılıyor zaten çoğunlukla uyuyor. Nadiren miyavlıyor. İlgi çektiğini anlamaması için miyavlamalarına hiç tepki vermiyoruz.
Henüz salondan hiç ayrılmadı. Biz tv izlerken oda kucağıma çöreklenip bizimle birlikte izliyor, izlerken uyuya kalıyor. Eğer izin versem ellerimi ısırma ve patileriyle tutma eğilimi gösteriyor ama öle yaptığında hayır diyip oyunu bitiriyorum. Sanki ufaktan hayır kelimesini anlamaya başladı. Kağıt topları çok seviyor ama uçan kurdele favorisi. İlk gece salonda yanında yattım yabancı bir ortam kendini yalnız hissetmesin istedim. Ara sıra uyanıp yemek yiyip tuvalete girip yattı oda . Pek uyandırma girişiminde bulunmadı. Dün gece ise salonda yalnız bıraktım. Herhangi bir miyavlama falan duymadık. Sabah geldiğimizde koltuğun üstünde uyoyordu.
Televizyonun olduğu sehpanın kenarlarına yapışkan bantlar koydum ki çıkmasın şimdilik işe yarıyor.
Yine televizyon kablolarını alimunyum folyo ile sardım. İnternette bir kaynakta aluminyumu dişlemenin hoşlarına gitmediği yazıyordu. Zaten çoğu kabloyu şu postum da bahsettiğim kablo kılıflarından geçirmiştim .Ama illaki artan kısımlar oluyor belki ondan biraz daha satın almalıyız. Önlemimizi sağlam alalım da sonra üzülmeyelim :)
Miskin şu an için çok iyi huylu bir kedi. Doğru dürüst hiç zorluk çıkarmıyor.Hatta eşim bile ilgileniyor ara sıra seviyor ama çoğunlukla eşimden korkupkoltukların altında saklanıyor :)) Hiç bir şey yapmadığı halde sanırım cüssesinden çekiniyor hehehe
Şimdilik durumumuz böyle, iyi gidiyor , iyi gitmesinde Miskin'in davranışlarının payı büyük. Bir önceki deneyimimizle oldukça farklı. Hep böyle uslu olur umarım. En azından eşim iyice alışana kadar :))
Miskin'in ilk yemeği , sesi açmayı unutmayın :)
Gelişmelerle burada olacağım,
Sevgiler..
24 Eylül 2014 Çarşamba
Meraklısına Kedi Bakmanın Masrafı
Harcama listemi ikiye böleceğim, bir tanesi "olmazsa olmazlar", bir tanesi "olursa iyi olurlar". Böylece minimum harcama yapılması gereken tutarları da görmüş olacağız. Bu listeyi ihtiyaç duyulan malzemeler olarakta düşünebilirsiniz. Ben harcamalarımı yaparken ne fazla lükse, nede fazla ucuza kaçanlardanım, yani orta halli bir tüketiciyim diyebilirim, yoksa aşağıda çıkacak bütçeden elbette çok daha azına yada çoğuna kedi bakılabilir.
OLMAZSA OLMAZLAR:
Kedi Tuvaleti : Savic Nestor Kapalı Kedi Tuvaleti (42 TL)-kargo ücreti 7 TL
Kedi Kumu: Sanicat Oxygen Dezenfektan Kedi Kumu 10L (21 TL)
Kum Küreği : Karlie Marka (3.5 TL)
Mama ve Su Kabı : Şimdilik evdeki seramik kapları kullanacağım..
Kedi Maması : Royal Canin Baby 34 -800gr (17 TL) (20 gün yeteceğini düşünüyorum)
Taşıma Çantası : Moderna RoadRunner 1 (30 TL)-kargo ücreti 7 TL
Tırmalama: Henüz karar veremedim
Veteriner İlk Muayenesi : Gidince göreceğiz
OLURSA İYİ OLURLAR:
Kedi Yaş Mama :
- Britcare Kitten 1 Konserve (3.2 TL)-denemek için bir tane aldım serverse çoklu alımlarda biraz daha uygun fiyata geliyor.
Ödüller:
- Gimpet Baby Tabs -(10.65 TL) bir takım eğitimler vermek istediğim için aldım.
- Beaphar Kitties -(6 TL ) Kedimi şımartacağımı söylemişmiydim ! :()
Temizlik Ürünleri :
- Şampuan : Zorunlu haller dışında yıkamayacağım ama göz yakmayan bebe şampuanı almayı düşünüyorum küçük boy tedbiren, muhtemelen dalin
- Mendil: Patimisil (1+1 adet ) (5.2 TL )
- Kedi Kumu Poşeti : Eastland Large 12 adet (9.5 TL) Bu poşeti tuvaletin alt kabına geçiriyoruz ve kumu bunun üzerine döküyoruz, kum tamamen değişeceği zaman bu poşeti çıkarıp atıveriyoruz -( teknik olarak tabi, pratikte nasıl olacak göreceğiz )
Oyuncak :
Evdeki kağıt, karton kurdeleden de gayet güzel oyuncaklar yapabiliriz ama çok pahalı olmadığı için bir kaç tane hazır alayım dedim.
- Flamingo Zilli plastik oyuncak 2'li (3 TL )
- Eastland Minik Sesli Fare 2'li (6 TL)
Yukarıdakileri toplarsak şuan için 170 TL para harcamış gözüküyorum. Bu tabloda tek eksiğim veteriner masrafı ve tırmalama tahtası veya ağacı. Onlarıda edindiğim zaman ilk etapta yapılması gereken masraflar ortaya çıkmış olacak.
Bu yazımı her ay güncelleyerek uygun fiyata bulduğum ürünleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Sevgiler,
22 Eylül 2014 Pazartesi
21 Eylül 2014 Pazar
Kediye Mama Kabı Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Şeyler
Merhaba ,
Malum kedi tuvaleti ve taşıma kabı alışverişimi yaptım. Bu sıralarda ise gerekli diğer malzemelere internetten göz gezdiriyorum. İnternette şimdi de bu konularda harıl harıl inceleme yapmaya başladım.
Bu yazımda mama kaplarını seçerken kendi dikkat edeceğim noktalardan bahsedeceğim ve benim vardığım sonucu paylaşacağım.
1. Malzeme
Bence mama kabı seçerken en çok dikkat etmemiz gereken nokta kabın yapıldığı malzeme. Mama kaplarının yapıldığı piyasada 4 çeşit ana malzeme var. Plastik, Melamin, Seramik ve Çelik kaplar.
İnternette pek çok kaynak bu kaplardan plastik ve melamin olanları tercih etmememiz gerektiğini söylüyor. Sebep olarakta belli başlı üç madde sayabiliriz. 1. Plastikler kanserojendir, 2. Kolay çizildiği için çiziklerin arasında kedimizin sağlığını olumsuz etkiletecek bakteri- mikroplar kolayca üreyebilir. 3. Bazı kedilerin çenelerinde alerjiye sebep olduğu gözlemlenmiştir. Bu sebeple ben kendi adıma plastiğin ve yine türevi bir madde olan melaminin üzerini çizdim. Zaten kendi mutfağımda da plastik hiç bir şey asla kullanmam buna saklama kapları da dahil.
Seramik ve çelik kaplar ise sağlıklı ve kullanılabilir kaplar olarak kabul edebiliriz. Ancak seramik kabın boyasına da dikkat etmek gerekiyormuş. Bir de tabi seramik kapların kırılgan olma durumu var. Ben bu sebeple malzeme olarak paslanmaz çelik'i tercih edeceğim sanırım.
2. Ağırlık ve Kaydırmaz Taban
Alacağım kabın bir miktar ağır olmasına dikkat edeceğim, malum zıpır bir yavru kedi paldır küldür koşarken mamasını suyunu birbirine katacaktır, biraz ağır bir kap seçerek hasarı en aza indirmekte fayda var. Aynı şekilde tabanı silikon veya lastikli mama kapları var, yerinden oynatması ve kaydırması pek mümkün olmayan. Yine bu tarz bir tabak seçim sebebi olacak.
3. Derinlik ve Genişlik
Ben yavru kedi almayı planladığım için çok derin olmayan ve yine çok geniş olmayan bir kap tercih ediyorum. Yine bir kaynağa göre kediler mamalarını yerken bıyıklarının kabın kenarına sürtmesinden hoşlanmazlarmış. Kap seçimi yaparken bu noktayada dikkat etmekte yarar var.
4.Kolay Kullanım ve Bulaşık Makinesinde Yıkanabilirlik
Bulaşık makinesinde rahat kullanmak için her halükarda seramik veya metal olması gerekir diye düşünüyorum zaten ve üzerinden boya olmaması. Kolay kullanımdan kastım ise bazı mama kaplarını el ile rahat kavrayabilmek için yan taraflarını açık yapıyorlar . Aşağıdaki örnekte olduğu gibi.
resim kaynak : http://www.kolaymama.com/Hagen-Catit-Desenli-Mama-ve-Su-Kabi-Kucuk-Boy,PR-57.html
Benim ne yapacağıma gelirsek şu an için evde kullanmadığımız alçak kenarlı ufak seramik kaselerimiz var. İlk etapta onları kullanmayı düşünüyorum. İnsan kullanımı için yapıldığından zehirsiz boya içeriyordur diye düşünüyorum. Eğer baktım hoşlanmıyor yada büyüdü artık küçük geliyor ondan sonra yukarıda anlattığım kriterler üzerinden bir seçim yapacağım.
Döküp saçmalara karşı mama kabının altına konacak mat işini ise yine ikea dan kendimiz için almış olduğumuz ve pek kullanamadığımız amerikan servisler ile çözeceğim.
Ayrıca evde olamayacağımız yada eve geç geleceğimiz zamanlar için otomatik mama kaplarından edinmeyi planlıyorum. Bunun için internette pek çok seçenek mevcut. Ama fiyatları oldukça yüksek bu sebeple şimdilik otomatik mama kaplarını araştırma işini kedicik geldikten sonraki bir zamana erteledim.
Bu arada son olarak bir de şu ikili mama kaseleri var. Her ne kadar bir taşla iki kuş gibi gözüksede yine internette okuduğum kullanıcı yorumlarında bu tarz kaselerin pek kullanışlı olmadığı, birine mama birine su koyunca mama ve suyun birbirine kolayca karıştığı yada birinden birini dökmek istediğinizde öteki kaptaki içecek yada yiyeceği de dökmeniz gerektiği konuşuluyor
Kaynaklar ;
http://cats.about.com/cs/catfood/bb/bybfoodbowls.htm
http://www.catbreedsjunction.com/cat-food-bowls.html
http://www.petworlddirect.ie/z/how-to-choose-the-best-bowl-for-your-cat/194
Naked and Afraid - Sex Sells
Geçenlerde Animal Planet'da Jackson Galaxy videolarını izlerken tesadüfen Discovery Chanel'in sayfasına girdim ve naked&afraid isimli bir şovun sürmekte olduğunu hayretle gördüm.
Program adındanda anlaşılacağı üzere doğada çıplak yaşam savaşı üzerine. Hani şu akrepleri, yılanları yada eline geçirdiği bilimum ne kadar haşarat varsa yiyen bir adamın programı vardı ya, işte onun o işleri birde çıplak yaptığını düşünün. Birbirini tanımayan bir kadın ve bir erkek 21 gün ıssız bir yere bırakılıyor ve hayatta kalmaya çalışıyor.
Tabiki bu ilginç program henüz ülkemizde yayın hayatına başlamamış, bilemiyorum başlayacağını da sanmam :)) Ama Discovery bile "sex sells"den nasibini almış gözüküyor. Çıplaklıktan rahatsız olan veya gösterilmesin diye düşünen bir değilim ama allah aşkına doğada ÇIPLAK yaşam savaşını kim neden merak eder yada belgesel olarak izler. Bu işi giyinik yapsalar ne farkeder, zaten edep yerlerini buğulayarak yayınlıyorlar. Tam gösterinde madem bir şeyi yapıyorsunuz tam yapın, haksızmıyım ama :))
http://www.discovery.com/tv-shows/naked-and-afraid
Program adındanda anlaşılacağı üzere doğada çıplak yaşam savaşı üzerine. Hani şu akrepleri, yılanları yada eline geçirdiği bilimum ne kadar haşarat varsa yiyen bir adamın programı vardı ya, işte onun o işleri birde çıplak yaptığını düşünün. Birbirini tanımayan bir kadın ve bir erkek 21 gün ıssız bir yere bırakılıyor ve hayatta kalmaya çalışıyor.
Tabiki bu ilginç program henüz ülkemizde yayın hayatına başlamamış, bilemiyorum başlayacağını da sanmam :)) Ama Discovery bile "sex sells"den nasibini almış gözüküyor. Çıplaklıktan rahatsız olan veya gösterilmesin diye düşünen bir değilim ama allah aşkına doğada ÇIPLAK yaşam savaşını kim neden merak eder yada belgesel olarak izler. Bu işi giyinik yapsalar ne farkeder, zaten edep yerlerini buğulayarak yayınlıyorlar. Tam gösterinde madem bir şeyi yapıyorsunuz tam yapın, haksızmıyım ama :))
http://www.discovery.com/tv-shows/naked-and-afraid
Kötü Bir Veteriner Deneyimi
Her ne kadar bu kötü veteriner deneyimini yaklaşık bir buçuk sene önce yaşamış olsamda paylaşmam gerektiğini düşündüm. En azından benim gibi insanları uyarmak adına.
Şu an oturduğumuz eve henüz yeni taşınmıştık ve binanın otoparkı alt katlarda bulunuyordu. Çok fazla insan dairelerine yerleşmemiş,site yeni inşa edildiği için pek çok kapı vs açık bırakılıyordu o dönem. Bir gün otoparkın içinde de bir anne ve yavru kedilerin olduğunu farkettim. Henüz yavrularını emziriyordu. Evimde her zaman acil durumlar için kuru mama bulunur. Hemen yukarı çıkıp mama indireyim dedim. Mamayı vermek üzere indiğimde farkettimki yavrulardan bir tanesinin arka ayakları oynamıyor. Hemen telaşlandım, yavruyu annesinin yanından kaptığım gibi eşimle bize en yakın Atakent'te bir veteriner polikliniğinin yolunu tuttuk. Malesef bize bakan doktor sanırım stajer yada yeni başlamış doktorlardan biriydi. Belki elli defa kediyi az önce bulduğumu, geçmişini bilmediğimi zaten annesi olduğu için geri bırakacağımı söylememe rağmen sürekli geçmişi ile ilgili sorular sordu, sanırım aklı başka yerdeydi. Muayene ederken yavruyu sabit tutamadığı için benden tutmamı istedi. Ki ben sonuçta öyle iğne yapılırken yada mıncıklanırken tutamam, içim acır. Bir de kediyi bende ilk defa görüyorum, yani elini kolunu tutma konusunda deneyim sahibi değilim.
Neyse bir şekilde aşısını yaptı, damla damlattı bunun dışında başka bir şey yapmadı yani standart muayene. Zaten muayene esnasında kedicik başladı bacaklarını oynatmaya. Çıkan fatura 160 TL'di. Kediyi dışarıdan bulduğumu ve yine yerine bırakacağımı, yani sahiplenmiş olmadığımı söylememe rağmen 160 TL. Elbette veterinerlerde para kazanacaklar ancak bu şekilde sokakta getirilen kedicikler için biz hayvan severlere indirimli fiyatlar uygulamalı ve muayene ederken biraz daha özenli olmalılar diye düşünüyorum. Daha öncede araba çarpmış bir kediyi Bakırköy'de Elif Veteriner Kliniğine götürmüştüm ve orada tedavisi için çok daha komplike iğneler muayeneler yapılmıştı ve ödediğim ücret 40 TL'ydi. Kediyi sahiplenmiş olsam bu ödeyeceğim ücretlere gocunmayacağım ama etrafımızda ihtiyaç duyan kedilerede yardım ediyoruz sonuçta ve bu tarz kliniklerinde bu yönde teşvik edici olması gerekir diye düşünüyorum.
Bu anlattığım olayda elbette veteriner kliniğin sahibini tenzih ediyorum. Sonuçta olayı o esnada muayeneyi gerçekleştiren doktor ve kasada duran kişi ile yaşadım, aynı durumu kendisi ile yaşasaydık farklı olurmuydu bilemiyorum ancak bir iki ay önce yine trafik kazası geçirmiş bir kediciği iş yerinden bir arkadaşımız oraya götürmüş ve benzer bir yaklaşım sergilediklerinden bahsetti. Bu sebeple kediyi oradan alıp yine Bakırköy'de bir veterine kliniğe emanet ettiler. Açıkçası bende alacağım kedicik için her ne kadar atakent'te bulunan klinik bize yakın olsada yaşadığım bu olay ve yine arkadaşımın başına gelen benzer olay sebebi ile başka bir veteriner klinik bulacağım.
Ufaklığa ne olduğuna gelince. Annesinin yanında bıraktım ve bolca yaş ve kuru mamalarını da koydum. Bir kaç gün daha orada takıldılar. Hatta fotoğraflarını çekip internete koyayım belki sahiplenen olur diye düşünüyordumki sırra kadem bastılar. Ya güvenlik site dışına çıkardı yada başka bir hayvansever benden önce davranıp sahiplendi. Sonlarını malesef bilemiyorum ama yine aynı durumda bir kedicik görsem yine veterinere götürürüm ücreti ne olursa olsun.
Şu an oturduğumuz eve henüz yeni taşınmıştık ve binanın otoparkı alt katlarda bulunuyordu. Çok fazla insan dairelerine yerleşmemiş,site yeni inşa edildiği için pek çok kapı vs açık bırakılıyordu o dönem. Bir gün otoparkın içinde de bir anne ve yavru kedilerin olduğunu farkettim. Henüz yavrularını emziriyordu. Evimde her zaman acil durumlar için kuru mama bulunur. Hemen yukarı çıkıp mama indireyim dedim. Mamayı vermek üzere indiğimde farkettimki yavrulardan bir tanesinin arka ayakları oynamıyor. Hemen telaşlandım, yavruyu annesinin yanından kaptığım gibi eşimle bize en yakın Atakent'te bir veteriner polikliniğinin yolunu tuttuk. Malesef bize bakan doktor sanırım stajer yada yeni başlamış doktorlardan biriydi. Belki elli defa kediyi az önce bulduğumu, geçmişini bilmediğimi zaten annesi olduğu için geri bırakacağımı söylememe rağmen sürekli geçmişi ile ilgili sorular sordu, sanırım aklı başka yerdeydi. Muayene ederken yavruyu sabit tutamadığı için benden tutmamı istedi. Ki ben sonuçta öyle iğne yapılırken yada mıncıklanırken tutamam, içim acır. Bir de kediyi bende ilk defa görüyorum, yani elini kolunu tutma konusunda deneyim sahibi değilim.
Neyse bir şekilde aşısını yaptı, damla damlattı bunun dışında başka bir şey yapmadı yani standart muayene. Zaten muayene esnasında kedicik başladı bacaklarını oynatmaya. Çıkan fatura 160 TL'di. Kediyi dışarıdan bulduğumu ve yine yerine bırakacağımı, yani sahiplenmiş olmadığımı söylememe rağmen 160 TL. Elbette veterinerlerde para kazanacaklar ancak bu şekilde sokakta getirilen kedicikler için biz hayvan severlere indirimli fiyatlar uygulamalı ve muayene ederken biraz daha özenli olmalılar diye düşünüyorum. Daha öncede araba çarpmış bir kediyi Bakırköy'de Elif Veteriner Kliniğine götürmüştüm ve orada tedavisi için çok daha komplike iğneler muayeneler yapılmıştı ve ödediğim ücret 40 TL'ydi. Kediyi sahiplenmiş olsam bu ödeyeceğim ücretlere gocunmayacağım ama etrafımızda ihtiyaç duyan kedilerede yardım ediyoruz sonuçta ve bu tarz kliniklerinde bu yönde teşvik edici olması gerekir diye düşünüyorum.
Bu anlattığım olayda elbette veteriner kliniğin sahibini tenzih ediyorum. Sonuçta olayı o esnada muayeneyi gerçekleştiren doktor ve kasada duran kişi ile yaşadım, aynı durumu kendisi ile yaşasaydık farklı olurmuydu bilemiyorum ancak bir iki ay önce yine trafik kazası geçirmiş bir kediciği iş yerinden bir arkadaşımız oraya götürmüş ve benzer bir yaklaşım sergilediklerinden bahsetti. Bu sebeple kediyi oradan alıp yine Bakırköy'de bir veterine kliniğe emanet ettiler. Açıkçası bende alacağım kedicik için her ne kadar atakent'te bulunan klinik bize yakın olsada yaşadığım bu olay ve yine arkadaşımın başına gelen benzer olay sebebi ile başka bir veteriner klinik bulacağım.
Ufaklığa ne olduğuna gelince. Annesinin yanında bıraktım ve bolca yaş ve kuru mamalarını da koydum. Bir kaç gün daha orada takıldılar. Hatta fotoğraflarını çekip internete koyayım belki sahiplenen olur diye düşünüyordumki sırra kadem bastılar. Ya güvenlik site dışına çıkardı yada başka bir hayvansever benden önce davranıp sahiplendi. Sonlarını malesef bilemiyorum ama yine aynı durumda bir kedicik görsem yine veterinere götürürüm ücreti ne olursa olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
yeniden merhaba , kedi mamaları ile ilgili ayrıca detaylı yazılar hazırlayacağım fakat ondan önce arada aklıma gelen soruları ve interne...
-
Merhaba, Bugün hastalığı keşfedeli üç gün oluyor. Aslında içimden yazmak gelmiyor artık ama aynı durumda olabilecek bizim gibi umutsuzca ç...
-
Merhaba, Henüz bloğu yeni açtığımda bahsettiğim üzere kedimizi bayramdan sonra almayı planlıyoruz. Artık Eylül ayına girmiş bulunduğumuz i...
-
Hastalığı ilk öğrendiğimden beri aklımdan geçen cümlelerden biri bu olmuştu. Sen daha miniciksin 9 aylıksın yaşını bile doldurmadın ki M...












