DENEDİĞİM ÜRÜNLER

20 Şubat 2017 Pazartesi

Kendin Yap: Delikli Kutu Kedi Oyuncağı

İşte size evde kolaylıkla yapabileceğiniz bir kedi oyuncağı önerisi. Orta boy bir karton paketi alın ve kalem veya kapalı makasın ucunu kullanarak parmak genişliğinden biraz büyük rastgele delikler açın. Sonrası videoda :)

instagram: kedi_beti
youtube: Kedi Beti


19 Şubat 2017 Pazar

Bir pazarın daha sonuna geldik, biraz kahve muhabbeti


Eveet bir pazar gününün, tembelliğin ve popo büyütmenin sonuna geldik. Bu hafta sonu yapılacak bir sürü iş çıkarmıştım kendime ama hiç birini yapamadım. Üzerimdeki şu ağırlığı ne zaman atabilicem acaba bilmiyorum !

Yarın Betişko'nun doğum günü, 1 yaşına basıyor!!20 Şubat 2016'da doğmuş, biz Nisan ayının sonlarında  sahiplenmiştik. Ufak bir kutlama maması kesicez aile arasında artık :P Eğer fotoğraf çekebilirsem ki akşam çekimleri çok güzel çıkmıyor ama bloğa koyarım.

Bu arada uzun zamandır kahveye koymak için şurup almayı planlıyordum. Son Almanya seyahatinde gurme yiyeceklerin satıldığı bir yerden Monin marka fındık şurubunu buldum. Ben kahveyi şekerli içmem bu sebeple bir kaç damla kahveme ilave ediyorum ve tam istediğim gibi (içinde fındık,badem vanilya aromalı, şekerli olmayan ama  dilde yalnızca tat bırakan bir kahve ortaya çıkıyor. Bundan sonra dışarda kahve içmem artık diye düşünüyorum, benim tam olarak beklentimi karşıladı, tavsiye ederim! Bulabilseydim şu meşhur "pumpkinspice" aromasından da alırdım ama o yoktu. İkinci alternatif olarak vanilya şurubu aldım. Henüz denemedim ama gerek kahveye gerek keke çok yakışacağını düşünüyorum. Fiyatı 3 eur gibi bir şeydi. 


Bugünlük bu kadar !

Sevgiler,

İnstagram: kedi_beti

18 Şubat 2017 Cumartesi

Almanya'dan Ucuz Kedi Mamaları ve Ödülleri Hakkında

Merhabalar,

Geçtiğimiz hafta işim sebebi ile Almanya'nın Frankfurt şehrindeydim. Dönmeden bir ara işten fırsat bulunca alışverişe çıktım. Almanya'dan daha önce kozmetik ve bakım ürünleri alışverişi yapmıştım ve Türkiye'de yüksek fiyatlara satılan ama Almanya'da gayet uygun olan, organik ve vegan ürünleri ile nam salmış  "Lavera" markasını alıp denemiş ve oldukça memnun kalmıştım. Bu sebeple markette ilk hedefim krem ve şampuan reyonları oldu :)). Çıkmadan önce ise market çok büyük olmasada acaba kediler için bir şey var mıdır diye merakla arka kısımlara doğru ilerledim. Birde ne göreyim hem kedi hem köpekler için çeşit çeşit mama yanı sıra ödüller raflardan bana el sallıyor. Fazla vaktim olmadığı için hemen hızlıca incelemeye giriştim. Bu arada bulunduğum market Rossmann'dı.

Ürünleri sizin için kısaca anlatıp fiyatlarını yazacağım. Ben kalite, performans, fiyat ilişkisini bir çoğu için çok iyi buldum ve bu sebeple biraz fazla alıp stokladım. Şimdi hızlıca Rossmann'ın kendi markası olan Winston'dan başlayalım.

Aşağıda göreceğiniz ödül çubukları 10'lu ve yalnızca 0.85 Eur.Kuru 4'ten alırsak3.5 TL. Burada en son hepsiburada'dan Gimcet'in 5'li stick'ine indirimli kampanyalı 12 tl ödemiştim. Arada 8 kat fiyat farkı var.


Herşeyden önce üzerinde hiç bir ilave, şeker gibi katkı maddesi olmadığı yazıyor.
Bu çubuklardan 3 çeşit bulabildim. Çeviriye fırsat olmadığından, fiyatta beni memnun ettiğinden her çeşitten attım sepete.


Şimdi bir de içeriğine bakalım isterseniz. Her bir çubuk 5 gr'dan ürününün toplamı 50 gr.




İçerik olarak : Et ve et yan ürünleri, balık ve balık yan ürünleri(%6 somon-%6 alabalık), mineraller şeklinde belirtilmiş. Benim bu bu bilgiden anladığım neredeyse tamamı etten oluşuyor ancak üzerinden alabalıklı ve somonlu denmesine rağmen yalnızca %12'sinde alabalık ve somon var. Diğer kısımları et ama ne eti o yazmıyor. Bu kısım şaibeli gibi gözüksede analiz değerleri memnun eder düzeyde.


%33 protein, %20 yağ, %11 kül, %2 selüloz, %28 nem
burada kül biraz fazla gözüküyor, örneğin gimcat'te kül oranı %6, selüloz %3, protein %36. Ama gimcat'te ayrıca şekerde var ki winston' da yok.

Bu sebeple neredeyse 8'de 1 etiket fiyatı olan bir ödül maması olarak bence değerleri çok güzel. Şimdi detaylı inceledikten sonra keşke biraz daha fazla alsaymışım hissine kapıldım :D.

Bir diğer ürünümüz yine Winston marka mini ödül çubukları. Ötekinin aksine bu çubuklar kutu içerisinde satılıyor ve her bir çubuk ayrı ayrı paketlenmiş. Bu ayrı paketleme olayı sanırım çubukların taze kalması için düşünülmüş.



İçerisinde 4 farklı aromada çubuk bulunuyor. Peynirli, Jambon,Ciğer Salamlı ve Salamlı.
Ve fiyatı 0.99 Eur, yani 4 TL. İçerik ve analiz değerleri bir öncekinden pek farklı değil.
%90 Et, %4 ise üzerinde yazan çeşitten içeriyor, %90 et %4 peynir gibi.Geriye kalan %6 lık kısım mineraller.


Bu alışverişim için de çok memnunum. Çünkü büyük stickler ile bu küçük sticklerin aromaları farklı. Böylece Betiş sıkılmadan her tip lezzetin tadına bakabilecek.

Şimdi gelelim Winston'ın yaş mamalarına. Aslında başta hiç almayı düşünmüyordum ama üzerindeki fiyatı ve çeşitliliği görünce kendime engel olamadım ve yaş mamada alıp deneyelim dedim.



Yine üzerinde şeker bulunmadığı yazıyor. Yukarıdaki yoğurt soslu kümes hayvanları.
İçeriğine bakacak olursak.


Et'in yalnızca %4'ü kümes hayvanları olması tabi biraz tuhaf gözüküyor. Geri kalanın ne olduğu belli değil et ve et türevleri ama ne eti?. Örneğin şimdi Schesir'in oranlarına baktım, %26 ton balığı %23tavuk fileto olarak etin kaynağını tam olarak yazıyor. Bu mama çok açık ki Schesir kadar kaliteli değil ama analizine bakarsak %9 protein oranı ile piyasadaki diğer mamalara bakacak olursak çok kötü de değil.

Üstelik fiyatıda sadece 0.19 Eur'du. Yani 0.8 TL . Bence bu fiyata bu mama kaçmazdı. İçeriğini muhteşem bulmasamda tadımlık diye düşünerek bir kaç çeşitte bu mamadan aldım. :D
Bu arada mamalar 100gr 'lık.



Rossmann'ın kendi markası olan Winston dışında birde  Sheba'lardan deneyelim dedim.




50gr lık 6 paketten oluşuyor, daha Türkiye'ye gelmemiş.

Analizinde protein değeri %8 gözüküyor, winstonlar'dan bile daha düşük. İçeriğinde ise %44 et ve et yan ürünleri, %4 aroması(tavuk, hindi vs)

Bunun yerine Winston alsaymışım daha iyiymiş. Sheba'yı tutmadım. Paketin fiyatı 1.65 Eur'du.

Ve son olarak Rossmann'dan sonra başka bir şeyler almak için uğradığım Almanya'nın diğer popüler marketi D&M var. Hemen orayı da kontrol ettim tabiki ve oradanda aceleyle çubuk almayı ihmal etmedim.

"Dein Bestes" yine D&M'in markası ve içerik değerleri-analiz değerleri Winston ile aynı gibi.
%95 oranında et ve içeriğinde tahıl, şeker, yapay aromalar yok. Düşünün adamların uyduruk market maması ama kalitesi piyasadaki diğer normal kedi mamalarına bin basar bence. Bu sticklerin fiyatıda 0.85 Eur'ydu, 10'lu olarak satılıyorlardı ve toplam 50gr dı.

Benim tesadüfen gelişen bu keşfim oldukça bütçe dostu ve beni ve de Beti'yi :) mutlu eden bir alışveriş oldu. Umarım sizler için de bilgilendirici bir yazı olmuştur.

Benim acelem olduğu için alışveriş yaparken ne neyli bilemeden attım sepete ama şimdi tüm çeşitlerin türkçe çevirilerini çıkardım bir dahakine daha bilinçli alabilirim.

Aşağıya sizinde işinize yarayabilecek kelime çevirilerini yazıyorum. Olurda yolu Almanya'ya düşen kedici veya köpüşçülerdenseniz eve eliniz boş dönmezsiniz artık :))

Lachs: Somon
Forelle: Alabalık
Hahnchen: Tavuk
Ente: Ördek
Geflügel: Kümes Hayvanları
Leber: Karaciğer
Kase: Peynir
Schinken: Jambon
Leberwurst: Ciğer Salamı
Salami: Salam
Kaninchen: Tavşan
Huhn: Tavuk
Truthahn: Hindi



Sevgiler ,


1 Şubat 2017 Çarşamba

Sıla, Tarçın ve Charlie'nin Hikayesi

Merhabalar,

Takip edenler bilir şuradaki yazımda hikayenizi benimle paylaşırsanız bloğumda yayınlayabilir ve benzer yollardan geçen insanlar olarak birbirimize destek olabiliriz demiştim. Bence ne kadar çok yaşanmışlık o kadar çok ihtimalin farkında olmak demektir. Kim bilebilir belki bizim hikayemizdeki bir parça başka kişiyi çözüme götürebilir...

İşte bu çağrıya kulak veren Sıla Hanım, kedileri Tarçın ve Charlie ile yaşadıkları hikayeyi paylaşmış, kendisine çok teşekkür ediyorum. Ben sonuna kadar nefesimi tutarak okudum, ne olursa olsun her şeye inat vazgeçmemenin, umudu kaybetmemenin ne kadar önemli olduğunu bana bir kez daha hatırlattı..

"Merhaba blogunuzdaki yazılarınızı okuduktan sonra ben de size hikayemi anlatmak istedim. Öncelikle belirtmek istiyorum ki blogunuz özellikle kedisi fip hastalığına yakalanmış insanlar için çok büyük bir destek.. Miskin kedinizi kaybetmenize çok üzüldüm fakat paylaştığınız yazılarla hep yalnız olmadığımı hissettim bu yüzden size çok teşekkür ederim.. Biz yaklaşık 2 sene önce tatlı mı tatlı iki minnak kedi sahiplendik.Küçüklükten beri hep hayalimdi kedi veya köpek sahibi olmak. Bu iki kedicik çok iyi anlaşan kardeşlerdi hiç kavga etmezlerdi. Oyun oynayışları, sarılıp uyuyuşları o kadar mutlu ediyordu ki beni... Kısa sürede ikisine de çok bağlandım, çok alıştık birbirimize... Bir tanesinin adı Charlie. Charlie çok akıllı, çok hareketli, kıpır kıpır bir sevgi yumağı idi. Kardeşi Tarçın ise biraz daha çekingen ve ürkek idi bunun sebebinin büyük ihtimalle bacağındaki sakatlık olduğunu düşündük. Yürürken sendeliyordu ve bazen bacağı titriyordu. Veterinere götürdüğümüzde ömrünün çok uzun olacağını sanmıyorum tarzında şeyler söylemişti. Onun yürüyüşünü her gören insan da moral bozmak istercesine bana bunu söylüyordu. Bir gün hiç beklemediğimiz bir şey oldu. Biz Tarçın hastalanabilir diye beklerken, yaşama sevinciyle ve enerjiyle dolu kedimiz Charlie hastalandı. Önce iştahı kapandı sonra hareketsizleşti. Birçok veterinere götürdüysek de teşhis koyamadılar. Kedi bu sürede iyice kötüleşti. Bir şeyler yapın, kurtarın beni der gibi bakıyordu fakat biz bi şey yapamiyorduk. Bazı veterinerler serum verdi bazıları şeker hastası dedi. Hatta bir veteriner boynu kırılmış dedi alakasız bir biçimde. Sonra çekilen röntgenler vs. Bunun da doğru olmadığını kanıtladı. Tüm bu teşhis koyma çabaları sırasında kedimiz gittikce daha da kopuyordu hayattan. Ben çaresiz bir biçimde ne yapabilirim diye düşünürken veterinerler ise " birkaç güne kalmaz ölür" gibi şeyler söylediler. Çok üzgündüm. Kedimin yardım ister gibi bakışları, o halde iken bile okşadığımda mırıldaması, benim onu yaşatmak için son çırpınışlarım... Ve kedim kısa süre içinde göçtü dünyadan. Tarif edilemez bir acı. Artık Charlie için yapabileceğim tek şey, kardeşi Tarçın'ı en iyi şekilde yaşatmak idi. Tarçın'a sımsıkı sarıldım, o bana destek oldu kardeşinin yokluğunda. 
Fakat şaşırmamak gerek ki çok geçmeden aynı hastalık Tarçın'da da boy gösterdi. Yine aynı belirtiler. Hareketsizlik, iştahsızlık, ufak epilepsi krizlerine benzer krizler. Bu defa aynı hataları tekrar yapmamak adına farklı veterinerlere gittik. Yavaş yavaş şekilleniyordu teşhisler. Uzak, pahalı demeden en iyi veterinerlere gitmeye çalıştık. Tabii bu sıralarda kortizon tedavisine başladık, çok da işe yaradı bu dönemde Tarçın'ı ayakta tuttu. O hastayken çoğu gece ben de uyuyamadım, uzun bir süre gülemedim bile. Hep onun yanında oldum hiç birakmadim. Birçok test yapıldı, birçok kontrol... Ve sonunda teşhis koyuldu! Beynine yerleşen FIP sonucunda hidrosefali oluşmuş idi Tarçın'da. Kardeşi Charlie de büyük ihtimalle ıslak fip sonucu ölmüştür diye düşündük. Böylece her şey yerli yerine oturdu.  Bir yandan teşhis sonunda koyuldu diye sevindim, öteki yandan kedilerimin talihsizliğine ve elimizden pek bir şey gelmeyecek olmasına üzüldüm. İki tane şurup ve bir tane hap verildi. (Belki merak eden, kullanmak isteyen olur diye ilaçların isimleri: Keppra, Deltacortril, Zitromax.) Ameliyata girip beynindeki su toplanması biraz geçirilebilirdi fakat hem ameliyat çok riskli idi hem de sonuçta hastalığı tamamen geçmeyecekti ameliyat ile. Bu yüzden artık evde ilaç tedavisine başladık. İlaçlarını hiç aksatmadan günü gününe saati saatine verdim. Etrafimdaki herkes ( veterinerler, ailem, arkadaşlarım...) onun pek fazla yaşayamayacağını düşünüyordu. Etrafımdaki insanlar " üzme kendini, yeni kedi alirsin" gibi salakca cümleler kurdukca sinir oluyordum. Zaman zaman ben de umudumu yitirdim ama asla vazgeçmedim. Bazen insanlar zayıflığı ve topallayarak yürüyüşünden dolayı kedimle dalga bile geçtiler. Üzüldüm elbette çok üzüldüm fakat insanların ne dediğini umursamamak gerektiğini öğrendim. Pek yaşamaz denilen kedim Tarçın şimdi iki buçuk yaşlarında. Kilo aldı, görünümü çok sağlıklı. Neşeli ve hareketli. Umarım böyle devam eder. Çok mutluyuz. Neşeli mırıltıları ve bana sıcacık sarılışı ile uyandığım her gün dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyorum.
Hikayemi paylaşabilirsiniz. Sadece kedisi fip hastası olan insanları değil  hayvanlarının hastalıkları ile mücadele eden, umudunu yitirmemesi gereken tüm insanları umutlandırmak isterim. Umudunuzu kaybetmeyin, güçlü kalın. "

Sıla Hanım size Tarçın'la upuzun ve sağlıklı ömürler dilerim. Charlie için ise çok üzüldüm, diğer meleklerin yanında huzur içindedir umarım. Ne olursa olsun umudu kaybetmemenin tedaviye devam etmenin öneminin canlı kanlı örneğisiniz. Dediğiniz gibi kim ne derse dersin kulak asmamak, insanların patavatsızca yaptıkları yorumları duymamak lazım bazen. Eminim çok daha güzel günler sizi bekliyor. Hikayenizi paylaştığınız için tekrar teşekkürler.

Sevgiler

M

19 Ocak 2017 Perşembe

Sokağa mı atcan?



Aaah dostlar bu Beti kız çok fena çok :) Tam bir tazmanya canavarı. Hatun her türlü yaramazlığı yapsın, canı isterse üstümde tepinsin, ısırsın, tokatlasın, kudursun, ama mevzu kendisi olunca kimse dokunmasın çığlığı basıyo :) Sanarsın etini cimciriyolar alt tarafı sarılmak istiyorum çok mu? Ama kendi keyfi olursa gelir öper, koklar, kafamın üstüne yatar ben nefes almasam da olur zaten canım. 

Bir aralar aşağıdaki "sokağa mı atcan" resimleri çok popülerdi ben de o zaman Beti için bir tane instagrama hazırlayıp koymuştum. Burada da dursun istedim..

Sevgiler,


18 Ocak 2017 Çarşamba

Şiddet İçerikli Haberler Ve İnsanların Sonsuz Zalimliği

Merhaba Arkadaşlar,

Bu biraz içimi dökme postu olacak sanırım... Son günlerde hayvanlara, insanlara, bebeklere eziyet artıyor ve sosyal medyada bu konuda öyle çok paylaşım oluyorki...Okudukça, gördükçe zehirleniyorum. Bu sebeple artık çok üstün körü okuyup görsellerine bakmamaya çalışarak eğer söz konusu paylaşım change.org kampanyası ise hemen imzalayıp kapatıyorum. Yoksa o masum canların acısı hafızama kazınıyor ve hiç bir şey yapamıyor olmanın sıkıntısı çöküyor yüreğime.

Ben görsemde görmesemde orada birilerine eziyet ediliyor. Asla bu konuları duyurmanın, kampanya açmanın, paylaşmanın tersini savunmuyorum. Bunlar yapılması gereken çok doğru şeyler ama bunu yaparken açık açık görselleri paylaşmak ne kadar fayda sağlıyor ona emin olamıyorum. Şahsen şiddete ilişkin hayvan veya insan hiç farketmez tüm fotoğraflar benim psikolojimi bozuyor. Mesele benim psikolojimin bozulması değil, kendimi önemsemiyorum ama bu fotoğraflara her yaştan çocuk bakıyor ve bende bu kadar iz bırakıyorsa onlar nasıl etkileniyor acaba diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Neden insanlar eziyet etmekten zevk alıyor hiç anlamıyorum ve her şeyin bir sebebi olduğuna inanırım. O insan manyakça, sadistçe hareketler sergileyebiliyorsa mutlaka buna bir şeyler yol açmıştır diye düşünüyorum. Evet o kişiyi cezalandırmalıyız ama yaptığının yanlış olduğunu da anlatmalıyız. Yoksa sen bunu yaptın ha, al sana para cezası, bu bir şeyi çözmez ki. İnsanları cezalarla, kanunlarla yola getirebilselerdi ceza evleri bu kadar kalabalık olur muydu?

3 çocuk yapmak değil mutlu çocuk yapmak önemli olan. Bilinçli ve bakabildiğin kadar çocuk yapmak. Bazen düşünüyorumda children of men filminde olduğu gibi bir hastalık insanların çocuk yapmasına engel olsa dünya azalan nüfusu ile daha iyi bir yer olur muydu ? Bunu düşünüyorum diye sinirlenecek eminim pek çok kişi olacaktır ama kimse kusura bakmasın böyle huzur bozucu,üzücü olayların sebebi %99'u cehalet, sevgisizlik, kötü yetiştirilme yüzünden belki %1'i hormonal bozukluk sonucu sapıklıktan kaynaklanıyor ki o da kimyasallar ile tedavi altına alınabilir. Peki siz hayatında sevgi, ilgi görmemiş birini nasıl tedavi edersiniz ?

Bu konu dipsiz bir kuyu ne söylesem anlatsam boş.. Yapabileceğim tek şey gözümün gördüğü vicdansızlığa eziyete engel olmak, gözümün göremediğine ise elimden geldiğince change.org gibi siteler yardımı ile imza yolu ile resmi kurumları bu kişiler üzerinde hiç değilse cezai yaptırıma zorlamak.

Terör konusunu hiç yazmıyorum bile, dolup dolup taşıyorum her gün... Uykularım kaçıyor bazen geleceği düşünmek karanlık bir geceye bakmak gibi geliyor, yaşama sevincimi, isteğimi kaybediyorum düşündükçe...

Her gecenin bir sabahı var derler ya, keşke doğru olsa ve sadece şanslı olanlar değil hepimiz bir gün o sabahı görecek kadar uzun yaşayabilsek...

Sevgiler,



27 Kasım 2016 Pazar

Artık YouTube Kanalımız da Var

Yeniden Merhaba,

İşlerim sebebi ile buraya vakit ayıramasamda yazmayı, bir şeyler araştırıp sizlerle paylaşmayı çok özledim. Sanırım bu özlemimi video çekerek youtube aracılığı ile daha kolay gidereceğimi düşünüyorum. Bu sebeple Kedi Beti ve bizim hayatımızı paylaşacağımız bir youtube kanalı açmaya karar verdim.

Kanal adımız: kedi beti

Bu kanalda ağırlıklı olarak Beti hakkında paylaşımlar yapacağım ve buraya uzun uzun yazmaya üşendiğim şeyleri paylaşacağım, umarım. Umarım diyorum çünkü bir heves başlayıp sonra bırakabilirimde :)) Bilmiyorum hep beraber göreceğiz..

Bu arada son durumlardan biraz bahsedeyim. Yaklaşık bir ay kadar önce Beti'yi kısırlaştırmaya karar vermiştik. Aslında 1 yaşını geçmesini beklemeyi planlıyorduk ancak kızgınlık dönemini çok sık ve ağır bir şekilde geçiriyor. Her yere çiş yapmaya başladı ve sürekli huzursuz,mutsuz. Veterinerimizle de durumu konuştuğumuzda bu şekilde bekletirsek bu defa kızgınlık döneminde girdiği stresin bağışıklığını olumsuz etkileyeceğini söyledi. Biz de bunun üzerine gerekli kan testlerini yaptırmaya ve sonrada ameliyatını yaptırmaya karar verdik. İlaveten corona virüsü için de test ettirdik...

Malesef çıkan sonuç pozitifti. Biz test ettirmeden önce zaten sulandırılmış bir şekilde virbagen omegayı günlük belli bir doz ağız yolundan  veriyorduk, iyikide veriyormuşuz. Sonuç bizi üzse de ameliyat ettirme kararımız değişmedi.

Aslında bir ay kadar önce ameliyat olacaktı fakat bazı beklenmeyen gelişmeler sebebi ile hala olmadı. Hikayenin devamını en kısa sürede youtube' dan paylaşacağım. Benzer durumları yaşayan kişiler oldu mu merak ediyorum...

Tekrar görüşmek üzere sevgiler,

Popüler Yayınlar

Sayfalar